“Reform Vaatleri için Süre Doluyor”
MAZLUMDER İstanbul Şubesinin ev sahipliğinde İstanbul’da gerçekleşen ve Av. Cihat Gökdemir'in yönettiği toplantıya, Suriye İhvanı Müslimin (Müslüman Kardeşler) Genel Sekreteri Riyad el-Şıkfi, İhvanı Müslimin Siyasi şefi Muhammed Tayfur ve MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal katıldı.
Toplantıda Ortadoğudaki gelişmeler ışığında Suriye’deki son durum ele alındı.
'Suriye devlet başkanı Beşşar Esad’ın yaptığı reform çağrılarını samimi bulmadığını' ifade eden Genel Sekreter el-Şıkfi “yeni devlet başkanının iktidara geldiği 2000 yılında da benzeri vaatler yapılmıştı ancak hiçbir şey değişmedi, İhvan üyeleri halen ülkelerine döndüklerinde tutuklanıyor” dedi.
Arap dünyasında yaşanan gelişmelerle ilgili düşüncelerini açıklayan el-Şıkfi ve Muhammed Tayfur, demokrasiye ve laikliğe bakışları hakkında “Suriye Müslüman Kardeşler hareketi 1945'te Hasan el-Benna’nın kurmuş olduğu sistem üzerinde inşa edilmiştir. Baas rejimi kurulmadan önce Suriye’de demokratik bir ortam mevcuttu ve Müslüman Kardeşler 45’li ve 50’li yıllarda mecliste temsil ediliyordu. Fransız işgaline karşı en büyük mücadeleyi de İhvan vermişti. Buna karşın Suriye’de Baas rejiminin darbe ile yönetimi ele geçirmesinden itibaren Müslüman Kardeşlere baskı başladı ve demokratik hayattan uzaklaştırıldık” şeklinde açıklama yaptı.
Bu noktada Hama şehrinin önemine vurgu yapan el-Şıkfi, Hama'da yaşayan halkın her zaman baskıcı Suriye yönetimine karşı mücadelesini sürdürdüğünün altını çizdi. Buna karşı Suriye’nin cevabı ise acımasızca ve zalimce olduğunu ifade etti. Nitekim Hama katliamından çok daha önce de 60’lı yıllarda şehir birkaç kez kuşatılarak camiler bombalanmıştır dedi.
1982 senesinde yaşanan Hama katliamında ise 20-25 bin kişi hayatını kaybetti, 20 binden fazla insan tutuklandı, o tarihlerde tutuklanan bu insanların akıbetleri bugün dahi bilinmemektedir.
EL-ŞIKFİ: SURİYE KİMLİK BİLGİLERİMİZİ CIA’YA VERİYOR
Hama saldırısı sonucunda on binlerce kişinin ülkeyi terk ettiğini belirten el-Şıkfi, yurtdışına kaçanların da Suriye yönetimi tarafından baskı altına alındığının altını çizdi. Suriye yönetiminin uyguladığı baskılar ile ilgili bilgi veren el-Şıkfi, bu ülkeden kaçanların kimlik bilgilerinin CIA’ya verildiğini ve ‘bu insanlar teröristtir’ uyarısı yapılarak baskı altına alınmak istendiğini belirtti.
El-Şıkfi, Suriye yönetiminin ülkeden kaçan Müslüman Kardeşler hareketi üst düzey yöneticilerine karşı suikast düzenlediklerini ve kendisinin de 2003 senesinde Suriye istihbarat birimi Muhaberat’ın sonuçsuz kalan suikast girişimine maruz kaldığını hatırlattı.
Diğer taraftan Suriye yönetiminin, Müslüman Kardeşlere mensup olduğu suçlamasıyla birçok vatandaşına pasaport vermediğini ve sürelerini uzatmadığını belirtti. El Şıkfi, kimlik verilmemesi nedeniyle yeni doğan çocukların eğitim, evlilik ve miras gibi temel konularda çok sayıda sorun yaşadığını ifade etti.
SURİYE YÖNETİMİ BİZİMLE GÖRÜŞENLERİ İDAM EDİYOR
El-Şıkfi, Suriye yönetiminin kendilerinin diyalog taleplerini reddettiklerini ve kendileri ile geçmiş senelerde aracı olmak amacıyla diyaloga geçen devlet görevlilerini idam ettiklerini, Suriye yönetimiyle diyaloga geçmenin zor olduğunu söyleyen el Şıkfi, uluslararası kanalları kullanarak Suriye yönetimine mesaj ulaştırdıklarını ifade etti.
DEMOKRASİDEN ANLADIĞIMIZ KİMSENİN ÖLENE KADAR LİDER OLMAMASIDIR
Suriye’de demokratik bir yönetimin kurulması için mücadele ettiklerini dile getiren el Şıkfi, bu mücadelelerini kazanıncaya kadar sürdüreceklerinin ekledi. El Şıkfi, Demokrasinin insanlığın ilerleme sürecinde önemli bir köşe taşı olduğunu belirtti ve bu bağlamda Türkiye’yi örnek gösterdi.
