MAZLUMDER İstanbul Şubesi ve UAHDER(Uluslararası Adalet ve Hürriyet Derneği) tarafından düzenlenen “Kudüs ve Kentin Arap Nüfusunun Hukuki Durumu” toplantısı MAZLUMDER İstanbul Şubesi’nde gerçekleştirildi.
Açılış konuşmasını MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Av. Halim Yılmaz’ın yaptığı toplantıda Esra Sallauka UAHDER hakkında kısa bir tanıtım konuşması yaptı.
Daha sonra El-Kuds Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Filistin İnsan Hakları Enformasyon Merkezi Yöneticisi Av. Dr. Musa Dweik kısaca Kudüs tarihini anlattı. 1948 yılından sonra Filistin’in muhtelif yerlerinde yapılan toplantılardan sonra Kudüslülerin Ürdün’e bağlanmaya başladığını söyleyen Dweik, Yahudilerin 1967’den itibaren Kudüs’te faaliyet göstermeye başladığını, bu durumun uluslararası kanuna aykırı olmaması için de ilhak kelimesini hiç kullanmadıklarını belirtti. Dweik konuşmasının devamında, “Doğu Kudüs’ü içine alacak şekilde bir çalışma yaptılar. Mesela belediye kanununu değiştirerek anayasalarında bütün Kudüs’ün kendi başkentleri olduğunu iddia eden bir değişiklik yaptılar. Kudüs şuan işgal altında olan bir topraktır, o zaman üzerinde konuşmamız gereken hukuk, savaş hukukudur. Savaş hukukunda şöyle bir şey var; İşgal hiçbir şekilde işgal edene bir elde etme hakkı tanımaz, işgal geçici salahiyetler verir, uluslararası hukuka göre işgalle toprak elde edilemez. Bu salahiyetler günlük hayatı sürdürmeye yöneliktir, işgalciler çok özel iki durum hariç herhangi bir şekilde yasama yapamazlar. Bu iki durum şunlardır; Zaruri bir durum olup genel güvenliği sağlama gerekliliği ile sakinlerin menfaatine ise yasama yapılabilme durumu. İsrail'in şimdiye kadar yapmış olduğu bütün yasama faaliyetleri batıldır, uluslararası hukuka göre hiçbir geçerlilikleri yoktur. İsrail, bir otorite boşluğu olduğu iddiasına istinaden yaptıklarını meşrulaştırmaya çalışmaktadır”.
Dweik, 1971’de Siyonizm’in BM tarafından suç kabul edildiğini ama Körfez Savaşı’ndan sonra bu maddenin kaldırıldığını, Filistin için faydalı olabilecek bu maddenin, Arap ülkelerinin toplantıyı terk ederek kaldırılmasına destek olduğunu ifade etti. Dweik, Mavi Marmara olayının ve Erdoğan’ın Davos’ta takındığı tavrın Filistinlilere güç verdiğini belirterek “Osmanlı Devleti Kudüs’ü yönetip de şehrin yapısını değiştirmeye çalışmayan tek devlettir. Arap devletleri emir alan, pasif konumdaki devletlerken Türkiye, İsrail’le ilişkilerini düzeltmek için ciddi şartlar öne sürüyor. Bu, çok önemli” dedi.
Filistinlilerin siyasi haklardan mahrum olduğunu, iktisadi ve sosyal haklarında ise birçok kısıtlama olduğunu söyleyen Musa Dweik sözlerini şöyle sonlandırdı: “Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları Filistin’deki ihlallere dikkat çekerek ve oradaki sivil toplum kuruluşlarıyla çeşitli faaliyetler yürüterek desteklerini ortaya koyabilirler”.
Toplantı, katılımcıların sorularının cevaplandırılması ile son buldu.
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Basın Bürosu