Basın Açıklamaları

ORTADOĞUDAKİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ BİR AN EVVEL SON BULMALI

MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi Başkan Yardımcısı Seher Akçinar BAYAR'ın Suriye'de yaşanan gelişmeler üzerine aşağıdaki açıklamayı yapmıştır.

ORTADOĞUDAKİ İNSAN HAKLARI İHLALLERİ

BİR AN EVVEL SON BULMALI

Bilindiği üzere son üç aydır yanı başımızdaki Suriye'de Beşşar Esed yönetimi kendi halkına zulmetmektedir. Deraa'da, Cisr el Şuğur'da ve Şu anda Humus'ta neler olduğu dünya kamuoyu tarafından görülmektedir. Suriye halkının ise; 2000'e yaklaşan ölü sayısına, on bini aşan tutukluya, Türkiye'ye sığınan on bine yakın insana ve sığınmak üzere olan daha binlerce kişiye rağmen boyun eğmeyeceği oldukça açıktır. Rejimin de direncini, buna paralel olarak arttırdığı ve şehir ve kasabaları kuşatılarak kıyım yapıldığı ve nüfus boşaltılmasına gidildiği görülmektedir. Silahsız sivil bir halka karşı askeri operasyonlar gerçekleştirilmektedir. Bu yerler ve gerçekleşme biçimi Suriye coğrafyası itibari ile etnik ve mezhep dağılımı göz önünde bulundurulduğunda oldukça hassas dengeleri bünyesinde barındırmaktadır.

Suriye'nin resmi olarak üzerinde hak iddia etmekten vazgeçmediği Hatay ilinin tüm çevresinin Alevi-Nusayri azınlığı ile çevrelenmek istendiği göze çarpıyor. Sınırın Türkiye tarafından Hatay ilinde ise üç yüz, dört yüz bin olarak tahmin edilen Alevi-Nusayri halkı yaşıyor. Suriye'deki olayların önü alınmazsa Türkiye-Suriye ortak sınırının diğer köşesinde yaşayan Suriye Kürtlerini de içine alacak gelişmeler ihtimal dahilindedir. Bu doğrultuda komşudaki gelişmeler yakın vadede Türkiye'nin iç politikasını etkileyecektir. Bu çerçevede Türkiye hükümeti de Alevi ve Kürt sorununa demokratik çerçeve içinde çözüm sunmak durumundadır.

Suriye'de rejime karşı halkın çığlığı üzerinden gölge savaşları sahneleniyor. Statükonun bozulması Mısır'la kıyaslanamayacak kadar bölgesel etkilere sahip. Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı dört parçadan biri olması, İsrail'le savaş hali, Hizbullah ve Hamas'ı desteklemesi, Lübnan siyasetinde oyun kurucu ya da bozucu olması, Arap alemiyle gerilimli geçmişi, İran ve Rusya ile müttefik ilişkisi Suriye'yi apayrı bir yere oturtuyor. Suriye rejimi ise şiddeti meşrulaştırmak için gösterilere "düşman komplosu" dediği andan itibaren bizzat ülkeler arası bir gölge savaşlarına davetiye çıkarmıştır. Bu faktörler üzerinden hesap güdenlerin halkın meşru taleplerinin masumiyetine kastetmeleri utanç verici bir tablodur.

Suriye rejimi mezhep çatışması ve iç savaşı kendi ülkesinde attığı her adımda körüklemektedir. Bu durum karşısında Birleşmiş Milletlerin ve dünya kamuoyunun bu kaosa seyirci kalması ve bu kaosu kınamadan dahi kaçınması anlaşılabilir değildir. Sayın Başbakan'ın "kardeşim Esed" diyerek adeta rejimin yaptığı muameleyi destekler nitelikte kullandığı bu ifade kabul edilemezdir. Bu yaklaşım yapılan ihlali meşru gösterir. Türkiye'nin özellikle Mısır ve Libya'da gösterilen tepkileri ile Suriye olayında takındığı tutumu kınıyoruz. Siyasal hiçbir hesap ölen tek bir candan kıymetli değildir. Buradan Türkiye ve dünya kamuoyunu dünya barışı için seslerini yükseltmeye çağırıyoruz. Şayet bu sessizlik devam ederse Suriye rejimi yeni "Hama faciaları" yaşatacaktır. Bu çerçevede Suriye rejimi isyanı güvenlik mantığıyla bastırmaktan bir an evvel vazgeçmelidir. Demokratik bir zeminde barışçıl adımlar atılarak, özgür, adil ve eşitlikçi bir ortam sağlanmalıdır.

MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBE BAŞKAN YARDIMCISI

SEHER AKÇINAR BAYAR