Savaş ve onunla ulaşılmak istenen sonuç; kendileri için tehlike olarak algıladıkları unsurlar ve durumları 'savma' işinin karşılıklı bir aktivasyonu olarak tanımlanır. Bu tanım çerçevesinde hem güçler arasındaki dengesizlik, hem savaşın uygulandığı cepheler ve hem de sonuçları itibarıyla hiçbir savaş çerçevesine oturmamakta, hiçbir savaş hukukunun geçerli olmadığı görülmektedir. Bunu yapan İsrail olmasına rağmen; öbür ülkelerin bundan farklı bakmadıkları ya da bunun yanlışlığını ifade etmemeleri durumun vahametini göstermesi açısından net bir örnektir. Bu konuda hak ve adalet namına; uluslararası hukuk, BM, İKÖ ve Müslüman ülkelerin şekli birlik kuruluşlarının bu zulüm karşısında hiçbir insani ve anlamlı tepkiyi dillendir(e)memeleri ayrıca bir kınama ve yargılama konusudur.
Savaş cephelerde olur, ancak İsrail vahşetinin cephe gerisinde bulunan ve tamamen insan hayatını hedef alan saldırıları her ne surette olursa olsun ve neye mal olursa olsun durdurulmak zorundadır. En temel yaşam ihtiyaçlarından olan gıda, ilaç, giyim, barınma, sağlık, eğitim ve sosyal haklarından alıkoymak, bunları temin yolarını bloke etmek, bir insanlık suçudur. Elektriklerin kesilmesi suretiyle hastane ve gıda imalathanelerinin tamamen durması, yakıt blokajı ile eldeki son tedbirleri de tüketilmek suretiyle bir halk, bütün dünyanın gözleri önünde açlık ve hastalık ahlaksız bir silaha dönüştürülerek katlediliyor. Gazze'nin İsrail sınırları ve abluka/işgalini kırabilen tek soluk borusu olan "Refah Sınır Kapısı" ise İsrail'le anlaşma gereği kapalı tutulduğunda, ortaya çıkan bu toplu soykırıma ortak olunacağı kuşkusuzdur. İsrail'in güvenlik tedbirleri sebebiyle kontrol altında tutmak istediği bu giriş kapısının hiç olmazsa kontrollü dahi olsa temel insani ihtiyaçların karşılanması noktasında serbest olması hem İslam dünyasına vereceğiniz fotoğraf hem de insani haklar konusunda karneniz olacaktır.
Tarihin hiçbir evresinde ve dünyanın hiçbir yerinde insanların en temel hakkı olan "yaşama hakkı" saygınlığı bu derece ihlal edilmemiştir. İnsanın yaşama hakkı, diğer haklarının teminatıdır. Tarih boyunca bu öncelik değişmemiş, bu, ısrarla gözetilmiş ve "mahrem" kabul edilmiştir. Bir insan "ölü" ise diğer bütün hakları anlamsızdır. Bu, bütün din ve felsefelerin buluştuğu ortak bir zemindir. Çünkü bütün din ve fikirler "yaşayan insan" içindir.
Evlerde, sokaklarda, hastanelerde ilaç, elektrik, tıbbi malzeme ve hizmet bekleyen yüzlerce hasta, çocuk, kadın ve muhtaç varken bu "ambargo" tamamen bir halkı sindirmenin ötesinde yok etmenin açık göstergesidir. Müslüman bir coğrafyada Mısır'a düşen bundan daha fazlası ve daha ötesidir. Şimdilik acilen bu sınır probleminin Filistinliler lehine çözümü, doğru davranmanın ve doğru politikanın ilk adımı olacaktır.
Filistinli kardeşlerimiz için "herkesin daha fazla yapacağı bir şeyler mutlaka vardır" diye düşünüyor ve Mısır'ın bu zulüm karşısında haktan ve adaletten yana tercih yapmasını bekliyoruz. İlgili bütün kurum ve kuruluşlara sadece ahireti hatırlatmıyor, Allah'ın hayata ve tarihe müdahale sünnetini de hatırlatmayı ibadet olarak telakki ediyoruz.
VAN HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PLATFORMU (VAHÖP)