Basın Açıklamaları

MAZLUMDER İSTANBUL 10. OLAĞAN KONGRESİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) İstanbul Şubesi, 10. Olağan kongresini 20 Mart Pazar Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirdi.

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Ünsal’ın ve MAZLUMDER İstanbul Şubesi eski başkanı av. Cihat Gökdemir’in yapmış olduğu konuşmadan sonra genel kurul Kuzey Afrika ülkelerinde yaşananlara yönelik bir deklarasyon metni yayınladı. Bu deklarasyona çeşitli STK’lar da destek verdi. Yoğun ilgi ile izlenen Ömer Karaoğlu konserinin ardından provakatif tiyatro salonda büyük heyecan yarattı.

Kongrede gerçekleştirilen Divan’ın ardından MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Av. Cihat Gökdemir görevini Cüneyt Sarıyaşar’a devretti. İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen davete katılım oldukça yoğundu.

Kongrede Akit Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu, Devlet eski Bakanı Hasan Aksay, Akabe Vakfı Başkan Yardımcısı Bahri Bulut, Medeniyet Derneği Genel Başkanı Kazım Sağlam, Araştırma ve Kültür Vakfı (AKV) Genel Başkanı Cevat Özkaya, İsra Kültür Merkezi Genel Başkanı Nureddin Şirin, Namaz Gönüllüleri Platformu Üyesi Yazar Abdullah Yıldız, İHH Yönetim Kurulu Üyesi Osman Atalay, Fatih Akıncılar Başkanı Mehmet Şahin, Hukukçular Derneği Başkanı Av. Cavit Tatlı ve Cihad Madran, İnsan Medeniyet Hareketi (İMH) Başkanı İkram Soltan ve Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Başkaya, Aksa Eğitim Dayanışma Vakfı (AKDAV) Başkanı Davut Güler, Anadolu Platformu Koordinasyon Kurulu Üyesi Ahmet Çamuroğlu gibi medya ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri başta olmak üzere MAZLUMDER üyeleri ve davetlilerden oluşan kalabalık bir topluluk bulunmaktaydı.

GÖKDEMİR HÜKÜMETE SİTEM ETTİ
MAZLUMDER İstanbul Şubesi eski Başkanı Av. Cihat Gökdemir, "Dünyadaki insan hakları bağlamındaki bütün gelişmeleri takip ettiklerini, Türkiye’de başörtüsü sorunu, Kürt sorunu, Cumartesi anneleri ve askeriyeden atılan YAŞzedelerin haklarını da aradıklarını" kaydeden Av. Gökdemir, "hükümetin MAZLUMDER’i muhatap almakta zorlandığını, görmezden geldiğini, hatta MAZLUMDER'in hazırladığı insan hakları raporlarından alıntılar yapan kimi siyasi danışmanların bu alıntıları kendi çalışmalarıymış gibi siyasi rant uğruna kullandıklarını, cebinde parası olmadan bu raporlara katkı sağlayan üniversite öğrencilerinin emeğinin bir kısım danışman ve siyasetçilere yedirmeyeceklerini" belirterek sitem ve eleştirilerde bulundu.

"Suriye’de gerçekleşen insan hakkı ihlallerini 4 ayrı dilde raporladıklarını" ifade eden Gökdemir, "Doğu Türkistan’da da Çin hükümetince gerçekleştirilen ihlalleri raporladıklarını ve bunun gibi bir çok ülkeye ilişkin spesifik raporlamalar yaptıklarını" vurguladı. "Sadece Türkiye değil bugün dünyanın her ülkesiyle ilgili hak mağduriyetlerini rapor haline getiriyoruz. Suriye, Doğu Türkistan, Bangladeş, Kırgızistan gibi ülkeler için rapor hazırladık” diye konuştu.

VİCDANİ RED HAKKI TANINMALIDIR!
Bedelli askerlik konusuna da değinen Gökdemir, “Askerlik bir kamu hizmetidir. Gençler illa ki silah altında bu kamu hizmetini yapmak zorunda değildir. Doktor, öğretmen veya diğer meslek grupları kendi alanlarında hizmet verebilmelidir. Eline silah almak istemeyeni devlet zorlamamalıdır. Aslolan askerliğin bedelli veya bedelsiz olması değil Vicdani Red'din tanınmasıdır” diye konuştu.

