
Sekreteryasını MAZLUMDER İstanbul Şubesinin yürüttüğü Okulda ve Sokakta Özgürlük Platformu, İstanbul Korku ve Komedi Filmleri Festivali Kılık Kıyafet Yönetmeliği hazırladı. Yönetmelikte yer alan “Festival Salonlarına Kırmızı T-Shirt, Siyah Etek ve Bağcıklı Ayakkabı ile girmek yasaktır!” hükmünün gerekçesini açıklamak amacıyla 22.04.2004 tarihinde Emek ve Sinepop Sinemalarının bulunduğu Beyoğlu İstiklal Caddesi Yeşilçam Sokak’ta gazeteci, şair, yazar ve sanatçıların da katıldığı basın açıklaması yapıldı.
Açıklamada MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Av.Mustafa Ercan aşağıdaki açıklamayı yaptı.
Okulda ve Sokakta Özgürlük Platformu Tanıtımı Basın Açıklaması
Bugün, burada, bir hukuk adamı, bir avukat ve aynı zamanda, hak ve özgürlükler konusundaki kararlı mücadelesini her zemin ve koşulda ısrarla sürdüren bir sivil toplum kuruluşunun temsilcisi olarak bulunmaktayım.
MAZLUMDER İstanbul İl Teşkilatı’nın genel sekreteryasında, çok sayıda sivil toplum kuruluşunun işbirliğiyle çalışmalarına başlayan Okulda ve Sokakta Özgürlük Platformu, bütünüyle bireysel vicdanların harekete geçirdiği, gücünü, enerjisini bireyin vicdanından alan bir harekettir.
Bu akşam burada platformun 1 Numaralı Basın Açıklaması’nı dinleyeceksiniz.
Platform sözcüsü arkadaşımızın açıklamasına geçmeden önce bazı noktalara işaret etmeyi zorunlu görüyorum:
Bizler, hem kurum ve hem de platform olarak, şu düşünceye sarsılmaz bir inançla bağlıyız: Bütün faaliyetlerimiz, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da aynı ilkeyi esas alacaktır:
O sarsılmaz inanç, taviz verilemez ilke şudur: Bir toplumda, bir tek bireyin bile temel hak ve özgürlükleri çiğneniyorsa, sosyal vicdan buna kör ve sağır kalamaz. Kalmamalıdır…
Bir toplumda bir tek birey bile kişilik hakları ve bu haklara bağlı tercihlerinden ötürü kamusal alandan dışlanıyor, baskıya maruz bırakılıyorsa o toplumda tüm bireylerin özgürlüğü tehlikedidir.
Orada hukuk da, demokrasi de tartışılabilir bir noktada, hatta en azından toplumun bir kesimi için göstermelik ve sahtedir.
Bütün toplumu kucaklamayan bir demokrasi ise, nedir?
Bu demokrasiye, eski yunan uygarlığında, demokrasinin henüz bir bebek bile olmadığı zamanlarda rastlıyoruz.
Bugün, toplumsal, konjonktürel vs. gerekçelerin arkasına sığınarak, sınırlı bir demokrasiyi savunmak, demokrasi kültürünün kendisine bir hakaret olduğu gibi, toplumu, toplumu oluşturan bireyleri, en azından bir kısmını aşağılamanın kurnazca bir yolundan başka bir şey değildir.
Değerli arkadaşlar, insan hakları mücadelesinin saygıdeğer gönüllüleri, sevgili festivalistler…
Hangi gerekçeye dayanırsa dayansın, kimi hedef alırsa alsın, ülkemizdeki yasaklar ve hak ihlalleri, ancak, toplumsal vicdanın güç birliği ile harekete geçmesiyle aşılabilir…
Çadaş ve gerçekten uygar standartlara kavuşmak için Avrupa Birliği üyeliğini beklemek, ne bu ülkenin aydınlarına, ne de bu topluma yakışır. Bu, son derece aciz ve affedilemez bir tutumdan başka bir şey değildir. Mantığı her bakımdan tartışılabilir ve tartışılmalıdır da…
Halen üniversitelerde yürürlükte olan kılık kıyafet yönetmelikleri ya da diğer adıyla türban yasağı da dahil olmak üzere, bizler, insan hakları gönüllüleri olarak, tüm hak ihlallarine karşı insanlık vicdanının bayrağını bir kez daha açıyoruz.
Ortaya koyduğumuz tutum, yasaklar konusunda ısrarlarını sürdürenleri, çeşitli bahanelerin eteklerine sarılanları, acımasız bir şekilde alaya almaktan kaçınmayacaktır.
Onları, yargıya, hukuka değil, öncelikle insanlık vicdanına sevkedeceğiz… Onlar orada yargılanmak üzere yerlerini alırken, alay ve acıma dolu bakışlar onların üzerinde olacaktır…
Bugünden itibaren bundan hiçkimsenin kuşkusu olmasın!
Açıklamayla İlgili Broşürü Buradan İndirebilirsiniz