LEGAL SİYASETİN ÖNÜNÜN KAPATILMASI, ÇÖZÜMSÜZLÜĞÜN DAYATILMASIDIR...
Yüksek Seçim Kurulu 18 Nisan 2011 tarihinde 12 bağımsız adayın 12 Haziran Genel seçimlerine katılamayacağına karar vermiştir. YSK'nın verdiği bu karar demokratik ve legal siyasetin önünü bir kez daha tıkamıştır. 11 Nisan'da listelerin teslim edildiği seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu tarafından adayların durumu incelenmiş, seçim takvimi gereği yerlerine başka aday gösteremeyecekleri bir aşamaya gelindiği bir süreçte BDP'nin desteklediği bağımsız adayların adaylıklarının iptal edilmesi, siyaset ve demokrasi tarihine kara bir sayfa olarak geçmiştir.
Yıllardır seçim barajı nedeniyle temsilde adaletin gerçekleşmediği, her yolla birçok kesim tarafından ifade edilmektedir. Yüksek Seçim Kurulu tarafından verilen bu kararla geniş kitlelerin siyasi tercih hakkının kullanılması engellenmiş hatta bu tercihi ortadan kaldıran hukukdışılık kat be kat artmıştır. YSK'ca verilen karar 28 Mart 2009 seçimlerinden hemen sonra yargı eliyle yapılan ve BDP mensubu birçok siyasetçinin, belediye başkanının apar topar gözaltına alındığı, tutuklandığı ve halen de tutuklu olarak yargılandığı siyasi operasyonların bir devamı niteliğindedir. Aslında bu durum devlet erkinin tüm mekanizmaları ile birlikte Kürtlerle ilgili her meselede nasıl da refleksif davrandığını gösterrnektedir. Kürtlere yönelik legal siyaset kanallarını kapatan bu siyasi ve ideolojik tavır kabul edilemezdir. Kınıyoruz!
Halen milletvekili olan iki kişinin adaylıklarının iptal edilmesi ise bir başka haksızlığı ve hukuksuzluğu ortaya koymaktadır. Ülkede özlemi çekilen gerçek barışın tesisi için BDP'nin desteklediği bağımsız adayların adaylıklarının iptalini siyasi bir karar olarak değerlendiriyoruz. Bu nedenle kararın hukuki tahlile ihtiyacı yoktur. İnsan hakları ile ilgili evrensel değerler perspektifinde olaya baktığımızda esas olan değişmez ve vazgeçilmez hukuki metinler değil hak ve özgürlüklerdir. Buna aykırı hukuk metinleri bir an evvel değiştirilmeli, hak ve özgürlüklerin alanı genişletilmelidir.
Diyarbakır, İstanbul, Mersin, Ankara, Siirt, Van, Batman, Mersin, Nusaybin, Cizre gibi Türkiye'nin birçok yerinde YSK'nin veto kararını protesto eden kitlelere yönelik polis müdahaleleri sonrasında başlayan olaylar sırasında yüzlerce haksız gözaltı yapılmış, orantısız güç kullanımı ve özellikle atılan gaz bombaları onlarca kişinin yaralanmasına neden olmuştur. Gaz bombası isabet eden kişilerden ancak bir kısmı tedavi görebilmektedir. Büyük kısmı gözaltına alınma kaygısı ile tedavi merkezlerine bile gidememektedirler.
Halen Şırnak ili Silopi İlçesi'nde polisin attığı gaz bombası nedeni ile ağır yaralanan 2 yaşındaki Elif Güngen'in hayati tehlikesi devam ederken benzer olayların artarak sürmesi ve özellikle Mardin ili Nusaybin İlçesinde Yekbun Baran'ın "polisin attığı gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu ağır yaralanması" ve benzeri olaylar polis şiddetinin hız kesmeden devam ettiğini göstermektedir.
Diyarbakır'da dün yapılmak istenen mitinge müdahale edilmesi, KCK davasında "dil krizi" ve dosya sanıklarının 3'er, 5'er, 6'şar olarak mahkemeye çıkarılmak istenmesi, gösteri ve yürüyüş hakkının engellenmesi, bölgede çıkan askeri artıkların mağduriyet ve hak ihlallerine sebebiyet vermesi, farklı inanç ve etnik kökene sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına askerde ayrımcılık yapılması ve zaman zaman şiddet uygulanması ve benzeri uygulama ve tutumların hukukta yeri yoktur. Demokratik bir hukuk devletinde esas olan, olması gereken hak ve özgürlüklerin engellenmemesi, alanının genişletilmesidir.
MAZLUMDER olarak temsilde adaletsizliğin bu ülkede yarattığı ve yaratabileceği sorunları, bu sorunlar nedeniyle şimdiye kadar mecliste bulunmuş ve bulunan partilerin tarihi sorumluluklarını bir kez daha hatırlatıyoruz.
Biz bir kez daha, Türkiye'de Kürt meselesinin meclis zemininde ve özgür ortamlarda konuşulması gerektiğini,
Tüm sorunların çözümünün, ancak insanların çekinmeden, korkmadan ve baskı hissetmeden ifade özgürlüğünü, örgütlenme özgürlüğünü ve diğer tüm haklarını özgürce kullanması ile mümkün olacağına inanmaktayız.
MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBESİ
YÖNETİM KURULU ADINA
AV.NURETTİN BOZKURT