
Konya ili Çumra ilçesine bağlı İçeri Çumra beldesinde yaşayan Mehmet Necip Bağatur adlı yurttaşımızın 4 Nisan 2005 tarihinde İHD Genel Merkezine yaptığı yazılı ve sözlü başvurularda adı geçen beldede yaşayan Kürt yurttaşlarımıza yönelik ciddi tehditlerin gerçekleştiği iddialarını iletmesi üzerine İHD ve MAZLUMDER Genel Merkezleri ile İHD Ankara Şubesi tarafından bir insan hakları heyeti oluşturulmuştur.
KONYA İLİ ÇUMRA İLÇESİ İÇERİ ÇUMRA BELDESİNDE KÜRT YURTTAŞLARIMIZA YÖNELİK TEHDİT İDDİALARINI ARAŞTIRMA-İNCELEME RAPORU İHD GENEL MERKEZİ MAZLUMDER GENEL MERKEZİ İHD ANKARA ŞUBESİ --------------------------- NİSAN 2005 OLAY Konya ili Çumra ilçesine bağlı İçeri Çumra beldesinde yaşayan Mehmet Necip Bağatur adlı yurttaşımızın 4 Nisan 2005 tarihinde İHD Genel Merkezine yaptığı yazılı ve sözlü başvurularda adı geçen beldede yaşayan Kürt yurttaşlarımıza yönelik ciddi tehditlerin gerçekleştiği iddialarını iletmesi üzerine İHD ve MAZLUMDER Genel Merkezleri ile İHD Ankara Şubesi tarafından bir insan hakları heyeti oluşturulmuştur. HEYET OLUŞUMU İHD Genel Merkezinin telefonla ve yazılı olarak aldığı başvurunun niteliği ve ciddi tehditler geliştiğine ilişkin iddialar nedeniyle, yaşanan tehdit ve hakaret iddialarının araştırılması, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi, gerçekleşen hak ihlallerinin ve faillerinin açığa çıkartılması ile temel hak ve özgürlüklerin korunmasına katkı amaçlarıyla, bir insan hakları heyeti oluşturma gereğinin ortaya çıkması üzerine; İnsan Hakları Derneği Genel Saymanı Yüksel Mutlu, Ankara Şube Başkanı Salih Karaaslan Konya Şube Başkanı Orhan Özer, MAZLUMDER GYK üyesi Adem Seleş’in katılımı ile oluşturulmuştur. 04.04.2005 günü Konya ili Çumra ilçesine giden heyetimiz öncellikle mağdurlarla görüşmüş, sonrasında Çumra İlçesi Kaymakamı Hasan Taştan, İlçe Emniyet Müdürü, Jandarma Komutanı, İçeri Çumra Belediye Başkanı Şaban Taşdelen ile bir dizi görüşme gerçekleştirmiştir. HEYETİN YAPTIĞI GÖRÜŞMELER Mağdurlarla Yapılan Görüşme: MEHMET NECİP BAGATUR İLE YAPILAN GÖRÜŞME “ Bagatur ailesi ve akrabalarımız 24 kişi. Konya ili İçeri Çumra kasabasında 25 yıldır ikamet etmekteyiz. 20 Mart tarihinde kamuoyuna bayrak olayı olarak yansıyan olaydan sonra 21 Mart günü Konya’da artık devletin de resmi bayram olarak kutladığı “Nevruz bayramında” yerel televizyonda ailemden bir kişinin Nevruz kutlamalarında görüntülerinin yayınlanması üzerine İçeri Çumra Kasabasında gerek halk gerekse yetkili kişilerce bana, aileme ve Kürt ailelerine (Aydınlık ve Yalnızağaç) “tecrit ve fiili saldırı” politikası izlenmiş bu meyanda ilk önce sözlü ve küfürlü sataşmalar başlatılmış, akabinde iş yerlerimiz zorla kapattırılmış daha sonra bazı kişiler evlerimize kadar gelerek tehditler savurmuş, sonrasında belediye ve belediye başkanı önderliğinde yapılan bayrağa saygı yürüyüşü sırasında evlerimiz kasaba dışında olmasına rağmen konvoy evimizin iki kez durdurularak ilk önce sözlü küfürler, daha