
31 Mayıs 2010 tarihinde, Gazze Özgürlük Filosu’na yönelik İsrail Savunma Güçleri tarafından Akdeniz’in orta yerinde gerçekleştirilen saldırı ile ilgili Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi’nin 2 Haziran 2010 tarihli ve A/HRC/RES/14/1 sayılı kararı ile oluşturulan Birleşmiş Milletler Olay İnceleme Komisyonunca (Orjinal adıyla: United Nations Fact Finding Mission) hazırlanan A/HRC/15/21 sayılı rapor, 22 Eylül 2010 tarihi itibariyle Cenevre’deki BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunulmak üzere tamamlanmıştır.
Sözkonusu A/HRC/15/21 sayılı rapor, İsrail tarafından gerçekleştirilen Gazze’ye Özgürlük Filosu’na yönelik saldırıda 9 kişinin yaşamını yitirmesi ve pek çok kişinin yaralanması sırasında ve sonrasında yaşanan insan hakları ihlallerini, uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları hukukunu da kapsayacak şekilde incelemektedir.
Komisyon, İsrail saldırısı ile ilgili soruşturmalarda bulunmak için Cenevre’de, Londra’da, İstanbul’da, Amman’da mağdurlar ile görüşmüş ve deliller toplamıştır. Ayrıca Komisyon Türkiye’deki temasları sırasında İskenderun Limanı’nda bulunan Mavi Marmara, Gazze ve Defne/Y gemilerinde de incelemelerde bulunmuştur.
Komisyonun hazırladığı rapor ve Komisyonun bizatihi kendisi tarafsız ve bağımsız bir uluslararası niteliğe sahiptir. İnceleme Komisyonu’nu oluşturan organ BM’in insan haklarının korunmasında ve geliştirilmesindeki en temel mekanizması olan BM İnsan Hakları Konseyi’dir.
BM İnsan Hakları Konseyi dünyanın çok farklı ülkelerinden gelen temsilcilerin oluşturduğu uluslararası bir organdır ve BM’in insan hakları konusundaki en yetkili kurumudur. Konsey, farklı ülkelerdeki insan hakları konularıyla ilgili araştırma yapma, gözlemde bulunma ve bu konularda raporlar hazırlama yetkisine sahiptir. Konsey, incelenmesi gereken meselelerle ilgili araştırmalarda bulunmak üzere tarafsız, bağımsız ve uluslararası alanda tanınmış hukukçulardan oluşan bir İnceleme Komisyonu görevlendirir ve bu komisyon raporunu hazırlayıp Konseye sunar.
2009 yılında yaşanan, İsrail’in Gazze topraklarında gerçekleştirdiği “Dökme Kurşun Operasyonu” sonrası hazırlanan ve kamuoyunda “GOLDSTONE Raporu” olarak bilinen rapor da aynı Komisyon tarafından, aynı prosedür sonucunda hazırlanmış ve kamuoyuna duyurulmuştur.
Gazze’ye Özgürlük Filosu’ndaki gemilere yönelik İsrail saldırısıyla ilgili olarak da benzer bir süreç işlemiş ve B.M İnsan Hakları Konseyi, saldırıyı soruşturmak üzere Olay İnceleme Komisyonunu kurmuştur. Komisyon, başkanlığını emekli Uluslararası Ceza Mahkemesi yargıçlarından Karl T. HUDSON-PHILLIPS’in yaptığı ve eski Sierra-Leone için Uluslararası Mahkeme Başsavcısı Sir DESMOND DA SILVA ve Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi eski üyelerinden Mary SHANTHI DAIRIAM’dan oluşan 3 kişilik bağımsız uzman tarafından faaliyete geçmiştir.
B.M’nin ve onun insan hakları konusundaki en yetkin organı olan İnsan Hakları Konseyi’nin, bu konseyce görevlendirilmiş İnceleme Komisyonu’nun ve bu komisyonca hazırlanmış raporun bağımsızlığına ve tarafsızlığına halel getirmeye yönelik çabalar ve kamuoyunda akılları karıştırmaya yönelik yanlış bilgilerin desteksizce dile getirilmesi, Gazze’ye Özgürlük Filosu’nu düzenleyenlerin haklılığı karşısında artık köşeye sıkışmışlığın göstergesidir.
