ÜLKE KENDİ GERÇEKLERİYLE YÜZLEŞMELİDİR
Değerli Basın mensupları!
Ülke olarak on yıllardır karanlıkta kalan olayların sancısını çekiyoruz. Bu olaylar nedenle ülke genel olarak acılar çekti, aileler dağıtıldı, sürgüne tabi tutuldu ve ülkenin nice insan zenginlikleri etkisizleştirildi. 1925 yılında yaşanan Şeyh SAİD hadisesi de bu olaylardan bir tanesidir ve neticesi Şeyh SAİD’in idamı, ailesinin sürgün edilmesiyle sonuçlanmıştır. Şeyh SAİD hak etmediği şekilde suçlanmış ve aşağılanmak istenmiştir. 29 Haziran 1925 Pazar sabahı İdam sehpasına giderken söylediği “Muhakkak ki yolum, Allah ve din yoludur” ifadesine rağmen onu kavmiyet davası gütmekle suçlayanlar, yıllarca onu ve asıl davasını aşağıladı.
Şeyh SAİD ile birlikte onlarca idam gerçekleştirilirken, idamları seyretmeleri için o günün yetkililerinin oturacakları tribün inşa edildi ve sonra Şeyh SAİD’in çocukları, yakınları sürgün hayatı yaşadı.
Tarihimizde insanın aşağılandığı örneklerden biri olan bu trajik hadise yeniden gündeme alınmalı, bu insanlara yaşatılan yanlışlar için ülkemiz yöneticileri, bu olayın tarihi yıldönümünde, hadisenin yıldönümünü halkıyla yeni bir kaynaşmaya vesile kılmalıdır.
Her defasında bu olayı devlete isyan ve sonuçlarını “gerekliydi” diye açıklama yoluna gidenler, olayın o aşamaya nasıl getirildiğini, ülkeyi dindar kimliklerden soyutlamak için hangi oyunların oynandığını artık görmelidirler. Şeyh SAİD meselesi en az DERSİM meselesi kadar önemli ve açığa kavuşturulması gereken bir meseledir. Şeyh SAİD olayı ülkeyi kendi köklerinden koparma girişimlerinden sadece bir tanesidir. Ve neticesinde etkisi hala süren zulümler yaşatılmıştır.
Şeyh SAİD olayı, ülkeyi güçlü din önderlerinden arındırmak üzere kurgulanan bir olaydır. Bu yönüyle değerlendirilmeli ve bu bakış açısıyla yeniden bir tarihi tefekküre gidilmelidir. Tarih felsefesi yürütülmeden, sadece olaya ve sonuçlarına bakarak, hükmü önceden verilmiş idam fermanlarına bırakılarak bu olay çözülemez. Unutulmasın ki, bu ülkeye kötülük yapma yarışına girenler, bir başbakan ve iki bakanı, uyduruk gerekçelerle idam edebilmiş ve onları vatan haini gibi göstermeye çalışmışlardır. Tarih aydınlatıldıkça aslında “ihanet kimlikleri de” aydınlanacak ve deşifre edilecektir.
29 Haziran 1925 yılında bir Pazar sabahı, tribünlerdeki ekabir seyircilerin gözetiminde idam edilen Şeyh SAİD ve arkadaşlarını rahmetle anarken, ülkeyi yönetenleri yeni bir “halkıyla kaynaşma girişimine” davet ediyo
CUMALİ YİĞİT KADİR YILMAZ MUHAMMED AY
ÜYE ŞUBE BAŞKANI ÜYE