'ANAYASA'DA DEĞERLER SAVAŞI YAPILMAMALI'
UTESAV'ın hukuk ve değerler beyin fırtınasında bir araya gelen akademisyenler, işadamları, STK’lar ve gazeteciler, yeni anayasanın toplumsal bir sözleşme işlevi gören ve tüm toplumu özgürleştiren bir anayasa olması gerektiğini vurguladılar.
Uluslararası Teknolojik Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı'nın (UTESAV) beyin fırtınası toplantılarında hukuk ve değer konusu masaya yatırıldı. MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar ve Yönetim Kurulu Üyesi Av. Mehmet Ali Devecioğlu’nun da katıldığı toplantıya çeşitli alanlardan akademisyenler, işadamları, STK temsilcileri ve gazeteciler katıldı. UTESAV merkezinde gerçekleşen toplantının açılışında konuşan Vakıf Başkanı İsrafil Kuralay, beyin fırtınası toplantılarında değerler etrafında Türkiye'nin kritik konularını ele aldıklarını belirterek şunları söyledi: "UTESAV olarak beyin fırtınası toplantılarında bu yıl hukuk konusunu ele alıyoruz. Daha önce ekonomik kalkınma, tüketim, medeniyet gibi konularda yaptığımız beyin fırtınası toplantılarından sonra bu yıl hukuk ve değerleri masaya yatırdık. Türkiye'nin en önemli acil sorunlarının başında hukuk bulunmaktadır. Toplumumuzda hukuk sistemimizde yaşanan sıkıntılardan dolayı adalete olan güven zedelenmektedir. Adaletin tesis edilemediği bir toplumsal yapıda sağlıklı bir gelecek inşa edilemez. Adalet duygusunun kaybolması toplumsal güveninde kaybolması demektir. Hukuk sistemimiz derinlikli bir incelemeye tabi tutularak yeniden inşa edilmelidir."
Beyin fırtınasının moderatörlüğünü gerçekleştiren İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Gülan, yeni Anayasa sürecinde toplumun ihtiyaçlarını ve değerlerini dikkate alan, evrensel değerlere katkı sunabilen bir yaklaşıma ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
"YENİ ANAYASA'DA DEĞİŞMEZ MADDELER TEK MADDEDE TOPLANABİLİR"
Yeni Anayasa'nın değişmez ilkelerinin neler olması gerektiği hakkında konuşan Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, "Yeni Anayasa'da değişmez temel madde insan hakları ve hukuk devletinin temel ilkelerinden ödün verilemezliği ifade eden kısa ve özlü bir madde olmalıdır. Bunu şu şekilde ifade edebiliriz : Türkiye Cumhuriyeti, insan hakları ve Hukuk Devleti'nin temel ve evrensel ilkelerinden hiçbir dini, siyasi, felsefi görüşe karşı ödün vermeyen demokratik ve sosyal hukuk devletidir. Anayasa'nın değişmez maddeleri olarak ilk maddelerde şu ilkeler yer almalıdır: ilk olarak insanlık değeri ilkesi olmalıdır. Bundan sonra eşitlik adaleti ilkesi, hakkaniyet ilkesi ve dürüstlük ilkelerine yer verilmelidir. Türkiye'de laiklik kavramının tarihsel arka planı olmadığı için Anayasa'da yer alması sorunlara neden oluyor. Başlangıç bölümünde bu kavramı karşılayacak daha açıklayıcı bir ifade yer alabilir.”
Prof. Dr. Mahmut Kaya, Türkiye'de hukuk sisteminin büyük oranda tercüme olduğuna dikkat çekerek tercüme yasaların toplumsal değerleri karşılayamadığını ve bu yüzden Cumhuriyet sonrası Anayasa ve hukuk sisteminde tercüme yasalar nedeni ile değerler skalasının alt üst olduğunu dile getirdi. Mahmut Kaya, yeni Anayasa'nın kendi değerlerimizden yola çıkarak yapılması gerektiğini kaydetti.
