Öncelikle ifade etmek gerekir ki; haklarında sıklıkla soruşturma açılan ve her çağrıya icabet eden çoğu seçilmiş ve aktif olarak siyaset yapan ya da insan hakları kuruluşlarında çalışma yürüten kişilerin uygunsuz saatlerde kamuoyunun gözüne sokularak, baskınlar düzenlenerek ve kapılar kırılarak gözaltına alınması insan hak ve hürriyetleri ile bağdaşmaz.
Gerekli yasal düzenlemelerle, temsilcilik hakları kısıtlanan siyasetçilerin ve sürekli baskı altında tutulan insan hakları savunucularının mücadele alanlarının ve araçlarının genişletilmesi gerekirken, bunların örgüt üyesi olarak lanse edilip, tutuklanmaları kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ihlal etmekte olup, zulümdür.
Vurgulamak gerekir ki askeri ve siyasi operasyonlar, Kürt Sorununun çözümünü ertelemekte ve toplumsal ayrışmayı derinleştirmektedir. Kürt Sorununun çözümü, ancak tekçi ve baskıcı yöntemlerin reddi ile birlikte, bütün toplumsal unsurların seslerine kulak kabartmakla mümkündür. Bu konuda söz söyleyen kimi kesim ya da kişileri, "sakıncalı" ilan ederek ve tutuklayarak baskı yöntemleri ile tasfiye amacı güden yaklaşımları reddediyor, Ceza Muhakemesinin siyasi muhaliflerin tasfiyesinde bir araç olarak kullanılmasının herkes açısından büyük risk oluşturacağı ihtarını yapıyoruz.
MAZLUMDER olarak; sıkıyönetim gibi istisnai rejim uygulamalarını andıran bu sürece derhal son verilmesini, Sayın Bülent Arınç'ın deyimiyle "insanı dağa çıkaran" nitelikteki, keyfi uygulamalara çok müsait Terörle Mücadele Kanunun acilen değiştirilmesini/ kaldırılmasını, gerekli adımların atılarak şiddete bulaşmadığı halde tutuklu bulunan bütün siyasetçi, insan hakları savucusu ve muhaliflerin salıverilmesini talep ediyoruz.
MAZLUMDER Genel Merkezi