Basın Açıklamaları

NEDEN YENİ BİR ANAYASA KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ

Diyarbakır'da şubemizin de arasında olduğu stklar tarafından 16 Ocak 2011 tarihinde Diyarbakır Cigerxwin Kültür Merkezi'nde düzenlenen Neden Yeni Bir Anayasa? adlı konferansın sonuç bildirgesi 29.01.2011 tarihinde MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi'nde basın ve kamuoyuyla paylaşıldı. Basın açıklamasına şube başkan yardımcısı Av. Abdurrahim AY katılım sağladı. sonuç bildirgesi a

NEDEN YENİ BİR ANAYASA KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ

Diyarbakır Barosu, İHD Diyarbakır Şubesi, MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi , KESK Şubeler Platformu, DİSK Genel-İş , Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, TÜRK-İŞ, Sağlık Platformu(Tabipler Odası , Veteriner Hekimler Odası, Diş Hekimleri Odası, Eczacılar Odası), Ceren Kadın Derneği, Selis Kadın Derneği, TMMOB Diyarbakır İl Koordinatörlüğü, ve STGM'nin Diyarbakır Şubesinin Cigerxwin Kültür Merkezi'nde 16 Ocak 2011 tarihinde birlikte düzenledikleri ve bölge STK'larının da katılım sağladıkları, "Jı bo çı makezagoneke nû / Neden Yeni Bir Anayasa/" adlı konferansta yapılan değerlendirmelerde şu görüşler ifade edilmiştir:

Mevcut 1982 Anayasası, 1980 askeri darbesinin bir ürünü olması nedeniyle darbecilerin katı milliyetçi resmi ideoloji doğrultusundaki düşüncelerini Anayasadaki her maddeye yansıtmalarına ve genel olarak bu Anayasanın, ülke ve toplum gerçekliğiyle uyuşmayan, hak ve özgürlükleri sınırlayan, devleti kutsayan, bireyi ve toplumu baskı altına alan, farklı kimlikleri ve inançları yok sayan bir metin olmasına neden olmuştur.

Yapılışından günümüze kadar geçen zamanda Anayasada yapılan değişiklikler, Anayasanın ruhundaki "özgürlükleri lüks gören anlayışı" değiştirememiştir.

Yeni bir Anayasanın hazırlanış süreci, içeriğini etkileyeceğinden son derece önemlidir. Her Anayasa ruhunu, anayasanın yapıldığı şartlarda bulur. Anayasanın yapılma biçimi onun zihniyetini belirler.

Öncelikle temsilde adaletin sağlanması için mevcut Anayasada, Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Kanununda, özellikle de seçim barajı ile ilgili gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra yapılacak seçimle toplumun her kesiminin temsil edildiği bir meclis oluşturulmalıdır. Anayasa ancak bu şekilde toplumu kucaklayan bir toplumsal sözleşme niteliğini kazanabilir.

Bir Anayasanın demokratik olması, ancak o Anayasanın toplumun tüm yurttaşlarının eşit katılımı ve kararıyla oluşturulmasıyla mümkündür. Bunun için toplumun tüm kesimlerinin görüşleri alınmalı, bu görüşler TBMM'de, tüm partilerin çoğunluk değil, çoğulculuk esasına göre oluşturdukları bir komisyonun çalışması ile şekillenmeli ve her aşamada kamuoyu ile paylaşılarak taslağa dönüştürülmelidir.

Çoğunluk yerine çoğulculuk ilkesi, yasama ve tüm devlet faaliyetlerinde temel kural olmalı, sistem bu ilkenin gereklerine göre düzenlenmelidir.

- Yeni Anayasada insan ve insan onuru esas alınmalıdır. Tüm dezavantajlı gruplara yapılacak pozitif destek Anayasada güvence altına alınmalıdır.

- Devlet, tarafsız ve ideolojisiz olmalıdır. Devlet, farklılıkları değiştirip dönüştüren değil; tüm ideolojiler, inançlar ve değerler karşısında yansız, bunlara karşı eşit mesafede duran, bunları ve kişisel, grupsal, hukuki, siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve diğer hakların varlıklarını teminat altına alıp bunları koruyan ve geliştiren bir niteliğe sahip olmalıdır. Tüm hak ve özgürlükler meşruluğunu resmi ideolojiden değil, toplumdan, vatandaşlardan almalıdır.

- Anayasada hiçbir hükme kutsiyet atfedilmemeli, değiş(tiril)emez veya değişmesi teklif edilemez hüküm olmamalıdır.

- Hiçbir ırka vurgu yapmayan, Türklük ile Kürtlük ve diğer etnik kimlikler arasında ayrımcılığı esas almayan bir Anayasal vatandaşlık tanımı olmalıdır. Farklı kimlikleri vatandaşlığın kazanılması veya kaybedilmesinde esas almayan bunların bir arada yaşamasını mümkün kılan bir anayasal vatandaşlık bağı düzenlemesi olmalıdır. Hiç kimse kendi iradesi dışında vatandaşlıktan çıkarılmamalıdır.

