Basın Açıklamaları

SÖZLEŞMELİ ASKERLER KİME KARŞI KİM İÇİN

Milli Savunma Bakanı, devlet adamı Vecdi Gönül, geçtiğimiz günlerde Türkiye toplumunun heyecanla açıklama beklediği "askerlik" konusunda müjdeyi verdi. Artık hep birlikte "sözleşmeli asker" olacakmışız. Bize göre insancıl devlet aklı bu olmamalı. Devleti yönetenler ne yazık ki hala bir çok sorunu güvenlik sorunu olarak algılamayı sürdürüyorlar. Sorunları barışçıl yöntemlerle çözmek yerine şiddet mekanizmaları üretmeye odaklanmışlar. Gelişmiş olmak şiddet kurumlarını modern silahlarla donatmak değildir. Toplumsal sorunlar militarizm güçlendirilerek çözülemez. Hele işsizlik "sözleşmeli er" alımı yapmakla hiç çözülmez.

 

 

Devletlerin güvenlik algısının toplumların güvenlik ihtiyacı ve algısı ile bir paralelliği genelde yoktur. Devletler, gerçek anlamda halkını korumak yerine önce kendi yapılarını korumaya çalışırlar. Genelde, düşmanlıklar, duvarlar, sınır kapıları, mayın tarlaları, nükleer veya kimyasal silahlar üretirler. Halkları sanal korkularla beslemeye çalışır, birbirlerine düşman ederler. Daha çok egemen sınıfın çıkarları adına yalanın iktidarını oluştururlar. Modern devlet deneyimi ortaya koymuştur ki aslında toplumları felakete sürükleyen yine kendi devletleri veya yönetici zümreleridir. Onları cepheden cepheye, savaştan savaşa sürükler sonra da "yendik", "kurtardık" söylemleri üretirler. Oysa ki toplumlar dışarıdan gelen tehlikelere kendi doğal refleksleri ile cevap verebilirler. Kurumsal ordular yük olmaktan başka bir işlev görmez toplumlar için. Nitelikli toplumlar sorunlarını konuşarak çözer, devleti, evrensel ve insancıl hukuk zeminine çeker, karar alma süreçlerine dahil olurlar.

 

 

 

 

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan beri monolog yapısını sürdürmektedir. Bir çok sorunun nedeni devletin kendi yapısından kaynaklanmaktadır. Hükümranlığını şiddet aygıtlarına borçlu modern devletimiz, temel sorunları genellikle, militarist veya gayri insani yöntemlerle çözmeyi denemektedir. Toplum katmanlarını birbirlerine karşı kullanma yöntemleri uygulamakta, tehcirler yapmakta, hak taleplerini hala kanla şiddetle bastırma eğilimine girmektedir. Siyaset, toplumsal sorunları barışçıl yöntemlerle çözme becerisidir. Savaş ve çatışma üretmek değildir. Yasalarını evrensel değerlere uyarlayan, halkından herkesi birbirlerine eşit sayan devletler adaleti gerçekleştirmeye daha yakındır.

 

 

 

 

Türkiye'nin partileri iktidar olunca hep aynı şeyleri mi yaparlar? AKP hükümeti de özellikle milli güvenlik siyaset belgesindeki tehdit kategorileri konu olduğunda, güvenlikçi bir iktidara dönüşüyor. İktidarın mağruriyetiyle, kutsallıklar, dogmalar şiddet araçları üretiyor.Adeta işgalci güçlerin lejyonerlerine öykünüyorlar. Sorunları çözmek yerine "konuştur-çözme, açığa çıkar-korkma, çözermiş gibi yap-bekle" gibi temel devlet politikalarını devam ettiriyorlar. Koruculuk sistemini kaldırmalarını beklerken sözleşmeli ve paralı askerliği öne sürerek askerleri ve askerliği de koruculaştırma yoluna gidiyorlar.Kaldırılması gereken koruculuk rejimini tam tersi güçlendiriyorlar.

 

 

  Sorunlar sürekli öteleniyor. Kürtleri ve diğer mağdurları oyalamayı sürdürüyorlar. Açılımların sanal olduğu mahkeme kararlarıyla bir bir teyit ediliyor. Kürtçe yer isimleri reddediliyor. Anadilde ifade, anadilde eğitim, mecliste ana dilde söylem mahkum ediliyor. Kürt dili önündeki engeller devam ediyor. "Yaşayan yerel diller", "bilinmeyen bir dil" ifadeleri devlet erkinin inkar politikasının nişanesi olarak devam ediyor, hafife alma, ötekileştirme ve ötekiyi fişleme devam ediyor. Kürt halkının seçilmiş siyasileri büyük oranda sanal suçlamalarla tutuklanmış durumda.

 

Hayata geçirilmek istenen "sözleşmeli er" tasarısıyla vahim bir yanlışa daha imza atılmak istenmektedir. Bu uygulamayla, özellikle Kürt illerinde görevlendirilmesi düşünülen askerlerin "ölüm mangaları"na dönüşmeleri, geçmişte olduğu gibi bölge halkının özel harekatçıların, korucuların uygulamalarına benzer keyfiliklere daha yoğun maruz kalmaları kaçınılmazdır. Ücretli, ücretsiz bu tür insan öldürme müfrezelerini bir insan hakları kuruluşu olarak kabul etmemiz mümkün değildir. Hele "adam öldürmede başarılı olanları" yine siyasi tutuklularla dolan hapishaneleri korumakla görevlendirme, gardiyan yapma düşüncesi normal bir insan aklının eseri değildir. "Herşeye rağmen savaşa, kavgaya, silaha, askerciliğe yatırım yapanlar kazanmış olmayacak, kazanan barış ve insanlık olacak" umudumuzu korumak istiyoruz.

 

MAZLUMDER İzmir Şubesi