Komisyon, İsrail devletinin ve yetkililerinin uluslararası sularda seyreden ve Gazze’ye insani yardım malzemesi ulaştırma amacında olan Gazze Özgürlük Filosu’na yönelik saldırısının “İnsan Haklarının çok ağır bir ihlali” olduğu sonucuna ulaşmış ve bu sonuca da yaptığı bağımsız ve tarafsız araştırmalar neticesinde varmıştır. Bu saptamayı yapan BM’in insan hakları alanındaki temel organı olan İnsan Hakları Konseyi’dir. BM’yi her alanda referans kabul edenlerin, rapor İsrail’in saldırısını “orantısız ve kabul edilemez derecede gaddar” olarak tanımladığının anlaşılmasından sonra, raporu hazırlayan komisyonu tartışmaya açmalarını manidar buluyoruz.
B.M İnsan Hakları Konseyi’nin görevlendirmesiyle Karl T. Hudson-Phillips’in başkanlığını yaptığı İnceleme Komisyonu, A/HRC/15/21 sayılı raporu, İsrail’in saldırısını “orantısız ve kabul edilemez derecede gaddar” olarak tanımlamaktadır.
Raporda, “filoya yapılan saldırının İsrail ile Filistin Otoritesi ve Halkı arasında devam eden sorunlar bağlamında görülmesi” gerektiği ve “İsrail’in mevcut paradigmalarında değişikliğe gitmemesi halinde benzer olayların meydana gelmesi muhtemeldir” denilerek, “adil olmayan bir zaferin kalıcı barış getirdiği hiç görülmemiştir” vurgusu yapılmıştır.
Ayrıca raporda komisyon üyeleri “Misyonumuz, Gazze’de bir insanî krizin mevcut olduğu istikametinde katı bir sonuca varmıştır. Tarafsız kaynaklardan elde edilen kanıtların üstünlüğü, aksi bir görüşe varmayı engelleyecek derecede ezicidir. Bu gerçeğin herhangi bir inkârını, herhangi bir rasyonel temelde desteklemek mümkün değildir. Bundan çıkan sonuçlardan birisi de, tek başına bu sebeple ablukanın yasa dışı olduğu ve hukuken kabul edilemez olduğudur. Bu, ablukanın yasallığını doğrulamak için aranan gerekçeler ne olursa olsun böyledir” diyerek, ablukayı delmek için yola çıkan filonun haklılığına ve İsrail’in Gazze’yi abluka altında tutmasının haksızlığına vurgu yapmaktadır.
Raporun sonuç bölümünde;
“İsrail’in açık denizde Mavi Marmara’ya ilgili şartlar ve sebeplerle müdahale eylemi açıkça kanunsuzdur. Özellikle de bu eylem BM Sözleşmesi Madde 51’deki şartlar çerçevesinde savunulamaz.”
“Gazze’deki sivil nüfusun toplu cezalandırılmasını teşkil eden ambargo, mevcut şartlarda veya herhangi şart altında meşru değildir.”
“İsrail askeri ve diğer personelinin filo yolcularına karşı davranışı sadece orantısız olmakla kalmayıp tamamen gereksiz ve olağanüstü şiddet düzeyleri göstermiştir. Kabul edilemez bir vahşet düzeyini ortaya koymuştur. Bu davranış güvenlik gerekçesiyle veya herhangi diğer gerekçeyle meşru görülemez veya görmezden gelinemez. Bu, insan hakları hukuku ile uluslararası savaş hukukunun ağır ihlallerini teşkil etmiştir.”
“Misyonumuz, pek çok ihlal ve saldırının işlendiğini tespit etmiştir. … Dördüncü Cenevre Konvansiyonunun 147. maddesinin şartlarına göre, aşağıdaki suçların kovuşturulmasını destekleyecek açık kanıtlar bulunmaktadır:
• kasıtlı (taammüden) adam öldürme;
• işkence veya insanlık dışı davranış;
• kasıtlı (taammüden) olarak eziyet etme veya beden veya sağlıkta ciddi yaralanmaya yol açma.
Misyon, uluslararası insan hakları hukuku uyarınca, aşağıdakiler de dâhil olmak üzere, İsrail’in görevlerinin bir dizi ihlalinin de meydana geldiği kanaatindedir:
• yaşam hakkı ihlalleri (madde 6, ICCPR);
• işkence ve diğer kötü, insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele veya ceza (madde 7, ICCPR; CAT);
• kişinin özgürlük ve güvenlik hakkı ile keyfi tutuklama veya gözaltı dokunulmazlığı hakkı ihlali (madde 9, ICCPR);
• gözaltına alınanların insanlığa uygun ve doğal insan haysiyetine saygılı muamele görme hakkının ihlali (madde 10, ICCPR);
• ifade özgürlüğü ihlali (madde 19, ICCPR).
