Basın Açıklamaları

SEÇME VE SEÇİLME HAKKININ ÖNÜNDEKİ ENGELLER KALDIRILMALIDIR!

Seçimler konusunda denetlenemez ve itiraz edilemez karar mercii olan Yüksek Seçim Kurulu, 12 Haziran 2011 seçimleri için bağımsız aday olan 12 milletvekili adayının ve bazı partilerin seçime girmesine yol vermedi.

Seçme ve seçilme hakkının kısıtlanması yanında söz konusu açıklamanın yapıldığı tarihin geri dönülemez bir takvime denk gelmesi tartışmaları alevlendirmekte ve zihinlerde soru işaretleri doğurmaktadır. Seçilme kriterlerini taşımadığı belirtilen adayların bir kısmının halen milletvekili olması ve Anayasayı değiştirmek de dahil bir çok yetkiye sahip olması bu soru işaretlerini artırmaktadır.

Temel hakları karşılamaktan uzak kanuni düzenlemelerin, hukuk güvenliğinin ve istikrarının sağlanması ve mevzuat ile bürokratik işleyişten kaynaklanan kirliliğin ortadan kaldırılması suretiyle değiştirilmesi gerekir.

Gerek seçim kanunundaki barajlar ve seçmen iradesini engelleyici diğer yasal hükümler gerekse de başörtüsü gibi yasal olamayan psikolojik engeller kaldırılamadan oluşturulacak meclisin siyasi meşruiyeti her zaman tartışılacaktır. Siyasi meşruiyeti tartışmalı bir meclisin ne anayasa yapabilmesi ne de siyasi ve sosyal barışı sağlayabilmesi mümkün değildir. Siyasi ve sosyal barışın tesis edilemediği ortamlar ise hak ihlallerinin en yoğun yaşandığı ortamlardır.

Gelinen ortamda parlamentonun ve çoğunluğu elinde bulunduran hükümetin ağır ve geçiştirilemez bir sorumluluğu bulunmaktadır. Bu durum toplumsal barış ortamının sağlanması açısından bahane kabul etmeyecek bir görevdir.

Parlamentonun bir an önce toplanarak söz konusu mağduriyeti giderecek -Anayasal ve yasal değişiklikler de dahil olmak üzere- her türlü tedbiri alması, bu kriz durumunun temel nedeni olan seçim barajının kaldırılarak oy kullananların tercihlerine yapılan saygısızlığın giderilmesi gerekmektedir.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi olarak, geri dönülemez bir aşamada verilen söz konusu kararın, tuzak olarak algılanacak ve vicdanları rahatsız edecek boyutu dikkate alındığında, karar vericilerin daha dikkatli olması gerektiğini ve söz konusu kararın iyi niyetten yoksun, vicdanları rahatsız edici yönünü not ettiğimizi ifade ederiz.

M. Cüneyt SARIYAŞAR
MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı