2025 yılı boyunca kamuoyunun yakından takip ettiği, özellikle medyatik ve magazinel boyutu olan soruşturmalarda; "Soruşturmanın Gizliliği" ilkesinin sistematik bir şekilde ihlal edildiğine şahit olmaktayız. Henüz iddianamesi dahi düzenlenmemiş, yargılama aşamasına geçilmemiş dosyalara ait ifade tutanaklarının, dijital materyallerin ve özel hayata dair görüntülerin "servis edilerek" dolaşıma sokulması, hukuk devleti ciddiyetiyle bağdaşmayan vahim bir tablodur.
MAZLUMDER olarak, yargı süreçlerinin sosyal medya mahkemelerine ve magazin bültenlerine malzeme edilmesinin, adaletin tecellisine değil, sadece "linç kültürüne" hizmet ettiğini hatırlatarak şu hususlara dikkat çekiyoruz:
• Bir hukuk devletinde suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar herkes masumdur. Ancak son dönemde yürütülen soruşturmalarda, kişiler henüz "şüpheli" sıfatını taşırken, sızdırılan bilgi ve belgelerle kamuoyu nezdinde "suçlu" ilan edilmekte ve yargısız infaza tabi tutulmaktadır. Kişinin beraat etmesi durumunda dahi temizleyemeyeceği bir "lekelenmeme hakkı" ihlali yaşanmakta; hukuki süreç, geri dönüşü olmayan bir itibar suikastine dönüşmektedir.
• Soruşturma dosyalarında yer alan ancak suçun unsurlarıyla doğrudan ilgisi olmayan, kişilerin en mahrem alanlarına ait yazışma, fotoğraf ve bilgilerin kamuoyuna saçılması, açık bir insan hakları ihlalidir. Özel hayatın gizliliği "magazin" malzemesi yapılamaz. Devlet, elindeki kamu gücünü kullanarak elde ettiği verileri korumakla yükümlüdür. Bu verilerin çarşaf çarşaf yayınlanması, sadece hukuki bir hata değil, insan onuruna yapılmış bir saldırıdır.
• Soruşturma evraklarının seçilmiş kısımlarının medyaya sızdırılması, dosyanın bütününü görmeyen kamuoyunda yanlış bir algı oluşturmakta, bu durum ise savcı ve hakimler üzerinde ağır bir baskı unsuru yaratmakta, adil yargılanma hakkı ve yargı bağımsızlığı zedelenmektedir "Sosyal medya mahkemeleri"nin kurduğu hükümlerin gölgesinde yürüyen bir soruşturmadan adalet beklemek mümkün değildir. Yargı, alkışa veya linçe göre değil, delile ve kanuna göre karar vermelidir.
MAZLUMDER olarak;
• Masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının korunmasını, soruşturma gizliliğini ihlal edenler ve dosya içeriklerini yetkisiz kişilerle veya medya organlarıyla paylaşanlar hakkında soruşturma yürütülmesini
• Basın organlarının, "haber alma hakkı" kılıfı altında kişilerin lekelenmeme hakkını ve özel hayatını ihlal eden yayıncılık anlayışından vazgeçmesini,
• Adalet Bakanlığı’nın, soruşturmaların ciddiyetine gölge düşüren ve kişileri peşinen suçlu ilan eden bu "ifşa" kültürüne karşı gerekli idari ve hukuki tedbirleri almasını talep ediyoruz.