sonra evlerimizin önünden ikinci geçişte beş dakika kadar durulup ağza alınmayacak küfür ve hakaretler devam ettirilmiştir. Bu gelişmelerden sonra iş yerlerimiz (kahvehane) tahrip edilmiş ve devam eden tehditler arttırılarak sürdürülmüştür. Beş aile on gündür tecrit ve fiili saldırı koşullarında yaşamaktadır. İçeri Çumra da evimizden dışarı çıkamıyoruz ve hiçbir ihtiyacımızı karşılayamaz hale geldik. Ben Konya’da avukatlık yapan bir hukukçu olarak gerekli idari mercilere (kolluk ve mülki makamlara) can güvenliğimizin bulunmadığını ve olmadık olayların gerçekleşebileceğini söyledik. Ancak bu makamlar sürekli olarak “şu an gerçekleşen ciddi bir olay yok, büyük bir olay olursa olaya müdahale ederiz gibisinden” lakayt cevaplar ile başvuruşlarımızı geçiştirdiler ve adeta olaya davetiye çıkarmak istediler. Bu konuda adli makamlara da (savcılığa) başvuruda bulundum. Ancak şu ana kadar bu şikayetim ilgili hiçbir gelişme olmadı. Bu kasabada beş yüz milyar değerinde beş evimiz , 100 büyük baş hayvanımız, barınakları, bini geçkin meyve ağaçlarımız ve iş yerlerimiz mevcuttur. Şu an itibarı ile can ve mal güvenliğimiz kalmamıştır. Öyle ki sabaha kadar nöbetler beklemekteyiz. Çocuklarımız okula gidememektedir. Tüm bunların bence tek nedeni vardır: Kürt olmamız… Şu an itibarı ile aile olarak bu kasabadan yıllardır ikamet ettiğimiz yerimizi yurdumuzu terk edip Konya’ya göç hazırlıkları içindeyiz. Türkiye son yıllarda Avrupa Birliğine giriş sürecinde yasalar anlamında oldukça anlamlı adımlar atmıştır. Ancak bu olumlu adımların hiçbiri uygulamaya yansıtılmamıştır. Anadolu’nun ortasında bir yerde kim tarafından yönlendirildiği belli olmayan 12 ve 14 yaşlarındaki küçük çocukların yaptıkları olaylar tüm Kürt Halkına mal edilerek tecrit ve fiili saldırı politikaları uygulanmakta, bu olaylara gerek adli gerek idari makamlar seyirci kalmaktadır. Anadolu’nun orta yerinde göç olayları yaşattırılmaktadır. Biz olayların büyümemesi adına Çumra’dan göç edeceğiz. Ancak bu politikaların bu anlayışla büyüyerek artacağı da kesindir. Ve buna dur denilmesi gerekmektedir. Ben ve ailem bu duruma Konya koşullarında çözüm üretemedik. Bu nedenlerle; ciddi olan bu sorunlarımızla ilgilenilmesi, bu sorunumuzun kamuoyu nezdinde ilgili yerlere taşınması için İHD’ye başvuruda bulundum. YAPILAN RESMİ GÖRÜŞMELER ÇUMRA KAYMAKAMI HASAN TAŞTAN İLE YAPILAN GÖRÜŞME Heyetimiz mağdurlarla yaptığı görüşmeden sonra Çumra İlçesi Kaymakamından olaylarla ilgili olarak görüşme yapmak üzere randevu almış saat 18.30’da bu görüşmeyi yapmıştır. Yapılan görüşmede İlçe Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı’ da bulunmuştur. Heyetimiz görüşme sırasında ilçe kaymakamına mağdurların şikayetleri ve olaylara ilişkin anlatımlarını aktarmış kaymakam cevaben; Biz bir olay duymadık. Aile ile görüştüm, evlerinin bulunduğu sokağa da gittim. İddia ettikleri gibi bir durum söz konusu değildir. Neden huzursuz olduklarını anlayamadım. Eğer