Basın Açıklamaları

Van Şube'den Toplu Mezar Açıklaması

MAZLUMDER VAN ŞUBESİ - İNSAN HAKLARI DERNEĞİ VE VAN BAROSU'NUN ORTAK DÜZENLEMİŞ OLDUKLARI 'TOPLU MEZARLAR' İLE İLGİLİ BASIN AÇIKLAMASI BUGÜN (CUMA) SAAT:11.00'DA VAN ADLİYE SARAYI ÖNÜNDE YAPILDI. BASIN METNİNİ VAN BAROSU İNSAN HAKLARI KOMİSYONU BAŞKANI AV. ABDULBASİT BİLDİRİCİ OKUDU.

BASINA VE KAMUOYUNA

Bilindiği gibi son zamanlarda insan hakları örgütleri tarafından bölgede bulunan "Toplu Mezarlar" ile ilgili tespit çalışması yürütülmektedir. Bununla ilgili çok sayıda toplu mezar tespiti yapılmış, bunlardan sadece Mutki ilçesinde bulunan bir karakolun bahçesindeki toplu mezar açılmış diğerleri ise açılmayı beklemektedir. Siirt ili Newala Qesaba ve yapılan ihbarlar sonucu haritası giderek belirginleşen yerlerde ortaya çıkan ve açılmayı bekleyen toplu mezarlar artık devletin de göz yumamayacağı bir gerçek olarak ortada durmaktadır. Devlet bu karanlık geçmişiyle yüzleşmelidir.

Ulusal ve evrensel hukuk kuralları gereğince insanın kendisi bizatihi en değerli ve üstün tutulması gereken varlıktır. Siyasi düşüncesi ve eylemlerinden bağımsız olmak kaydıyla "insan" sırf insan olması hasebiyle onurludur. İnsanlık onuru olarak nitelendirilen bu değere karşı yapılan her türlü saldırı ve tecavüz hem hukuk dışı hem de gayri ahlakidir. Bu bağlamda gerek silahlı çatışmalarda "ölü olarak ele geçirilen" gerekse gayri hukuki yöntemlerle yargılanmadan infaz edilen insanların cesetlerinin, ailelerine teslim edilmesi hem hukukun hem de ahlakın gereğidir. Kendisini evrensel hukukla sınırlamış devlet mekanizmasının bu tür gayri hukuki uygulamalarda bulunmaması gerekirdi. Ancak son yıllarda hem faili meçhul olarak nitelendirilen cinayetlerin genel olarak bittiğine hem de çatışmalarda "ölü olarak ele geçirilen" örgüt militanlarının cenazelerinin ailelerine teslim edildiğine şahit olmaktayız. Türkiye'nin geldiği nokta itibariyle tespiti yapılan bu toplu mezarların açılması artık kaçınılmaz hale gelmiş bulunmaktadır. Faili meçhullerin bolca yaşandığı bir dönemden bugünlere gelmiş olmak aslında kolay bir süreç değildi. İnsanların gündüz vakti kaçırılarak infaz edildiği ve bilinmez bir yere atıldığı günlerden günümüze yansıyan sayısızca karanlık nokta vardır. Bunlardan biri, yakını kaybolan ve Van'da kendilerini devletten üstün gören güçlerin mensuplarından birine müracaat eden bir vatandaşın anlattıklarında gizlidir. Başvurusu üzerine gözleri bağlanarak yaklaşık yarım saat dağ yürüyüşünden sonra karanlık ve çok geniş bir mağaraya götürülmüş ve burada gözleri açıldığı zaman, kokuşmuş onlarca cesetle karşılaşmıştır. Kardeşini tamamen bozulmamış cesetler arasında araması istenmiş, ancak bu manzaraya daha fazla dayanamayan şahıs, açıkta olan cesetlerin kokusundan ve ölüm dehşetinden mağaradan çıkmak istemesi üzerine, gözleri bağlanarak yine alındığı yere bırakılmıştır. Bu vatandaş, korku ve dehşetten dolayı acil bir şekilde Van'dan göç etmiştir. Kaybolan kardeşi de şu ana kadar bulunamamıştır. Tahminlere göre bu mağara 1980 askeri darbesinden sonra askeri bölge olarak korunan Toprak kaledeki mağaradır. İlgililerin bu konuya hassasiyetle eğilmelerini talep ediyoruz. Delilerin kaybolması, insanlığa karşı işlenen suçun kanıtı olan toplu mezarların boşaltılması ve delillerin karartılması engellenmeli, yargı mekanizması topluma güven verecek şekilde işlemelidir.

Bir şekilde; ailelerine teslim edilmeden gayri hukuki ve gayri ahlaki yöntemlerle gömülen insanların cesetlerinin çıkartılarak gerekli DNA testlerinin yapılması ve varsa kemiklerinin çıkartılarak gerekli dini ve geleneksel törenler icra edildikten sonra defnedilmelerinin sağlanması gerekmektedir. Kendisini hukukla tanımlamış ve sınırlamış devletlerin hukukun gereğini yapmaktan kaçınması mümkün değildir.

Türkiye ve dünya kamuoyunun yapılan vahşetin yeterince farkında olmadığını üzülerek belirtmek gerekir. Tüm toplumu bu konuda daha duyarlı olmaya davet ediyoruz. Bugüne kadar Van İHD Şubesi tarafından yürütülen bu çalışmalara MAZLUMDER Van Şubesi ve Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu olarak katılma kararı almış bulunmaktayız. Bugünden itibaren Toplu Mezarlar ile ilgili çalışmalar bu üç kurum tarafından ortaklaşa yürütülecektir. Bu vesile ile bu memleketin çocuklarının başına neler geldiğini tespit için Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu derhal oluşturulmalıdır. Cesetlerin kime ait olduğunun tespiti için DNA merkezi kurulmalı, toplu mezarların bulunduğu alanlar ciddi bir şekilde korunmalıdır. Çünkü DNA testi için Adli Tıp Kurumuna gönderilen veriler oldukça uzun zaman boyunca dönmemektedir. Toplu mezar kazıları ise kepçelerle yapılmamalıdır. Mezar açmalarda uluslararası kurallar uygulanmalıdır. Arkeolojik araştırmalar da dahi özenli kazılar yapılırken sonuçta insan kemikleri aramaya yönelik kazılarda da daha özenli davranılabilir. Kazı sonrasında ise sorumlular araştırılmalı ve gerekli soruşturmalar yürütülmelidir. Karanlık bir dönemin kanıtı olan toplu mezarlardan dolayı devlet toplumdan ve ailelerden özür dilemelidir.

Değerli basın mensupları;

Bu açıklamadan sonra Van Cumhuriyet Başsavcılığına Van'da bulunduğunu düşündüğümüz mağara cesetleri ile ilgili olarak suç duyurusunda ve ihbarda bulunacağız. Bu bağlamda almış olduğumuz duyumlar iddiaların araştırılmasını zorunlu kılmaktadır.

Basının ve kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız. 08.04.2011

İHD Van Şubesi

MAZLUMDER Van Şubesi

Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanlığı