Suudi Arabistan uyruklu Shaker Aamer, hiçbir suçlama yöneltilmeden ve hiçbir yargı süreci işletilmeden ABD tarafından 14 yıl Guantanamo'da tutulmuş, buradaki hukuksuzlukların, işkence uygulamalarının ve hukuki güvencesizliğin dünya kamuoyundaki en bilinen simgeleri arasında yer alan isimlerden biridir.
Aktivistlerin ve insan hakları örgütlerinin yıllar süren mücadelesi, imza kampanyaları ve eylemleri sonucunda Aamer, 14 yıllık tutukluluğunun ardından 2015 yılında, “hiçbir suç isnadında bulunulmamış” olarak serbest bırakılmıştır. Serbest kaldıktan sonra da Guantanamo'da maruz kaldığı işkenceleri ve hukuksuzlukları dünya kamuoyuna anlatarak, Guantanamo'nun kapatılması için yükseltilen seslere eşlik etmiştir.
Mülteci statüsüyle yaşadığı Birleşik Krallık'tan ayrılan Aamer, 2019 yılından bu yana Türkiye'de bulunmaktadır. Kısa dönem ikamet izniyle bulunduğu bu topraklarda önce ikamet izni uzatma talebi reddedilmiş, ardından hakkında G-87 tahdit kodu tesis edilmiştir. Türkiye'de hakkında hiçbir adli soruşturma ve kovuşturma bulunmadığı halde Aamer aleyhine bu kodun konulması, Avukatlarının açıklamalarına göre ABD kaynaklı verilere dayanmaktadır.
Tahdit kodu nedeniyle ikamet izni alamayan Aamer, İstanbul İl Göç İdaresi Müdürlüğü tarafından idari gözetim kararıyla Binkılıç Geri Gönderme Merkezi'ne sevk edilmiştir. Suudi Arabistan'a iade edilmesi hâlinde kötü muameleye maruz kalabileceği, siyasi gerekçeli suçlamalarla hapis cezasına çarptırılabileceği, hatta yaşam hakkının doğrudan tehlikeye girebileceği yönünde ciddi endişeler bulunmaktadır.
Aamer Türkiye'de Suriye uyruklu bir kadınla evlenmiş olup doğum belgesinden başka hiçbir resmi kimlik belgesi bulunmayan 3 yaşındaki bir çocuğun babasıdır. Sınır dışı edilmesi hâlinde ailesine bir daha kavuşamama tehlikesiyle de karşı karşıyadır.
Hakkında Türkiye'de hiçbir adli süreç yürütülmediği halde, utanç kaynağı Guantanamo'da suçsuz yere 14 yılını geçirmiş bir sığınmacı hakkında G-87 kodu tesis edilmesi, üstelik bu kodun ABD kaynaklı istihbarat verilerine dayanılarak verilmesi, kod uygulamalarının ne denli mesnetsiz biçimde uygulanabildiğinin yeni bir örneğidir. Yabancı devletlerin istihbari verileri doğrultusunda bir sığınmacı hakkında sınır dışı kararı almak ve idari gözetime tabi tutmak, uluslararası sözleşmelere ve temel insan haklarına aykırıdır. Egemen bir devletin başka ülkelerden aldığı istihbari bilgi ve verileri hiçbir süzgeçten geçirmeden doğrudan uygulaması egemenlik hakkını zedeler. Hukuk devletinde her sığınmacının durumu kendi özgün koşulları içinde ayrı ayrı değerlendirilmeli, toptancı yaklaşımlardan vazgeçilmeli, en temel hak olan yaşam hakkı korunmalı, tahdit kodları bir cezalandırma yöntemine dönüştürülmemeli ve idari makamlar kendilerini kolluk ya da savcılık makamı yerine koymamalıdır.
MAZLUMDER olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni;
•Hukuk devleti ilkelerine ve egemenlik şartlarına uygun hareket etmeye,
•Anayasa'nın 17. maddesi ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesinde güvence altına alınan işkence ve kötü muamele yasağı, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu'nun geri gönderme yasağını düzenleyen 4. maddesi ve sınır dışı etme kararı alınamayacakları düzenleyen 55. maddesi uyarınca Shaker Aamer'i Suudi Arabistan'a iade etmemeye,
•İdari gözetim hâlini sonlandırarak serbest bırakmaya davet ediyoruz.