Mardin'in Kızıltepe ilçesi yakınlarında üzeri kapatılmış bir kuyuda bulanan ve iki kişiye ait olduğu belirtilen cesetler, kayıp yakınlarını harekete geçirdi. 16 kayıp yakını İHD'ye başvururken, kardeşi kayıp olan Fikri Ökten, kuyudan çıkarılan cesetlerin kayıplara ait olup olmadığının DNA testleriyle kesinlik kazanacağını belirterek, "Ama en azından yıllardır yaşamış olduğumuz acı bir umut yolculuğuna döndü" dedi.
Mardin ili Kızıltepe ilçesine 15 kilometre uzaklıktaki Katarlı (Boqetêr) köyü sakinleri, güvenlik nedeniyle 1993 yılında köylerini tamamen boşaltılır.
Köyden ayrılırken kuyunun ağzını açık bırakan köylüler, köye geri döndüklerinde su kuyusunun ağzının beton ile kapatıldığını görür. Eşi 1993'te kaybolan Fatma Tunç, eşine ait cesedin o kuyuda olduğu şüphesi üzerine İHD Mardin Şubesi'ne başvurur.
Bunun üzerine İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yönetim Kurulu üyesi Av. Hüseyin Cangir ve Mardin Şube Başkanı Av. Erdal Kuzu 2 Ekim'de Kızıltepe Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak, kuyunun açılması talebinde bulundu. Talebin kabul edilmesinin ardından 14 metrelik kuyunun beton ağzını açan Avukatlar Cangir ve Kuzu, kuyunun içinden insanlara ait kemikleri ve sivil elbiseler ile bol miktarda zirai ilaç atıklarını çıkardı.
Mahkeme çıkışında gözaltına alınmıştı
Kayıp yakınlarından Fikri Ökmen, Mardin'in Savur ilçesine bağlı Sürgücü beldesinde oturan kardeşi Memduh Ökmen'in 1994'te gözaltına alındığını söyledi. Kardeşinin 16 gün boyunca gözaltında kaldığını belirterek, mahkemede serbest bırakıldıktan sonra çıkışta tekrar gözaltına alındığını belirtti. Ağabey Ökmen, o günden bu yana kardeşinden haber alamıyor.
Ökmen, "Şimdi de Katarlı köyünde bir kuyunun açıldığını ve o kuyudan iki cesedin çıkarıldığını duyduk. Bizlerde bunun şüphesini taşıyarak gerekli başvuruları yaptık. O cesetlerin kime ait olduğunu bilmiyoruz. Ya da nasıl orda olduklarını da bilmiyoruz. Ama sonuçta çıkarılan iki ceset var ve bizimde kaybetmiş olduğumuz bir kişi var. Bizler bunun üzerine gelip bu umut yolculuğuna katıldık" diye konuştu.
Babalarını hatırlamıyorlar
Fikri Ökmen, kardeşinin gözaltına alınmasıyla ilgili başvurdukları her kurumdan geri çevrildiklerini kaydederek, "Yani başvurular bir netice veremedi. Bölgede onca acı yaşandı. Onca kayıp insan, onca boşaltılan köy ve onca yetim kalan çocuklar oldu. Ne zaman kardeşimin evine gidip çocuklarını görsem gözlerim doluyor. Onu görmeyen belki hiç hatırlamayan çocukları var. Bizler gerçekten bunları kınıyoruz. Bu acıları yaşatmaya hakları yoktu" şeklinde konuştu. (Mardin/DİHA)
Gözaltında kayıp sayısı 1251
İnsan Hakları Derneği'nin (İHD) verilerine göre Türkiye'de gözaltında kayıp sayısı
1251'e ulaştı.
1952 yılında Salih Bozışık isimli gazetecinin gözaltında kaybedilmesiyle başlayan bu süreç özellikle 1990'lı yıllarda Kürt sorununda çözümsüzlüğün sonucu yoğunlaşan çatışmalı ortam ve Olağanüstü Hal (OHAL) koşullarında doruk noktasına ulaştı. 1992-1997 yılları arasında bölgede yaşanan gözaltında kayıpların bir kısmı ise zaman zaman toplu mezarlarda ortaya çıkıyor. Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde bulunan 11 kişiye ait kemiklerin 1993 yılında asker tarafından gözaltına alınan köylüler çıkması, bu konuda gündeme gelmiş önemli örneklerden biriydi.
Evrensel