MAZLUMDER ve Baran Tursun Vakfı, “DİKKAT POLİS GELİYOR!” Kampanyası Kapsamında PVSK’nın Değiştirilmesi Talep Etti
MAZLUMDER ve Baran Tursun Vakfı, Polis memurlarının silah kullanma yetkisini arttıran ve yaşam hakkı ihlallerine yol açan Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda değişiklik yapılması talebi ile Türkiye’nin genelinde başlattıkları “DİKKAT POLİS GELİYOR!” kampanyası kapsamında bugün MAZLUMDER Şubelerinin olduğu tüm illerde eş zamanlı basın toplantısı düzenlediler.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi’nde Hukuk Koordinatörü Av. Arife Gökkaya Dinç tarafından yapılan basın toplantısına Firuzköy Polis Merkezi Amirliği'nde ayakkabı bağcığıyla intihar ettiği iddia edilen Er Osman Aslı’nın ailesi de katıldı.
Toplantıda PVSK’nın artık ölümlere sebep olmaması için başlattıkları kampanyayı duyurmak üzere bir araya geldiklerini, 2007 yılından beri 128 kişinin polis kurşunuyla hayatını kaybettiğini belirten Gökkaya Dinç, MAZLUMDER’e gelen başvurulardan Muammer Öz , Niyazi Buldan , Ahmet Aslı , Ahmet Koca ve Osman Aslı vakalarını kısaca hatırlattı.
Arife Gökkaya Dinç, suç işleyen polisler ile ilgili dava açılmadığını ve açılan davalardan da kamu vicdanını rahatlatan sonuçlar alınmadığını söyleyerek cezasız kalan suçların benzer olayların tekrar tekrar yaşanmasına sebep olduğunu, gerekli yasal düzenlemelerin bir an önce yapılması gerektiğini belirtti.
Daha sonra Dinç tarafından okunan ortak basın açıklaması metninde PVSK’da 2007 yılında yapılan değişiklikle polisin silah kullanma yetkisinin genişletildiği, bunun keyfi silah kullanımını da artırdığı ifade edilerek “Bu ülkede, bireylerin, kendi can emniyetini korumakla yükümlü memurlar tarafından sıradan gerekçelerle öldürülmüş olması kabul edilemez bir durumdur. Kanunlar bireyin güvenliğini ve huzurunu esas alarak yapılmalıdır. Ancak 128 kişinin, güvenliklerini sağlamakla sorumlu olduğu devletin memurları tarafından öldürülmüş olmaları, bu kanunu değiştirenlerin meseleleri güvenlik odaklı çözme yoluna gittiklerini göstermektedir. Bizler, MAZLUMDER ve BARAN TURSUN VAKFI olarak, polisin silah kullanma yetkisini düzenleyen PVSK 16.maddesinin, bireyin kutsal yaşam hakkını, özgürlük ve güvenliğini esas alacak biçimde değiştirilmesini, bu doğrultuda PVSK'nın uluslararası standartlara uygun olarak yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz” denildi.
Açıklama metninin okunmasının ardından Osman Aslı’nın teyzesi de bir konuşma yaparak şunları söyledi: “Benim yeğenim askerdi, 10 günlük dağıtım iznine geldikten sonra usta birliğine teslim olmak için yola çıktı. Kimlik kontrolü için durdurulup karakola götürüldü ve o karakolda duvardaki çiviye ayakkabı bağcığıyla kendini asarak intihar ettiği haberi geldi. Darp edildiği, kendisinin intihar etmiş olamayacağı deliller ile ortaya çıktığı halde bunların üzeri örtüldü. Davamız hala devam ediyor. Asla pes etmeyeceğiz, AİHM’e kadar gideceğiz”.
Toplantı öncesi polis olduklarını söyleyen ancak kimlik ibraz etmeyen sivil giyimli kişiler toplantıyı izlemek istediklerini, toplantıya katılacak kişi sayısını ve kimler olduğunu, niçin geleceklerini öğrenmek istediklerini belirtmeleri üzerine gözaltı ve ifade alma işlemi niteliğindeki bu talepleri karşılık bulamamıştır.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu
ORTAK BASIN AÇIKLAMASI METNİ:
PVSK ÖLDÜRMESİN, DEĞİŞTİRİLSİN!
Polisin silah kullanma yetkisini düzenleyen Polis Vazife ve Salahiyetleri Kanunu’nun, 2007 yılında içeriğinde yapılan değişiklik ile polisin silah kullanma yetkisi genişletilmiş, dolayısıyla keyfi silah kullanımını artırarak, 2013 yılı itibariyle 28'i gözaltında olmak üzere 128 kişinin ölümüne neden olmuştur. Üstelik bu insanlar, “dur” ikazına uymamak gibi, çok sıradan gerekçelerle katledildikleri gibi, yakınları tarafından açılan dava süreçleri ve sonuçları toplum vicdanını yaralayıcı biçimde seyretmiştir.
Yetkilerini PVSK’dan alarak adam öldüren polis memurları, sorumlu tutuldukları cinayetlere ilişkin savunmalarında “görevimi yaptım” diyerek, bu cinayetleri "adam öldürmenin görevleri arasında olduğu" algısıyla işlediklerini adeta itiraf etmişlerdir.
PVSK, hem polis memurlarının silah kullanma yetkisini genişleterek vatandaşların yaşam hakkını ihlal ve mağdur ailelerini perişan etmiş, hem de polisin katil olmasını mümkün kılarak polisi ve ailesini mağdur etmiştir.
Bu ülkede, bireylerin, kendi can emniyetini korumakla yükümlü memurlar tarafından sıradan gerekçelerle öldürülmüş olması kabul edilemez bir durumdur.
Kanunlar bireyin güvenliğini ve huzurunu esas alarak yapılmalıdır. Ancak 128 kişinin, güvenliklerini sağlamakla sorumlu olduğu devletin memurları tarafından öldürülmüş olmaları, bu kanunu değiştirenlerin meseleleri güvenlik odaklı çözme yoluna gittiklerini göstermektedir. Oysaki toplumsal huzuru sağlamanın yolu, silah kullanma yetkisine sahip memurları aşırı yetkilendirmek değil, toplumsal adaleti sağlamaktır.
Sonuç itibariyle PVSK güvenliği sağlamak bir yana, tüm vatandaşların can güvenliğini tehdit eder durumdadır.
Bizler, MAZLUMDER ve BARAN TURSUN VAKFI olarak, polisin silah kullanma yetkisini düzenleyen PVSK 16.maddesinin, bireyin kutsal yaşam hakkını, özgürlük ve güvenliğini esas alacak biçimde değiştirilmesini, bu doğrultuda PVSK'nın uluslararası standartlara uygun olarak yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.
MAZLUMDER
BARAN TURSUN VAKFI