İLETİŞİMİN DİNLENDİĞİ TEDİRGİNLİĞİ GİDERİLMELİ
"F tipi cezaevlerindeki tecrid ve haksızlıklar ortadan kaldırılmalı" diyen Gökdemir, ayrıca "toplumda endişe boyutuna ulaşan telefon dinlenmesi uygulamalarının da sonlandırılmalı. Hükümet iletişimin gizliliğine ilişkin olumlu mevzuat değişikliklerini yaptı ancak toplumdaki "dinleniyoruz" tedirginliği artarak devam ediyorsa hükümet bu dinlemeleri yapan her kim ise, hangi gurup ise bunu ortaya çıkarmalı ve tedirginliklere son vermelidir" dedi. Gökdemir, “Biz 28 Şubatta zulmün en büyüğünü yaşadık. Başka kesimlerin yaşadıkları zulümlere de seyirci kalmayız. Darbeci zihniyete ilişkin hukuki her mücadeleye destek verdiğimiz hatta bizzat darbeci zihniyetle mücadele ettiğimiz cümle alemin bilgisi dahilindedir ancak hukuk adına adaletsizlik yapıldığı durumlarda da MAZLUMDER mağdurun haklarını savunur. Zira biz yüce Allah'ın Kur'an'da; "Bir kavme olan kininiz sizi Adaletsizliğe sevketmesin" emriyle muhatabız" dedi.

İSRAİL İLE HUKUKİ SAVAŞAMIZ SÜRECEK
"Mavi Marmara gemisindeki İsrail katliamı konusunda da hukuk savaşı başlattıklarının" altını çizen Cihat Gökdemir, "dünyanın farklı ülkelerinde İsrail aleyhine dava açıldığını ama Türkiye’de halen dava açılamadığını" söyledi. Gökdemir, "2010 yılının en önemli İnsan Hakları aktivitesi olan Mavi Marmara organizasyonunda MAZLUMDER organizasyonunun başından itibaren yer aldığı gibi, saldırı anından itibaren de hukuken konunun üzerinde tüm gönüllü avukatlarıyla birlikte çalıştıklarını, Mavi Marmara yolcularının ve şehitlerin otopsi ve tedavilerinde bulunduklarını, savcılık ifadelerini organize ettiklerini" beyan ile "ancak savcılığın halen soruşturmayı tamamlayıp kovuşturmaya başlayamadığını" belirtti. Gökdemir; “Mavi Marmara olayında savcılık tarafından hala kovuşturma açılamamasını uluslararası siyasi bir baskıdan, hatta engellenmeden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz” dedi.

AHMET FARUK ÜNSAL: HALK HAREKETLERİ ÖZGÜRLÜK, ONUR, ADALET İÇİNDİR
Libya’da yaşanan gelişmeleri değerlendiren MAZLUMDER Başkanı Ahmet Faruk Ünsal da, Tunus’ta başlayıp Mısır ve şimdi de Libya’ya sıçrayan halk direnişinin sebebinin özgürlük, onur, adalet ve ekmekten dolayı olduğunu söyledi. “Mısır, Tunus, Yemen, Bahreyn, Sudan ve Libya’da halk diktatörlerden bıktı ve kendi yönetimlerini seçmek için sokağa indi. Bu başkaldırışı kanlı müdahaleyle bastırmaya çalışan Kaddafi büyük bir hata yapmıştır’’ dedi. Ünsal, halk hareketlerini desteklediklerini kaydetti.