Demokratik sistemi, Müslüman Kardeşler hareketi içerisinde de sürdürdüklerinin altını çizen el Şıkfi, “Benden önce beş genel sekreter vardı ve şuan hepsi hayattalar. Biz demokrasiden bunu kastediyoruz; yani kimsenin ölene kadar herhangi bir yerde lider olma zorunluluğu yoktur” dedi. El Şıkfi Suriye’de demokratik bir ortamın sağlanması durumunda mevcut Başkan Beşşar Esad’ın da aday olabileceğini ve kendilerinin seçilmiş olan herkesle çalışabileceğini söyledi.
TÜRKİYE’Yİ LAİK OLMASINDAN VEYA İSLAMCI BİR PARTİNİN İKTİDARDA OLMASINDAN DOLAYI ÖRNEK ALMIYORUZ
Kendisine ‘model ülke’ tartışmaları çerçevesinde Türkiye’yi hangi açıdan örnek aldıkları sorusuna el Şıkfi, “biz Türkiye’yi laik olmasından veya iktidarda İslami bir parti olmasından dolayı örnek almıyoruz. Biz bu ülkeyi halkın, yöneticilerini özgürce seçebilme imkânına sahip olmasından dolayı örnek alıyoruz” cevabını verdi.
Bir soru üzerine Laiklik hakkında açıklamalarda bulunan İhvan lideri, “eğer laiklik tüm dinlere eşitlikse kabul edebiliriz, buna karşın herhangi bir dine karşı laiklik adına baskı uygulamaksa bunu kabul edemeyiz,” dedi. Ayrıca el Şıkfi, 'Hiç kimsenin bir başka dine mensup bir kişi tarafından baskı altına alınamayacağının İslami bir ilke olduğunun' da altını çizdi.
SURİYE DÜNYANIN EN BASKICI İKTİDARIDIR!
Suriye Müslüman Kardeşler Siyasi Birim Başkanı Muhammed Faruk Tayfur ise, İnsan Hakları İzleme örgütünün raporunu örnek göstererek 'Suriye yönetiminin dünyanın en baskıcı yönetimi olduğunu' dile getirdi.
SURİYE YÖNETİMİ HAMAS’I FIRSAT BULDUĞUNDA ÜLKEDEN ÇIKARACAK!
Bir soru üzerine, 'Suriye yönetimi ile Hamas ve Hizbullah’ın herhangi bir sorunu bulunmadığına' dikkat çeken el Şıkfi, “Hamas Suriye yönetiminin içişlerine karşı herhangi bir faaliyet yürütmüyor, bu bakımdan Suriye için bir sorun teşkil etmiyor. Lübnan Hizbullah’ı ile İran ise stratejik açıdan Esad yönetimi ile iyi ilişkilere sahip” açıklamasını yaptı.
Diğer taraftan el Şıkfi, Wikileaks belgelerinde geçen Suriye-ABD görüşmelerine dikkat çekerek, 'Beşar Esad’ın ABD’li yetkililere, Hamas’ın kendisi üzerinde ağır bir yük olduğunu belirttiğini, iki ülkede anlaşma sağlanır sağlanmaz bu ağır misafirin ülkeden çıkartılacağı' sözü verdiğini hatırlattı.
İRAN’IN NÜKLEER GÜCE SAHİP OLMASI BİZİ RAHATSIZ ETMEZ!
Yine bir soru üzerine “İran yönetiminin nükleer güce sahip olmasını destekliyoruz” açıklamasını yapan el Şıkfi, “Nükleer silaha köklü bir karşı duruşumuz var. Çünkü Nükleer silah toptan bir imha silahı ve masum-sivil vb. ayrımı olmaksızın yok ediyor. Ancak, İsrail başta olmak üzere birçok ülkenin nükleer silahlara sahip olmasına ses çıkarılmazken İran’a yönelik uygulanan baskılar, batılı ülkelerin çıkar hesaplarının bir sonucudur,” dedi.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Başkanı Cihat Gökdemir 'Suriye konusunda bugüne kadar MAZLUMDER’in yaptığı çalışmaların ve çağrıların sonuçsuz kaldığını ve Suriyeli yetkililerin insan hakları örgütlerinin çağrılarına karşılık vermediklerini' ifade etti.
Son olarak söz alan ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a seslenen MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, '20bin Suriye vatandaşının halen kayıp olduğunu ve iki milyon insanının mülteci olarak yaşadığını hatırlatarak bu noktada en kısa zamanda adım atılmasını' istedi.
Ünsal “350 bin kürdün vatandaşlık hakkının verilmesi, yurt dışında bulunan Müslüman kardeşler üyelerinin dönüşünün sağlanması siyasi bir mecburiyet olduğu kadar ahlaki bir sorumluluktur, Arap sokaklarında kaosun sürdüğü bugünlerde bu meselelerin takdirini Devlet Başkanı Beşşar Esad’a bırakıyoruz” dedi.
MAZLUMDER Basın Bürosu