bir olay var ise savcılığa suç duyurusunda bulunsunlar. Bayrak olayından önce de ilçemize doğudan asker cenazeleri geldi fakat herhangi bir olay çıkmadı. Şimdi neden bu tür şikayetleri öne sürüyorlar. Birileri bir şeyler söylemiş olabilir, fakat bu çok önemli bir şey değil. Asayişe hakimiz, endişeleri çok abartılı buluyoruz. Çocukları okula gidip gelebilir, kahvehanenin mülk sahibi; birkaç gün kahvehaneyi kapatın insanlar size tepki duyuyor demiş, bu nedenle kahvehaneyi kapattılar. Sarhoş birisi kahvehanenin camını kırmış, işyerine zarar veren bu kişi yakalanıp adliyeye sevk edildiğini belirtmiştir. İlçe Emniyet Müdürü ve Jandarma Komutanı da Kaymakamın anlattıklarına katıldıklarını, ilçede tüm önlemleri aldıklarını, güvenlik ekiplerinin devriye gezdiğini asayişe hakim olduklarını belirtmişlerdir. İÇERİ ÇUMRA BELEDİYE BAŞKANI ŞABAN TAŞDELEN İLE YAPILAN GÖRÜŞME Heyet üyeleri İçeri Çumra Belediye Başkanı ile yaptıkları görüşmede olaylara ilişkin mağdurların şikayetlerini aktarmış ve olaylarla ilgili ilçede yaşananlar hakkında bilgi istemişlerdir. Belediye başkanı olaylarla ilgili olarak; Bu aileler 25 yıldır Çumra’da ikamet ediyorlar. 40’ın üzerinde hane var. Aileyi ziyaret ettik, bir sarhoş kahvehanenin camlarını kırmış. Sükuneti sağlamaya çalışıyoruz ,aklı selim olmanın gerekli olduğunu düşünüyoruz. Ortada bir durum da yok. Toplu yaşadıkları için beş aile bir arada. İlçemizde bayrak mitingi yapıldı, önce bir parti yapmak istedi fakat biz buna müsaade etmedik İçeri Çumra Yardımlaşma Derneği olarak düzenledik. Mitingde Lise Müdürü de konuşma yaptı, konvoy bir saat köyü dolaştı, bu aileleri bir hapishane kaçkını tehdit etmiş. Bende kendilerine yardım için varım, karşı tarafı yatıştırmaya çalışıyorum. Siyasi grupların önderlerini çağırıp aklı selime davet ediyorum. Bu kişilerden birisi Nevruz mitingine katılmış bu da kayıt altına alınmıştır. Endişe edilecek bir durum söz konusu olmadığını belirtmiştir. KANAAT VE SONUÇ Heyetimiz gerek mağdurlarla gerekse ilçe ve beldenin yetkili resmi makamlarıyla yaptıkları görüşmeler sonucunda ; Mağdur ailelerin yaşanan olaylardan çok tedirgin olduklarını olaylar dolayısıyla işyerlerini açamadıklarını ve çocuklarını okula gönderemediklerini, beldeyi olaylar dolayısıyla terk etmeyi düşündüklerini, Resmi yetkililerin ve güvenlik birimlerinin ise yaşanan olayları çok hafife aldıklarını hatta hiçbir olay yokmuş gibi davrandıklarını gözlemlemiştir. İlçe kaymakamı ve emniyet müdürlüğü ile jandarma komutanının bu tavırlarına rağmen belde belediye başkanının olaylara ilişkin anlatımlarından mağdurların yaşadıkları sorunların ciddiye alınması ve gerekli önlemlerin zaman geçirmeden alınması gerektiği kanaatine varmıştır. SONUÇ OLARAK; İçeri Çumra’da yaşanan bu olayın Türkiye’de toplumsal barışın korunmasına zarar verebileceği, sosyal hukuk devletinde hangi etnik kökenden olursa olsun tüm yurttaşların özgürce güven içinde yaşamalarının sağlanması gerekmektedir.