Kongrede son olarak yer alan ve Nadir Ersoy’un yazıp yönettiği tiyatro büyük ilgi gördü. 1930’lu yıllardan günümüze ayna tutan tiyatro Şark İstiklal Mahkemesi savcısı Ahmet Süreyya Özgeevren'in bizzat kaleme aldığı anılarından yola çıkarak hazırlandı. Oyun 1925 isyanında mahkemeye getirilen bir Kürt gencinin tek kelime Türkçe bilmemesi üzerine Mahkeme üyelerinden birinin "Türkçe bilmeyenden zaten hayır gelmez, asın bunu!" demesi sonucunda gencin asılması olayını provakatif bir müdahele ile günümüze taşıyor. Oyundaki bu provokasyonun gerçekmiş gibi algılanması ise genel kurul salonunda oldukça hareketli dakikalar yaşanmasına sebep oldu. Riskli bir sahneyi gerçekliği birebir yansıtması yönü ile göze alan ekip takdirle alkışlandı.

Değinilen konularla gündem oluşturacak olan Kongre; Yeni İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar’ın seçilmesinin yanı sıra, deklerasyonu ve provakatif tiyatrosu ile uzun süre hatırlanacak gibi…

GENEL KURULDAN KUZEY AFRİKA ÜLKELERİNDE YAŞANAN OLAYLARA YÖNELİK YAYINLANAN DEKLARASYONDA YER ALAN BAŞLIKLAR:

Tarihi alt üst oluşlara tanık olduğumuz bugünlerde, halklarının adalet taleplerini en kanlı şekilde bastırmaya çalışan diktatörlere ve destekçilerine sözümüz şudur:

- Adalet, özgürlük, onur ve ekmek talebi mukaddestir, şiddetle bastırılamaz, ellerin kana bulanması akıbete mani olmaz belki tehir eder; derhal şiddete son verilmelidir. Herkesin kamu kaynaklarından adil pay alması, yönetimde adil temsil edilmesi, temel haklara saygılı bir yönetim kurulması, siyasi af ilan edilmesi ve hak ihlallerine sebep olan eski yöneticilerin adil yargıya çıkarılması sağlanmalıdır.

- Yerli tiranlar kendi halklarını işkenceyle ve baskıyla sindirirken, ortalığa sessizlik hakimken demokrasiyi, adaleti ve barışı hatırlarına getirmeden onlara uluslar arası meşruiyet verenlerin ve iş tutanların, halkların haklı taleplerini korkmadan dile getirmeye başladığı zaman evrensel değerlerden dem vurmaları Firavun imanına benzer, makbul değildir.

Mağdur halk kitlelerine ve kendileri için adalet ve barışın bir anlam ifade ettiği sağduyu sahibi uluslar arası camiaya ise sözümüz şudur:

- Onurun, özgürlüğün, adaletin ve ekmeğin devrimi insanlığın ortak başarısıdır, devrimin gerçekleşmesinin akabinde herkes için adaleti, onuru, özgürlüğü ve ekmeği mümkün kılacak bir yönetim için uluslar arası tecrübeye ve emeğe işbirliği imkanı verilmelidir.

- Devrimin dikkati sadece yerli tiranlar ve yakın çevreleri için değil aynı zamanda petrol için veya stratejik konumlarından yaralanmak için baskıyı görmezden gelen, sessiz kalarak himaye eden ve “uluslar arası terörle mücadele” adına baskıya meşruiyet veren batılı ve bölgesel ülkelerin durumlarına da yönelmelidir. Uluslararası güçlerin yerli işbirlikçilerle yaptıkları anlaşmalar ve ortak operasyonlar kamunun paylaşımına açılmalıdır.

- Uçuşa yasak bölge denetimi, arabuluculuk veya herhangi bir müdahale söz konusu olacaksa, söz konusu uluslararası misyon, eski yönetimle işbirliği yapan emperyalist devletlerden, ABD, Fransa, İngiltere, İtalya veya NATO’dan değil, işbirliği içinde olmayan bölge veya bölge dışı ülkelerden kurulmalıdır.

Bu deklarasyona İMH, İHH, AKDAV, AKABE VAKFI, ANADOLU PLATFORMU, AKV, FATİH AKINCILARI, HİKMET VAKFI gibi birçok STK da destek verdiğini açıkladı.

Kongre Videosunu İzlemek İçin Tıklayın