- Her bireyin hiçbir şarta bağlı olmaksızın eğitim hakkına sahip olduğu belirtilmeli, ayrımcılığı besleyen beyanlar kaldırılmalı, anadilde eğitim, talep eden tüm etnik kimlikler için, devlet tarafından parasız olarak sağlanmalıdır. Hiç kimse etnik veya diğer farklı özellikleri veya kılık kıyafetinden dolayı eğitim hakkından mahrum bırakılmamalıdır.

- Herkes için din ve vicdan özgürlüğü sağlanmalıdır. Bireylerin bir dine inanma veya inanmama özgürlüğü korunmalı, grupların kendilerinin belirlediği din ve inanışları yaşama ve bunları yayma hakları güvenceye bağlanmalıdır. Hiç kimsenin inancının gereğini yerine getirmesi nedeniyle mağdur olmaması sağlanmalıdır. Devlet, inanan, inanmayan tüm görüşlere eşit mesafede durarak inanç gruplarına müdahale etmemeli, kişi veya grupların birbirlerine baskı yapmalarını önlemelidir.

- Askerin, bürokrasinin ve yargının seçilmişler üzerindeki vesayetine son verilmeli, halk iradesinin hâkimiyeti sağlanmalıdır. MGK kaldırılmalı, Genelkurmay Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı ve ona karşı sorumlu hale getirilerek üst düzey askeri personel ile yüksek yargı mensuplarının seçiminde seçilmişlerin yetkileri artırılmalıdır.

- Anayasa; hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına dayanmalıdır. Kuvvetler ayrılığı belirgin olmalı, yargı, kararlarında devleti değil adaleti esas almalı, bağımsız ve tarafsız olmalıdır. Yargıdaki çok başlılığa , TMK, CMK, TCK mağduriyetlerine son verilmeli; hukuki güvenlik ve özgürlük hakkının kullanımının önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır.

- Yasama, yürütme ve yargı organları dâhil olmak üzere, halk adına görev yürüten herkesin, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamı dışındaki tüm eylem ve faaliyetleri için dokunulmazlıklar kaldırılmalıdır.

- Tüm kurum ve kuruluşların işlemlerine karşı etkin bir yargı denetimi yolu oluşturulmalı, devletin tüm kurum ve kuruluşları hesap verebilmelidir.

- İdeolojik veya milli gerekçelerle siyasi partilerin faaliyetleri sınırlandırılmamalı, siyasi partiler kapatılmamalıdır.

- Devletin aşırı merkeziyetçi bürokratik yapısı küçültülmeli, atanmışların ve merkezi yönetimin, seçilmiş yerel idareler üzerindeki vesayetine son verilmelidir. Gerek demokratikleşmenin sağlanması gerekse bölgenin kaynaklarının bölgenin gereksinimleri doğrultusunda en verimli kullanımını sağlama açısından bölgesel düzeyde yerinden yönetim ilkesi yaşama geçirilmelidir.

- Düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalı, temel hak ve özgürlükler hiçbir gerekçe ile sınırlandırılmamalıdır.

- Emekçilerin kazanımı olan, hukuksal yönden bağlayıcı nitelik taşıyan ekonomik, sosyal ve kültürel haklar konusunda, uluslararası sözleşmelerin uygulanması iç hukukta teminat altına alınmalıdır.

Düzenleyici ve katılımcı sivil toplum örgütleri temsilcileri ile konuşmacılar, yeni Anayasanın yapımında ancak yukarıda belirtilen görüş ve ilkeler çerçevesinde özgürlükçü, çoğulcu, gerçek bir toplumsal sözleşme niteliğinde demokratik bir Anayasanın ortaya çıkabileceğini belirtmişlerdir.


Değerli Basın Emekçileri !

Diyarbakır Barosu, İHD Diyarbakır Şubesi, MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi , KESK Şubeler Platformu, DİSK Genel-İş , Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, TÜRK-İŞ, Sağlık Platformu(Tabipler Odası , Veteriner Hekimler Odası, Diş Hekimleri Odası, Eczacılar Odası), Ceren Kadın Derneği, Selis Kadın Derneği, TMMOB Diyarbakır İl Koordinatörlüğü, ve STGM'nin Diyarbakır Şubesinin Cigerxwin Kültür Merkezi'nde 16 Ocak 2011 tarihinde birlikte düzenledikleri ve bölge STK'larının da katılım sağladıkları, 1.Oturumunda Prof.Dr.Tahsin Yeşildere, Gazeteci Yazar Nuray MERT , Avukat Yücel SAYMAN ve ben Avukat Süleyman BİLGİÇ 'in sunum yaptıkları; 2. Oturumunda ise STK temsilcileri ile katılımcıların görüşlerini "Jı bo çı makezagoneke nû / Neden Yeni Bir Anayasa/" adlı konferansta yapılan değerlendirmeler ışığında ortaya çıkan sonuç bildirgesini basın ve kamuoyu ile paylaşmak için bir araya gelmiş bulunmaktayız.