AKP hükümetinin üçüncü döneminde demokrasiye, ifade ve örgütlenme özgürlüğüne olan özlem her geçen gün daha da artmakta toplumda muhalif tüm kesimler gözaltına alınma ve tutuklanma sırasını bekler hale gelmektedir.
<!--?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /-->
KCK adı altında ötekileştirilerek yalnızlaştırılarak terörize edilen muhalif kesimler ile onlarla arkadaş, akraba, yoldaş, halaydaş olan veya onlara sempati duyan herkes bir devlet bakanının da açıkladığı üzere "koordinasyon içinde, tartışılmış, kararlaştırılmış, planlanmış" bir şekilde operasyona, baskına uğramakta en temel haklar ile bunları talep edilenler yargı hükümet işbirliği ile baskılanmaktadır.
İstanbul Özel Yetkili 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nin talimatıyla İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Van illerinde eş zamanlı olarak yapılan operasyonlarda başta Dicle Haber Ajansı (DİHA)'nın büroları ve Özgür Gündem Gazetesi'nin merkezi olmak üzere muhalif basından Etik Ajans, Demokratik Modernite Dergisi, Fırat Basın Yayın Dağıtım Bürosuna ve Etkin Haber Ajansı (ETHA)'nın editörlerinden Arzu Demir ve Birgün gazetesinin muhabirlerinden Zeynep Kuray'ın evine polis baskını düzenlenmiş ve 40 civarında gazeteci gözaltına alınmıştır. Yapılan operasyonda haber materyallerine, teknik cihazlara el konulmuştur.
Bir zamanlar yargıdan ve kolluk kuvvetleri eliyle İslami kesime yapılan operasyonlardan mağduriyet ve mazlumiyet edebiyatıyla iktidarlığa kadar varan bir kesimin şimdi aynı kuvvetleri kullanarak vatandaş, seçilmiş, akademisyen, avukat, yazar ve gazeteci demeden kendisine muhalif herkesi terörle mücadele adı altında demokrasilerde vazgeçilmez bir ilke olan kuvvetler ayrılığını da hiçe sayarak sindirmeye çalışmasını ve oluşturmak istenilen korku imparatorluğu uygulamalarını bir insan hakları kurumu olarak ibretle izlemekteyiz. Gelinen süreçte bu operasyonların legal bir silah gibi kullanılmasını en temel hakların kullanımı açısından geleceğe dair kaygılarla karşılamaktayız.
Hiç şüphesiz yapılan operasyonlar düşünce, ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğü ile kişi özgürlüğü haklarını hiçe saymaktadır. Bir yandan da yapılan operasyonlara dair basına servis edilen bilgilerle zanlılar hakkındaki iddiaların sübut bulmuş olaylarrnış gibi işlenmesi de masuniyet ilkesini ayaklar altına almakta bu yolla operasyonların toplumun diğer kesimleri nezdinde meşruiyeti oluşturulmaya çalışılmaktadır.
Sapla saman ayırt edilmeden, şiddete bulaşıp bulaşmadığına bakmadan herkesin gözaltına alınması, tutuklanması en nihayetinde adaletten uzak kararlarla mahkà m edilmesi iddia edilen hedefin tam aksine bu uygulamalara maruz kalanları sivil siyaset ve düşünce alanından uzaklaştıracak devlet kanalıyla terörize edecektir.
MAZLUMDER olarak kolluk kuvvetlerinin ve yargının son olarak basın emekçilerine yönelen ve düşünce, ifade, örgütlenme ve basın özgürlüğü ile kişi özgürlüğü haklarını ihlal eden uygulamalarını kınıyor, basını masuniyet ilkesi hususunda daha hassas olmaya, hükümeti muhalif kesimlere yönelik sindirme ve terörize etme politikalarından vazgeçmeye davet ediyoruz.