TÜRKİYE'DE İNSANLIK ONURU KAVRAMINA YETERİ KADAR ÖNEM VERİLMİYOR
MAZLUMDER İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Av. Mehmet Ali Devecioğlu, insanlık onuru kavramının önemine değinerek şunları belirtti “Türkiye'de sorunların kaynağında insanlık onuru değerinin yokluğu yatıyor. Modern devlette yasaların kaynağı insanlık onurudur. İnsanlık onuru değeri bir amaçtı. Bu amaç içinde demokrasi, laiklik gibi kavramlar zamanla araç olmaktan çıkıp amaç haline geldi. Bugün hukukta yaşadığımız sorunların özünde bu husus var. İnsan kavramını temel alarak yasaları düzenlemeliyiz”. Devecioğlu, yasalar ve değer konusunda İslam'ın fıtrat ve eşrefi mahluk kavramlarını sunduğunu belirterek bu kavramların temel alınması gerektiğini sözlerine ekledi.
Evrensel değerler olarak dünyaya sunulan eşitlik, özgürlük gibi değerlerin batılı dünya görüşünü yansıttığını savunan Dr. Tuncay Başoğlu, değerlerin dünya görüşüne göre şekillendiğini ve evrensel değer diye dayatılan kavramların kendi değerlerimiz olarak görülmemesi gerektiğini ifade ederek şunları söyledi "Biz batılı bir yapıyı esas alarak düşünmeye devam ediyoruz. Değerleri bu düşünce sistemi içerisinde düşünmeye çalıştığımız için bir kafa karışıklığı yaşanıyor”.
Batılı değerlerden yola çıkarak kendi değerlerimizi evrenselleştiremeyeceğimizi ileri süren Araştırma Görevlisi Selman Öğüt, hukukun hak kavramından kaynaklandığını ve modern dünyada hak kavramının "ne alabilirim" anlayışı ile şekillendiğini kaydederek, Hak kavramının İslam'daki karşılığı sorumluluk bilinci olduğunu söyledi.
Değer kelimesine vicdanın katılması gerektiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Hızır Murat Köse, iktisadi sosyal problemlerin temelinde insanı kontrol edecek bir vicdan mekanizmasının olmamasının yer alığını ifade ederek şu değerlendirmelerde bulundu: "Müslümanlar 150 – 200 yıldır bir savunma psikolojisi içindeydi. Dünyanın geldiği noktada yaşanan sorunlar batı'nın ortaya koyduğu dünyanın eseridir. Batı toplumu tükenmiş durumda. Dünyanın geldiği konjonktür Türkiye'ye söz söyleme fırsatı sunuyor. Bu konjonktürü Türkiye en iyi şekilde değerlendirmek zorundadır. İslam fıkhının ana ilkelerini oluşturan; adalet, ehliyet, emanet, istişare, hasbihal gibi değerlerin günümüzde daha iyi anlaşılması bugünkü sorunların çözülmesine ışık tutacaktır."
"STK'LAR ANAYASA YAPIMI SÜRECİNE HAZIR DEĞİLLER"
Prof. Dr. Yücel Oğurlu, Anayasa yapımı sürecinde toplumun yeteri kadar bilgi sahibi olmadığı uyarısında bulunarak, STK'ların anayasa konusunda yaptıkları çalışmalarda önemli yetersizliklerin görüldüğünü ve STK'ların Anayasa tekniğini bilmeden profesyonel katkı almadan bu işe soyunduğuna dikkat çekti.
MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar ise, yeni Anayasa ile ilgili görüşlerini dile getirerek şu konuların altını çizdi: "Anayasa bir toplumsal sözleşme olmalıdır. Bu toplumsal sözleşmeyi gerçekleştirecek teknik evsafa sahip bir meclis oluşmalı. Anayasa'da yer alan değişmezlik maddeleri insani değer çerçevesinde olmalıdır”.
Anayasa'nın mekanik düzeyde bir toplumsal sözleşme olması gerektiğini dile getiren Doç. Dr. Abdurrahman Eren, tüm toplumu özgürleştiren, hakem rolü oynayan bir anayasaya ihtiyaç olduğunu ifade ederek anayasada değer savaşı yapılmaması gerektiğini kaydetti.
