Devletin vergisini aldığı, hayatını önemli ölçüde düzenlediği vatandaşına karşı vazgeçilmez sorumluluğu bulunmaktadır. Meşruiyetini de vatandaşlarına karşı olan bu sorumluluktan almaktadır. Her nerede olursa olsun devlet vatandaşlarının güvenliğinden sorumludur. Bu tür kayıp vakalarının ön yargısız bir şekilde soruşturmasının gerçekleştirilmesi devletin aslı görevidir ve bu konuda tüm birimleri memurdur.
Vatandaş devlet için değil, devlet vatandaşı için vardır. Mevcut sistemde ise vatandaşına karşı sorumluluklarını yerine getirmesi gerekirken bilakis devlet neyi nasıl yapacağı belli olmayan bir takım aygıtlarla hareket ederek kendini savunma mekanizması oluşturmuştur.
Aydınlatılmamış, sorumluları adalet önüne çıkarılmamış Tolga Baykal Ceylan ve benzeri kaybedilme vakaları devletin sorumsuzluğunu, tahakkümünü, kendini koruma gibi bir savunmaya girerek hareket ettiğini göstermektedir.
Bu konuda İçişleri Bakanlığı'ndan yargıya tüm aygıtların harekete geçerek yıllardır devletin alnında duran bu kara lekeyi temizlemeli, annelere evlatlarını kaybeden sorumluların cezasını bulacağı garantisini vermelidir. Kaybedilenler bulunmadığı, sorumluları adalet önünde gerekli cezayı almadığı sürece bu ülkede vatandaş güvenliğinden, emniyetten özellikle de adaletten söz etmek mümkün olmayacaktır.
Bu olaylar göstermektedir ki devlet, vatandaşın hayatını korumaya yönelik değil kendisini korumaya yönelik hareket etmektedir.
Devletin bulmadığı Tolga’nın akıbetini halen kimse bilmemektedir. İnsan Haklarını durmadan yılmadan dillendiren biz MAZLUMDER olarak bu gün Tolga Baykal Ceylan’ın bilinmez olarak kalmasını engellemek için unutulan, unutturulmak istenen kayıpların unutulmaması özellikle de sorumlularının yargı önüne çıkarılması için bu ve benzeri olayların takipçisi olacağız.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi