Basın Açıklamaları

“Adalet Yürüyüşü”ne Yapılan Müdahale Kanuni Sınırın Aşılmasıdır

“Adalet Yürüyüşü”ne Yapılan Müdahale Kanuni Sınırın Aşılmasıdır

Basına yansıyan bilgilere göre Gezi Parkı eylemleri süresince polislerin orantısız şiddet kullanması sonucunda 5 kişinin hayatını kaybetmesi, 12 kişinin uzuv(göz) kaybına uğraması ve yüzlerce kişinin yaralanması üzerine, bir grup aktivist, eylem süresince suç işleyen polislerin yargılanmaları talebi ile “Adalet Yürüyüşü” adını verdikleri bir yürüyüş başlatmışlardı.

Yürüyüşlerine Antalya’dan başlayan yaklaşık 20 kişilik grup, 33 gün süren 1100 kilometrelik yürüyüşlerini 21 Ağustos günü tamamlamayı planlanmış fakat yürüyüş, geldikleri Gümüşsuyu Caddesi'nde polisin sert müdahalesiyle engellenmiştir. Müdahale sonucunda grup orantısız şiddet kullanılarak dağıtılmış ve yürüyüşçülerden biri sara krizi geçirerek hastaneye kaldırılmıştır.  

“Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme özgürlüğü” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatlarında da belirtildiği üzere düşünce ve ifade özgürlüğüyle doğrudan alakalı olup demokratik bir yönetimin en temel yapıtaşlarındandır. Anayasa'ya göre herkes silahsız ve saldırısız olmak koşuluyla izinsiz toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Cebir, tehdit yahut şiddet unsuru barındırmayıp barışçıl bir niteliğe sahip oldukça ve kamu düzenini açıkça ihlal etmedikçe bu hakkın sınırlandırılması mümkün olmamalıdır. Üstelik, 20 kişilik silahsız ve sivil bir grubun barışçıl bir niteliğe sahip 33 günlük yürüyüşleri boyunca ihlal etmedikleri 'kamu düzeninin' son durakları olan Gezi Parkı'na ulaşmaları halinde ihlal olacağına dair öngörü yersizdir. “Adalet Yürüyüşü” gönüllülerine yapılan bu müdahale çeşitli uluslararası anlaşmalarda ve Anayasa'nın 34. maddesinde bir temel hak ve özgürlük olarak vaz edilen “toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı”nın açıkça ve ağır bir ihlalini teşkil etmektedir.

Kendilerine müdahale edilen yürüyüşçülerin toplantı ve gösteri yapma hakları ihlal edilmekle kalınmamış, müdahalenin şiddet ve yoğunluğu da  AHİM’in kararlarında orantısız polis şiddeti olarak tanımlanan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 3. maddesinde tanzim edilen işkence yasağının ihlali olarak da değerlendirilmelidir. Yani, “Adalet Yürüyüşü”ne yapılan müdahalede polisin kullandığı orantısız şiddet yürüyüşçülerin vücut bütünlüğünün hukuka aykırı bir biçimde ihlal edilmesi anlamına gelmekte ve mağdurların insanlık onurlarına da bir saldırı niteliği taşımaktadır.  Polisin göstericilere müdahale etmesine ilişkin görüntüler, kamu vicdanının incinmesine de sebep olmuştur.

MAZLUMDER İstanbul Şubesi  olarak bu vesile ile bir kez daha; polisin yetkilerini genişleterek keyfi muameleye imkan veren, kimi zaman sivil ölümlere sebebiyet veren Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu’nun en kısa zamanda insan hakları ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak yeniden düzenlenmesini, Gezi Parkı eylemleri sürecinde ve “Barış Yürüyüşü” esnasında keyfi ve orantısız, aşırı şiddet uygulayan kolluk görevlilerinin yargılanmalarını talep ediyoruz. Yaralılara acil şifalar diliyoruz. 

MAZLUMDER İstanbul Şubesi