Basın Açıklamaları

YASAKÇILAR VE ZULMEDENLER TARİHİN ÇÖPLÜĞÜNE ATILMAYA MAHKUMDURLAR

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu 27. hafta basın açıklaması ve eyleminde, unutturulmaya çalışılan başörtüsü sorunu ve İsrail?in katliamlarına dikkat çekti.


Basın açıklaması öncesinde Mazlumder Ankara Şube Başkan Yardımcısı Ali Dalaz Şu konulara değindi:

?Çağdaş Yaşamı Destekleme derneği başkanı Türkan Saylan, Türkiye de Başörtüsü sorunun olmadığını, bu sorunun bittiğini ve üniversitelerdeki başörtüsü yasağının devam etmesi gerektiğini vurguladı

Başörtüsü sorunu bitmemiştir. Unutturulmaya çalışılan bir yasak var ortada, bizler de bu yasağın ortadan kaldırılması için buradayız tam 27 haftadır.

Yasak bitmiş olsaydı, okullardaki YÖK zulmü ortadan kalmış olsaydı, bizler de burada olmazdık.
Bir yandan, Haydi Kızlar Okula diye kız çocuklarını okutmak için kampanya başlatacaksınız, diğer yandan okumak isteyen, inancının gereği başörtüsü takan öğrencileri okul bahçesine bile almayacaksınız. Bunun adı zulümdür. Despotluktur. Türkan Saylan gibiler unutmamalıdırlarki; Zulümle abâd olunmaz.

Yasağı savunmak, bir hak ihlalidir. Ve savunanlar her zaman kamuoyu nezdinde tarihin çöplüğüne atılmıştır.

Yine ÖSS sınav sonuçlarına göre üstün başarı elde eden İHL?li öğrenciler çok yüksek puan almalarına rağmen istedikleri okula yerleştirilemiyorlar ve diğer ülkelerdeki okullara gitmek istiyorlar.

Onlar bu ülkenin evlatları, bu sistemin eğitim programına göre eğitim görüyorlar. Tek farkları İmam Hatipte okumaları biz onlar için Eşitlik ve Adalet istiyoruz.

Türkiye-İsrail Dostluk Grubu'ndan 215 milletvekili istifa etmişti. Grubun Başkanı olan AKP'li Vahit Kirişçi istifa etmedi. Kirişçi soruyor: "İstifa çözüm mü? Çözüm değil diyorlar, bizler diyor, barış için mesaj vermeye çalışıyoruz diyorlar;

''Böyle bir coğrafyada olup bitenlere kayıtsız kalmak mümkün değil. Bir barıştan söz ediliyorsa bu barışı kalıcı hale getirmek adına Türkiye'de değişik platformlar var. Biz Meclis'te kurduğumuz dostluk grubuyla bu barışa katkı sağlamaya çalışıyoruz.

Sayın Kirişçiye Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu olarak sesleniyoruz: Barışı tesis etmek, kan dökerek mi oluyor. Kan dökenlere katillere sessiz kalmakla mı oluyor?
Yıllardır Filistin?e yönelik uygulanan ambargolar ve katliamlar barışın tesisi mi?
Filistinlilerin evleri ile okulları, işyeri ile hastaneleri arasına örülen duvar neyin nesi. Duvar örmek, sosyal hayatı parçalamak barışın neresinde duruyor.

Dostluk grubu dağıtılmalı hatta, hükümetten İsrail deki Türk elçiliğini kapatmasını istiyoruz.

Elinizdeki imkan barışı sağlamak için ise bu imkanı değerlendirmenin yoluna bakın, eğer barışı sağlayamıyorsanız,Türk halkının size barış için verdiği desteği kaybeder, ayrıca her akıtılan kanda dostlarınız sayesinde sizinde eliniz olmuş olur.

Bu on günlük masum bebeklerin katillerine cesaret vermiş olursunuz ve bunun hesabını veremezsiniz. Hatta tarihin çöplüğünde yerinizi alırsınız.?

Daha sonra İnanç Özgürlüğü Platformu adına İlkder Başkanı Özden Zehra Sönmez Basın Açıklamasını okudu .
Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına 27. Hafta Basın Açıklaması:

Ne yazık ki Siyonist İsrail ordusu vahşette sınır tanımıyor. Filistinli çocukların sapan taşlarına kimyasal bombalarla karşılık veren İsrail bütün dünyanın gözleri önünde dengesiz güç kullanmaktadır. Sürekli sivilleri ve çocukları hedef almakta, uyguladığı soykırımla devlet terörünün apaçık bir örneğini ortaya koymaktadır. Kendilerini sözde süper güç olarak gören A.B.D. ve işbirlikçi bir çok ülkenin de bu katliama seyirci kalması bu zulme ortak olduklarını göstermektedir.

Dünyanın pek çok yerinde Müslümanlara karşı başlatılan bu global terör, dil sürçmesi seklinde ifade edilen haçlı seferinden başka bir kavramla açıklanamaz. İsrail terörüne karşı yapılan medeni her türlü eleştiriyi anti-semitizm olarak değerlendiren batılı aydınlar ve siyasiler İsrail?in Amerika desteğiyle sürdürdüğü bu zulmü nefsi müdafaa olarak açıklamaktalar. B.M. dahi öldürülen kendi görevlilerinin yasını tutamamıştır. Bu çelişki yumağı siyasilerin ve kendilerini insan hakları savunucuları olarak nitelendirenlerin çifte standardını gözler önüne sermektedir.

İsrail sivilleri hedef alan saldırılarında geçtiğimiz günlerde Kana`da sığındıkları binada savaştan kaçan 37`si çocuk 57 masum sivili katletti. Tarih ikinci Kana katliamını yine İsrail?in kanlı kalemiyle yazdı. Bir karabatak için, bir yunus balığı için dünyayı ayağa kaldıranlar binlerce masum insanın kanı dökülürken neredeler?

Ve haykırıyoruz? Irkı, dini, dili ne olursa olsun, henüz 10 gün önce doğmuş bir bebeği annesinin kollarında öldüren vahşete kimse göz yumamaz. İsrail bilmelidir ki, öldürdüğü bebeklerin kanlarıyla sulanan topraklarda, bir gün zulmü geri çevirecek nesiller filizlenecektir.

Dünyada bütün bu katliamlar devam ederken Türkiye`nin utancı başörtüsü yasağı hala devam etmektedir.

Bizler İnanç Özgürlüğü Platformu olarak her türlü haksızlık, hukuksuzluk ve insan hakları ihlallerine karşı duruşumuzu sergilemeye devam edeceğiz. Türkiye`de ve dünyanın her yerinde din, dil, ırk farkı gözetmeksizin haksızlığa maruz kalmış her kesin yanında olduğumuzu belirtiyor, haksızlıkların olmadığı, her kesin özgürce inancını yasayabileceği, birlik, hoşgörü ve huzur içinde bir ülke ve dünya temenni ediyoruz.

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu Adına

Anadolu Gençlik ? ASDER ? Başkent Kadın Platformu ? ÇEVDER ?? KAD-BİR ? İLKDER Mazlumder Ankara Şubesi ? Öğretmen Sen ? ÖZDEVSEN -Tüketiciler Birliği ? Vahdet Vakfı