Roboski''ye Adalet Platformu olarak, Cumhurbaşkanı''na, Başbakan''a, Adalet Bakanı''na ve İçişleri Bakanı''na gönderilecek Bilal ENCÜ''nün mektubu...
Ben Bilal Encü’yüm;
Yedi kardeşin büyüğü, annesini de babasının da ciğerparesi, bir ailenin umuduydum…
Gözleri görmeyen bir babanın gözüydüm. Bir bastona ihtiyacı yoktu babamın, ben vardım…
Okumayı sever, okulu pek sevmezdim. Beni okula bağlayan yegâne sebep, doktor olup babamın görmeyen gözlerine fer bulabilme ümidiydi…
Roboskî’de futbolu sevmek mecburidir, yapabileceğiniz başka spor yoktur çünkü. Kaderdaşım, ömürdaşım Celal ile aynı takımda oynardık, o sağ kanattan topu sürer ben soldan bindirme yapardım. Uyumlu oyunumuz genelde galibiyetle neticelenirdi…
Evin bahçesine diktiğim fidanları sulamayı severdim bir de… Ben sulamayınca içmezlerdi suyu, birbirimizi görünce ferah bir rüzgâr okşardı yüzümü… Onlara hayallerimi anlatırdım; babamın görmeyen gözlerine kahroluşumu, üniversite için Roboskî’den gitme planlarımı, doktor olunca yapacaklarımı falan…
O katran karası gecede ben de otuz dördün biriydim. Her birimiz elimizde katırımızın yuları, aklımızda hayaller, karanlığın kalbine yürüyorduk… Adem ile Hamza mürüvvetinin, Hüsnü abi sekiz yıl yolunu gözlediği doğmamış çocuğunun rızkının, ben babamın görmeyen gözlerine fer olacak umudun… Giderken katırımın bir heybesinde yoksulluk diğerinde umut taşıyordum, yüküm ağırdı yani… Ben dönünceye kadar babam eli duada, anam yanağını cama yaslayıp gözlerdi yolumu…
O gece dönemedim! Geceyi yırtan bir ses duydum. Göğe mıhlandı gözlerim! Yanağını cama yaslamış bir ananın süzülen yaşlarını, âmâ bir babanın kilometrelerce koştuğunu gördüm, bir de evin bahçesindeki boynu bükük fidanları…
Ne ben kaldım ne umudum! Ne Adem ile Hamza ne de Hüsnü abi; o gece herkes hayalleriyle birlikte yüzlerce parçaya bölündü; acı acı bombalar yağdı Roboskî’ye…
Ben Bilal Encü’yüm; yaşım 16. Bir ailenin umudu, zor bir hayatın kahır dolu sonuyum…
“Keşke biraz ölmesem” diyecektim, komadılar! Böyle yazılsın mezar taşıma…
Belki kızacaksınız ama bir çift sözüm var;
Eğer beni öldüren bombalar ADALET’i de öldürmediyse,
ADALET talep ediyorum…
Herkesin hakkı değil mi Adalet?
YOKSA;
O kocaman, pahalı bombalarını beni öldürmekte harcadığı için devletten ÖZÜR dilemeli,
Hedefi şaşırmayıp beni öldürdüğü için Genelkurmaya TEŞEKKÜR mü etmeliyim!?
DEVLET PROTOKOLÜ İLETİŞİM BİLGİLERİ
CUMHURBAŞKANLIĞI
Tel : 0312 470 23 08 - Faks: 0312 470 13 16
Adres: Çankaya / ANKARA
BAŞBAKANLIK
Tel : 0312 422 10 00 - Faks : 0312 422 18 99
Adres : Vekaletler Cad. Başbakanlık Merkez Binası Kızılay / ANKARA
ADALET BAKANLIĞI
Tel : 0312 417 77 70 - Faks : 0312 419 33 70
Adres : Kızılay / ANKARA
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
Tel : 0312 422 40 00 - Faks : 0312 418 17 95
Adres : Kızılay / ANKARA