Basın Açıklamaları

TMK baskısına hayır!

Bir çok sivil toplum örgütünün ortak duyarlılığı ile oluşan Sakarya TMK'ha Hayır Platformu, Terörle Mücadele Kanunu'na karşı başlattıkları kampanyayı yaptıkları basın açıklamasıyla sürdürdü.


AKM önünde toplanan platform üyeleri, Meclist Adalet Alt Komisyonu'ndan Meclis'e gönderilen TMK'nın yürürlüğe girmemesi için çağrıda bulundular. Basın açıklamasında, yasa tasarısının mevcut haliyle yürürlüğe girmesi halinde, sivil hayatın olumsuz yönde etkileneceğini ve hak ihlallerinin artacağına vurgu yapılırken, milletvekillerinin bu tür menfi girişimler karşısındaki duyarsızlığını kınayarak, halkın tepkisini kendisinin ortaya koyması gerektiği ifade edildi.

Platform adına avukat Recep Hacıeyüpoğlu'nun okuduğu basın açıklamasında, yasaların toplumsal hayatı baskı altına almak için çıkarılamayacağını belirterek, AKP hükümeti tarafından son dönemde çıkarılmak istenen kanunları şu ifadelerle eleştirdi: "" TMK, bir çok masum insanı, isnatsız suçlamalarla "terörist" olarak damgalamayı amaçlarken, sivil toplum örgütlerinin ifade özgürlüğü, protesto hakkı ve kamuoyu oluşturma çabaları ise Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nda yapılacak değişikliklerle engellenmek isteniyor. Buna göre, kamuya ait birçok alanda açıklama yapılamayacak, yapılan basın açıklamalarında ise "pankart taşımak, slogan atmak ve megafon kullanmak" yasaklanacak. Suç tespit etmek bahanesiyle her türlü kayıt tutularak, fişleme yasallaştırılacak. Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'ndaki yapılacak düzenleme, suç işleme potansiyeli ve muhafaza altına alma gibi belirsizlik ifade eden kelime oyunlarıyla, uygulamada hak ihlallerine zemin hazırlıyor. Böylece, yeni bir yargısız infaz ve gözaltında kayıplar dönemi daha yaşanacak. Son yapılacak değişiklikler açıkça gösteriyor ki, toplumsal hayat ağır bir baskı sürecine giriyor."


Sakarya milletvekillerine daha önceki basın açıklamalarında yapılan çağrılara rağmen herhangi bir olumlu karşılık alamamaları ise açıklamada şöyle kınandı: "Sakarya milletvekilerine bu konuda defalarca çağrıda bulunduk.ancak bu güne kadar cevap verme tenezzülünde dahi bulunmadılar. Bu tavır milletvekilerinin vekilliğini yaptıklarını iddia ettiklerini halka hangi gözle baktıklarını da çok net olarak gösteriyor. Vekillerin vekalete layık olmadığı yerde iş 'asıllar'a düşmektedir. İşte tam da bu noktada; Sakarya TMK'ya Hayır Platformu olarak, Sakarya'nın ve Türkiye'nin tüm duyarlı ve adalet ehli insanlarını da, yani milletin bizatihi kendisine de baskı dönemlerini yeniden yaşatacak bu tür girişimler karşısında sessiz kalmamaya davet ediyoruz." Platform üyeleri attıkları "zulme karşı omuz omuza" sloganlarından sonra basın açıklamasına son verdiler.

Basın açıklamasının tam metni aşağıdadır.

Yeni bir baskı süreci başlıyor!

Adalet taleplerinin hukuksuzlukla, özgürlük taleplerinin ise baskıcı yasalarla susturulacağı yeni bir döneme girmek üzereyiz. Askeri darbe dönemlerini aratmayacak mahiyetteki yasalar, sivil hayatı katı bir otoriterliğin tahakkümü altına almak üzere çıkarılıyor.

Bugüne kadar vicdan sahibi, duyarlı tüm kişi ve grupların çağrılarına rağmen, Terörle Mücadele Kanunu yasa tasarısı Meclis Adalet Alt Komisyonu'nda görüşülmeye devam edildi ve sonunda tasarı benimsendi. Muhtemelen, çok yakın bir zaman içinde de Meclis genel gündeminde görüşülecek. Şayet, Meclis dışı güç odaklarının emirlerine boyun eğmeme hususunda, vekiller halkın sesine kulak verip, duyarlı bir tutum takınmazlarsa, yasa tasarısı son şekliyle yürürlüğe girecek.

Terörle Mücadele Kanunu'nun mevcut haliyle hayatımıza sokulması, yeni bir baskı döneminin başlaması demektir. Toplumsal sorunlara çözüm isteyenler, sivil hayatın özgürleşmesi için mücadele verenler, hukuk sistemindeki adaletsizlikleri eleştirenler, yasaklar karşısında boyun eğmeyenler; bundan sonra "terör suçu" işleme tehdidiyle karşı karşıya bırakılıyor.

