Basın Açıklamaları

İfade Özgürlüğü Sınırları İçerisinde Kalan Düşünce Açıklama Tutuklama Gerekçesi Olamaz

İfade Özgürlüğü Sınırları İçerisinde Kalan Düşünce Açıklama Tutuklama Gerekçesi Olamaz
Manisa’da görev yapmakta olan Felsefe Öğretmeni Ramazan Avuşmak, bu kanuna muhalefet ettiği ve hakaret içerikli beyanlarda bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklanmış, gelen tepkiler üzerine ise serbest bırakılmıştır.

Kamuoyunun malumu olduğu üzere, son zamanlarda, 5816 Sayılı "Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun"a muhalefet suçundan çok sayıda tutuklama kararı verilmektedir. Yakın zamanda da Manisa’da görev yapmakta olan Felsefe Öğretmeni Ramazan Avuşmak, bu kanuna muhalefet ettiği ve hakaret içerikli beyanlarda bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınıp tutuklanmış, gelen tepkiler üzerine ise serbest bırakılmıştır. Sendikanın ve avukatların süreçle ilgili beyanlarına bakıldığında; öğrencilerin öğretmenlerini şikâyet etmeleri için yönlendirildiği, kendilerine dikte edilmiş dilekçe metinleri yazdırıldığı, daha sonra durumdan rahatsız olan ve dilekçelerini geri çekmek isteyen öğrencilerin ise korkutulduğu iddiaları göze çarpmaktadır. Yargılama neticesinde Avuşmak ilk duruşmada beraat etmiştir.

Daha önce de sosyal medya paylaşımları nedeniyle Dr. Mehmet Arslan, 10 Kasım törenleri sırasında sarf ettiği sözler nedeniyle de üniversite öğrencisi Emine Şahin benzer şekilde tutuklanmış ve aynı nitelikte suçlamalarla karşı karşıya kalmıştı. Farklı dönemlerde de dikkat çektiğimiz üzere 5816 sayılı yasa bir hukuk devletinde olmaması gereken ve ifade özgürlüğü ilkesiyle bağdaşmayan bir düzenlemedir.

Hakaret, aşağılama ve küçük düşürme gibi suçların ceza hukukunda zaten cezai bir karşılığı mevcuttur. Böyleyken önem atfedilen bazı kişiler ya da kurumlar hakkında özel yasa çıkarmak, siyasetin ve yargının eline; eleştirilerin susturulması, muhalif düşüncelerin bastırılması ve ifade özgürlüğünün kısıtlanması için bir sopa tutuşturmak anlamına gelmektedir. Örneklere bakıldığında yasanın bu amaçla kullanıldığı açıktır ve bunlar haricinde de pek çok örneğe rastlamak mümkündür. Tutuksuz yargılanabileceği ve davetle çağrılıp ifadesinin alınabileceği bir konuda bir kişinin elleri kelepçeli şekilde gözaltına alınıp tutuklanması, bu uygulamanın hukuki tedbirden ziyade kişiyi ve toplumu sindirmeye yönelik bir peşin cezalandırma pratiği olarak kullanılmasının sonucudur. 

MAZLUMDER olarak;

- 5816 sayılı yasa gibi kişiye, makama ya da kuruma özel yasaların bir hukuk devletinde kabul edilemez olduğunu hatırlatır,

- İfade özgürlüğünü daraltan, keyfî yorumlara açık, sivil tartışma zeminini zehirleyen ve evrensel hukuk standartlarına uymayan bu ve benzeri yasaların ivedilikle kaldırılmasını talep eder,

- Yargı ve kolluk makamlarını ise temel insan haklarına saygılı olmaya ve ceza muhakemesi tedbirlerini toplumsal bir sindirme aracı olarak kullanmaktan vazgeçmeye davet ederiz.