“İsrail‘in kanunsuz olarak el konulan malları alıkoyması devam eden bir suçtur ve İsrail söz konusu malları derhal iade etmelidir”
Saldırı esnasında “… maskeli olarak daha ciddi suçları işleyenler, İsrail otoritelerinin yardımı olmaksızın teşhis edilememektedir. Misyon, suçluları kovuşturmaya ve duruma açıklık getirmeye yönelik teşhislerinde İsrail hükümetinin işbirliği içerisinde olmasını beklemektedir”
“Misyonumuz İsrail Hükümetinin, askeri personelinin müdahil olduğu olayların soruşturulmasında işbirliği yapmayı reddettiği ilk sefer olmadığının farkındadır.”
“Misyonumuz huzuruna çıkan tüm yolcular, misyon üyelerinde samimi olarak insaniyetperverlik ruhuna adanmış ve Gazze sakinlerinin refahı için derin ve samimi bir ilgiyle dolu kimseler oldukları izlenimini bırakmışlardır. Misyon, bölgede barış ve uyumun olabilmesi için sadece farklılıkların uzun değil kısa vadede çözümlenmesi umudunu ifade etmektedir”
“Dokuz insan yaşamını kaybederken pek çok diğeri ciddi yaralanmalar geçirmiştir. Misyon, sadece yolcular değil, fakat aynı zamanda yara alan askerler için de çok travmatik bir deneyim olması gereken saldırının derin psikolojik izler bıraktığını gözlemlemiştir. Misyon üyeleri, tüm ilgililer ve özellikle de vefat edenlerin ailelerinin acılarını paylaşmaktadır.”
“Misyon, Gazze’de elim bir durumun mevcut olduğu tespitinde yalnız değildir. Bu, ‘sürdürülemez' olarak nitelenmiştir. Bu, 21. yüzyılda tamamen hoşgörülemez ve kabul edilemez bir durumdur. Birinin “Gazze’deki insanların yaşamlarında kabul edilebilir en temel standartların karşılandığı” şeklinde nitelendirebilmesi hayret vericidir.”
“Misyon, uluslararası toplumun her ne sebeple olursa olsun pozitif adım atmakta isteksiz olduğu uzun süreli insani kriz durumlarına müdahale arzusundaki insani kuruluşlar (STK)’ın pozisyonunu da düşünmüştür. Bu STK’lar İsrail tarafından sıklıkla, kendiişlerine burun sokmakla ve en kötü durumda da terörist veya düşman ajanı olmakla suçlanmaktadırlar.”
Raporda yine aktivistlerin filoya katılma gerekçeleri “krizleri hafifletmek için yapılan faaliyetler ile krizleri oluşturan sebepleri ortadan kaldırmaya yönelik olanlar” şeklinde bir ayrım yapılarak “… bazı yolcuların sadece Gazze halkına yardım malzemesi teslim etmek amacında oldukları, bazılarınınsa insani yardım taşımayla bu krizin çözülemeyeceği, bu nedenle ablukanın ortadan kaldırılması için abluka hakkında dünya kamuoyunu bilinçlendirme amacıyla filoya katıldıklarını” tespit ettiklerini ancak “… her iki amacın hangisinin daha insaniyetperver olduğunun incelenmesi gerektiği” şeklinde vurgulanmıştır.
Son olarak da raporda “Misyonumuz, İsrail ordusunun hukuksuz eylemlerinin sonucu olarak zarara uğrayanların yeterince ve derhal tazmin edilmelerinin önüne hiçbir engel konulmamasını samimiyetle ümit etmektedir. İsrail Hükümetinin derhal adım atması umulmaktadır. Bu, İsrail’in uluslararası ilişkilerde dokunulmazlık ve inatlı ihtilaf yönündeki elim şöhretini tersine çevirme yönündeki uzun bir yolun başlangıcı olacaktır” denerek İsrail’in tazminat ödemesi yönünde çağrı yapılmaktadır.
Sözkonusu rapordan yapılan alıntılar raporun sonuç bölümündendir. Raporun tamamına yönelik bir değerlendirmemiz raporun tümünü okumadan mümkün görünmediğinden, tümüne yönelik değerlendirmemiz ilerleyen günlerde dernek merkezinde yapılacak bir basın toplantısıyla mümkün olacaktır.
Rapor, İsrail’in filoya saldırısı özelinde ve Gazze ambargosu genelinde insanlık dışı tutumunu gözler önüne sermektedir. Bu bağlamda, dünya devletleri yanında bölge ülkeleri ve özellikle Türkiye, birlikte veya tek başına, raporda bahsedilen insanlık dışı ambargoyu kaldırmak ve filoda mağdur edilen insanların haklarının iadesi için gerekli adımları acilen atmalıdırlar.
Av. Cihat GÖKDEMİR
MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı