Çözümün Güvenliği Hak ve Özgürlükle Sağlanır

Bir süredir birbiriyle çelişkili zor politikaların aynı anda yürütülme çabasına şahitlik ediyoruz. Kronik sorunlar karşısında çözüme dönük atılmaya çalışılan adımlar ile bugüne kadar o sorunları üretmekten başka bir sonuç vermemiş güvenlikçi adımlar kaçınılmaz olarak birbirine dolaşıyor. Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki son gelişmeler, bu tür bir kararsızlık anının nasıl bir kırılganlığa yol açabildiğini ve toplumsal gerilimi hızla yükselttiğini sarih biçimde ortaya koymuştur.
Diyarbakır’ın Lice ilçesinde devam ede gelen kalekol inşaatını protesto eylemininin, yol kesme ve insan kaçırmaya evrilmesi, güvenlik güçlerinin şiddeti her geçen gün artan dozajda yaptığı müdahalelerde, son olarak silahlı unsurların karşı karşıya gelmesi ve halkın üzerine ateş açılması sonucu maalesef iki kişi hayatını kaybetmiştir. Oysaki Lice gibi toplumsal belleğinde geçmişin acılarına Ceylan Önkol gibi yeni acıların eklendiği bir yerde, halkın kalekol tepkisi doğru anlaşılmalı ve buna uygun hareket edilmeliydi. Nitekim sivil toplum örgütleri olarak, sürdürülebilir bir çözüm zemininin yakalanmışken birçok noktada hızla yükselen bu kalekolların çağrışımını yaptığı politikaların, güvensizlik ikliminin devamına sebebiyet verdiğine dikkat çekmiştik. Yaşanan gelişmeler, kaygımızın yersiz olmadığına işaret etmektedir.
Barış için bir tarafta çeşitli ortamlarda yol haritaları masaya yatırılırken, diğer tarafta diyalog masasının devrilmesinin yolunu açabilecek yanlışların yapılması kabul edilemez. Sulh ile çözüldüğünde hayır ve hayat bulacağımız böylesi büyük bir sorun karşısında, tüm tarafların çok daha fazla çaba sarf etmesi ve sorunun büyüklüğüne denk bir hassasiyet göstermesi gerekmektedir.
Çocukları dağa çıkan ailelerin beklentileri, yol kesme ya da adam kaçırma gibi eylemler, Diyarbakır Merkez'de vuku bulan bayrak indirme hadisesi ve akabindeki tüm gelişmelere bakıldığında bu gereklilik daha net görülebilir. Bunlara karşılık siyasi iradenin de, toplumsal bir çatışmaya yol açabilecek linç eylemlerini örnek gösteren ve hukuku devre dışı bırakarak yargısız infazı meşrulaştıran her türlü sözden, hakaretten ve eylemden sakınması şarttır.
Toplumsal barışın kalıcı hale getirilmesi, ancak hakların herkes için eşit şekilde sağlandığı bir zeminde mümkündür. Son dönemde bu denklemin, insan hakları aleyhine daha sık bozulmaya başlandığını gözlemliyoruz. Özellikle her türlü protesto ve yürüyüşe güvenlik güçlerince sert şekilde müdahale edilmesi suretiyle, toplumun kendini ifade hakkı engellemesi; ciddi bir huzursuzluk kaynağına dönüşmektedir.
MAZLUMDER olarak, kalıcı sorunlara çözüm aradığımız bir süreçte, tüm tarafları gidişatı olumsuz etkileyecek ya da yeni sorunlara yol açacak her türlü davranıştan uzak durmaya davet ediyoruz. Barışa giden yolun güvenliğinin, ancak hak ve özgürlüklerin genişletilmesiyle sağlanabileceğini hatırlatıyoruz.
<!--[if !supportLineBreakNewLine]-->
<!--[endif]-->
Recep KARAGÖZ
MAZLUMDER Genel Sekreteri