Basın Açıklamaları

HAYATIN GERİSİNDE KALAN VE AYRIMCILIĞI PRENSİP EDİNEN KARAR VE UYGULAMALARI KINIYORUZ

Türkiye'deki devlet zihniyeti, mevzuatı ve uygulaması, gelişen ve değişen sosyal yaşamı kuşatmak veya önünde gitmek şöyle dursun, maalesef bu olgunun gerisinde kalmıştır. Egemen devlet ve aklı, kendi eksikliğinden kaynaklanan hatalı sonuçları ise empati yaparak "hizmetkar devlet" anlayışı ile anlayarak çözmeye çalışmak yerine, "buyurgan devlet" anlayışı ile "yıkarak çözmeye" çalışmaktadır.

 

Kamuoyunun gündemine gelen İzmir, Selçuk, Şirince köyündeki Sevan Nişanyan'a ait binaların ve eklentilerinin yıkımına ilişkin yıkım kararı ve uygulama durumu da bunun örneklerindendir. Türkiye'deki imar mevzuatı ve buna binaen yapılan imar planları, hayatın gerisinde kalmıştır. Bu zihniyet, yıkılma veya çökme aşamasına gelmiş bir binanın tamiri veya yapımı için ruhsat talep ettiğinizde "şu anda imar planı olmadığından" bahisle beklemenizi söylemekte, yıllarca imar planı çıkması için vatandaşı bekletebilmekte, ancak izin alamayan ve mülkiyet hakkı kapsamında mülkünü kullanmak için onarım veya gayrımenkulu üzerine bina yapan vatandaşın yaptığını yıkmak için ise hiç beklememektedir. Bu durum Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Ek 1 nolu protokol ile teminat altına alınan mülkiyet hakkının açıkça ihlalidir.

 

 

Ayrıca, aynı köydeki Jandarma Karakolu ve köy okulunun bile ruhsatsız olduğu, köydeki evlerin de büyük çoğunluğunun ruhsatsız olduğu bir realiteyken, özellikle ve öncelikle muhalif kimliği ile tanınan Sevan Nişanyan'a ait binalar hakkında yıkım kararı çıkartılarak uygulamaya girişilecek olması, Türkiye'de çok iyi tanıdığımız ayrımcılık anlayışının bir ifadesi gibi görünmekte ve bizleri kaygılandırmaktadır. Adalet ve eşitlik ilkesi gereği, yıkım kararını alan ve uygulayacak mercilerce, hiçbir ama veya fakat sözcüğü ile bahane üretmeden, ya resmi kurumlar dahil tüm ruhsatsız binaların hepsi hemen yıkılmalı veya hiçbirisi yıkılmamalıdır.

 

 

Bu sebeple, hayatın gerisinde kalan ve ayrımcılığı prensip edinen anlayışı kınıyor, hukuk devleti olmanın gereğinin adil, eşit anlayış ve uygulama olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Şirince'nin yıkılması zulmüne Kültür Bakanlığı engel olmalı, yıkım kararını alan ve uygulayacak olan İzmir İl Özel İdaresi, İzmir İl Genel Meclisi ve İzmir Valiliği bu süreci derhal durdurmalıdır. Türkiye'nin sayılı kültür ve turizm varlıklarından olan Şirince'de bu yasal fakat hukuka ve insan haklarına aykırı uygulamaya derhal son verilmelidir.Şirince yok olmasın

 

 

 

 

Kamuoyuna saygı ile arz ederiz.

 

İNSAN HAKLARI VE MAZLUMLAR İÇİN DAYANIŞMA DERNEĞİ İZMİR ŞUBESİ