Resmi ideoloji dışındaki farklı kimliklere tahammülü olmayanlar, toplumu tektipleştiremeyi beceremedikleri için, şimdi tepki ve talepleri kanunlarla susturmaya çalışıyor. "Terör" bahanesine sığınılarak, tüm toplumla mücadele etmenin önü açılıyor. Fakat, halkı fişleyen, halka karşı her türlü harekatı düzenleyen, çeteleşen, içlerine bir sürü rütbeli askeri de dahil eden gayri meşru yapılanmaların faaliyetleri ise, "terörle mücadele" gerekçesiyle örtbas ediliyor ve adil yargılama sürecinden kaçırılıyor.

Terörle Mücadele Kanunu, bir çok masum insanı, isnatsız suçlamalarla "terörist" olarak damgalamayı amaçlarken, sivil toplum örgütlerinin ifade özgürlüğü, protesto hakkı ve kamuoyu oluşturma çabaları ise Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nda yapılacak değişikliklerle engellenmek isteniyor. Buna göre, kamuya ait birçok alanda açıklama yapılamayacak, yapılan basın açıklamalarında ise "pankart taşımak, slogan atmak ve megafon kullanmak" yasaklanacak. Suç tespit etmek bahanesiyle her türlü kayıt tutularak, fişleme yasallaştırılacak.

Yasaklamalar bu iki kanundaki değişiklikle de sınırlı kalmıyor. Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'ndaki yapılacak düzenleme, suç işleme potansiyeli ve muhafaza altına alma gibi belirsizlik ifade eden kelime oyunlarıyla, uygulamada hak ihlallerine zemin hazırlıyor. Güvenlik güçlerine, hakim ya da savcı kararı olmaksızın, üst arama ve gözaltına alma yetkisi veriliyor. Bunların kaydı da tutulmayacağı için, insanların muhafaza altına alınıp alınmadığını, ne kadar kaldıklarını ya da akıbetlerini bilinemeyecek. Böylece, yeni bir yargısız infaz ve gözaltında kayıplar dönemi daha yaşanacak.

Terörle Mücadele Kanunu, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu ve Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu'ndaki son yapılacak değişiklikler açıkça gösteriyor ki, toplumsal hayat ağır bir baskı sürecine giriyor. Bu süreçte, "terör," resmi ve gayri resmi yapıların her türlü fiilini meşrulaştırmak için bir kılıf olarak kullanılıyor. Kılıfın ardında ise, yaşanan toplumsal sorunları kanun yolu ile örtbas etme, gerekirse şiddete başvurarak halkı susturma eğilimi yatıyor.

Halkın meşru taleplerine kulak asmayan ve farklı kimlikleri yok sayanlar, bugüne kadar yaşanan ve hatta sonu şiddete kadar varan acı olayların, bu tür baskıcı ve yasakçı bir zihniyetin mahsülü olduğunu görmüyorlar. Bu yüzden, her sıkıştıkları noktada topluma müdahalenin ve hatta darbenin yasal zeminini hazırlıyorlar. Biz bu uygulamalara karşı sessiz kalmayacağız!

Sakarya milletvekilerine bu konuda defalarca çağrıda bulunduk.ancak bu güne kadar cevap verme tenezzülünde dahi bulunmadılar. Bu tavır milletvekilerinin vekilliğini yaptıklarını iddia ettiklerini halka hangi gözle baktıklarını da çok net olarak gösteriyor. Vekillerin vekalete layık olmadığı yerde iş "ASILLAR"a düşmektedir.

İşte tam da bu noktada; Sakarya TMK'ya Hayır Platformu olarak, Sakarya'nın ve Türkiye'nin tüm duyarlı ve adalet ehli insanlarını da, yani milletin bizatihi kendisine de baskı dönemlerini yeniden yaşatacak bu tür girişimler karşısında sessiz kalmamaya davet ediyoruz. Biz, baskılara boyun eğmeyeceğimizi ve inandığımız doğruları savunmaktan geri durmayacağımızı, bu tür tehditler karşısında yılgınlığa kapılmayacağımızı tüm kamuoyuna duyuruyoruz.

SAKARYA TMK'YA HAYIR PLATFORMU


DİRİLİŞ SAATİ DERGİSİ, ERDEMLİ TOPLUM DERNEĞİ, HİZMET-İŞ SENDİKASI,
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ SAKARYA ŞUBESİ (İHD), İLİM HİKMET VAKFI, MAZLUMDER SAKARYA ŞUBESİ, MEMUR-SEN TÜM İŞ KOLLARI, RİBAT EĞİTİM VAKFI SAKARYA ŞUBESİ, , SAKARYA ADALET GİRİŞİMİ, SAKARYA BAŞÖRTÜSÜ PLATFORMU, SAKARYA DAYANIŞMA DERNEĞİ, SAPANCA BİLGİ EĞİTİM YARDIMLAŞMA DERNEĞİ (SABED), VAHDET VAKFI SAKARYA ŞUBESİ