Basın Açıklamaları

ZORUNLU DİN DERSİ UYGULAMASINA SON VERİLMELİDİR


Bilindiği gibi ülkemizde zorunlu din dersi uygulaması vardır. Zorunlu din dersi'nin insan haklarına aykırı olduğunu düşünmekteyiz. Çünkü; zorunlu din dersi inanç özgürlüğünü kısıtlamaktadır.

Devletin vatandaşlarına herhangi bir inancı, dini, ideolojiyi dikte etmesi kabul edilemez. Bu anlayış demokratik toplum yapısına ve demokratik devlet anlayışına aykırıdır. Din ve vicdan özgürlüğü; inanma ve inandığını özgürce yaşayabilme, araştırma, öğrenme, öğretme ve açıklama hakkını da içerdiği gibi inanmama ve buna dair talepte bulunma hakkı olduğunu da ifade eder.

Din ve vicdan özgürlüğü, bir dine veya onun bir yorumuna katılmama özgürlüğünü de içerir. Bu nedenle okullarda "Din Dersi" adı altında sadece bir dinin devletçe benimsenmiş yorumunun ibadet ve ritüellerinin anlatılmaya ve benimsetilmeye çalışılması kabul edilemez. Yeryüzünde var olan tüm dinler hakkında tanıtıcı bilgiler verilmesi elbette tartışma dışındadır. Bu durumda tanıtılan dinler arasında tercih yapma hakkı bireyin kendisine bırakılmış olacaktır.

Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1.Nolu protokol 2.m.ne göre her ana-babanın çocuklarını kendi dini ve felsefi görüşleri doğrultusunda eğitme hakkı vardır, devlet de buna saygılı olmak zorundadır. Yine İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi 26.m.ne göre çocuklara verilecek eğitimin türünü seçmek, öncelikle ana ve babanın hakkıdır. Devletin herhangi bir din veya ideolojiyi zorla öğretmesi veya kabul ettirmeye çalışması bu ilkelere aykırıdır.

Anayasa m.24'e göre "Kimse, ibadete, dinà àyin ve törenlere katılmaya, dinà inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinà inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz." Bu kural ve ilkeler karşısında zorunlu din dersi uygulaması devletin çelişkisini ortaya koymaktadır. Hem ulusal hem ulusalüstü mevzuat ve hukuka aykırılık teşkil etmektedir.

Yakın tarihte İzmir 1.İdare Mahkemesi ilköğretim okulu öğrencisi için yapılan bir başvuru üzerine zorunlu din dersi uygulamasının yürütmesini durdurmuş ve bu karar Bölge İdare Mahkemesi tarafından da onaylanmıştır. Bu kararı olumlu bulduğumuzu ve talebe bağlı olmaksızın genel bir uygulamaya dönüştürülmesini devlet kurumlarından beklemekteyiz.

Din ve vicdan özgürlüğünün gereği olarak her ana-baba çocuklarına istedikleri dinin eğitimini verebilir, bunun kapsamını, müfredatını, nasıl ve nerede yapılacağını da kendileri belirler. İsteyen ana-baba da çocuklarına herhangi bir din eğitimi vermeyebilir. Her ikisine de devletin müdahalesi insan hakları ihlalidir. Ana-babaya çocuklarının din eğitim alıp almayacağını sormayan, onlara müfredatın belirlenmesinde söz hakkı vermeyen devlet, çocukları kendi mülkü olarak görme anlayışındadır. Bu davranış tek tip insan yaratma iddiasının eseridir.

Bugüne kadarki uygulama itibarı ile devletin din dersi'ni zorunlu tutmasındaki gaye; din ve vicdan özgürlüğünü sağlamak amacından çok, devletin resmi kurumları aracılığıyla, dini/dini inanışları kontrol etmek ve bazen de yönlendirmek suretiyle "kendi istediği dini" ortaya çıkarmaya yönelik bir çabayı barındırdığı söylenebilir. Din, devlet erkinin kendi amaç ve menfaatleri doğrultusunda rahatlıkla kullanabileceği, müdahale edebileceği bir alan olmaktan çıkarılmalıdır. Dinler, o dine inanan kişi ve toplulukların inanç değerleridir. Kişilerin inanacağı değerin kapsamı ve uygulanması ona inananların karar vereceği bir konudur. Başkalarının haklarına karşı bir ihlal veya baskı olmadığı sürece kısıtlama yapılamaz.

MAZLUMDER; Türkiye'de herkesin inanıp inanmamakta özgür olmasını, inandığı dini özgürce yaşayabileceği ortamın oluşturulmasını, anne babanın çocuklarının dini eğitimi hakkındaki talep ve görüşlerinin dikkate alınmasını ve bu konuda çifte standart yapılmamasını, bütün inanç gruplarının ibadet özgürlüğünün önündeki engellerin kaldırılmasını savunmaya, din ve vicdan özgürlüğünün herkes için korunması gerektiğini ifade etmeye devam edecektir.

MAZLUMDER İzmir Şubesi adına

Av. Suphan ERKAN