İnsan Hakları Akademisi’ndeki buluşmalarımız bu hafta Esra AYDIN arkadaşımızın Vicdani Ret ve Anti militarizm üzerine sunumu ile devam etti.
Aydın, Vicdani Reddin gerekçelerini genel tanımı ile anlatırken, tarihsel süreç içerisindeki Anarşist, Eşcinsel, Müslüman, Hristiyan, Kürt ve Kadın vicdani retçiler üzerine verdiği örneklerle konuyu daha çok Türkiye bağlamında değerlendirdi.
Vicdani reddin uluslararası örgütler tarafından da desteklenen bir hak olduğunu belirten Aydın, Türkiye bu örgütler tarafından verilen gözdağına rağmen vicdani retçilere yönelik zorba tutumunu sürdürdüğünü ifade etti.
Esra Aydın’ın sunumunun ardından Yönetmen H. Mirza Aydın’ın “Askersiz Bölge: Vicdan” adlı belgeseli izlendi. Vicdani retçilerle röportajların gerçekleştirildiği belgeselde farklı dünya görüşüne sahip olmakla birlikte retçiler, ellerine silah almayı ve bir orduda yer almayı reddetme noktasında buluşuyor. Onların devlet, ordu ve otoriteye bakışı ortaya konurken, “Her Türk Asker Doğar” anlayışının kabul gördüğü bir toplumda anti militarist olmanın nasıl bir durum olduğu da ele alındı.
VİCDANİ RED/Esra AYDIN
En basit anlamıyla vicdani ret bireyin, ahlaki tercih, dini inanç ya da politik nedenlerle askere gitmeyi ret etmesidir.
İnsanları, vicdani retçi olmaya yönelten çeşitli gerekçeleri bulunur; Birey, herhangi bir emir-komuta zinciri içerisinde yer almak istemeyebilir, hiyerarşik bir ilişki biçimini reddetmek isteyebilir. Birey, şiddet ve savaş karşıtı olabilir. Dini inançları gerekçesiyle her türlü şiddete karşı olabilir ya da politik görüşleri doğrultusunda ordusuz, sınırsız, devletsiz, özgür bir dünyada yaşamak istiyor olabilir.
Vicdani reddini açıklayan kişiler TCK’nın 318. Maddesi ile yargılanırlar.
“Geçen maddelerde yazılı olan ahval haricinde kanunlara karşı gelmeye halkı teşvik ile memleketin emniyetine tehlike ivas edecek surette makale nesir edenler ve halkı askerlikten soğutmak yolunda neşriyatta veya telkinatta bulunanlar yahut umumi bir içtimada veya nasın toplandığı yerlerde bu suretle nutuk irat edenler iki aydan iki seneye kadar hapis olunur ve bunlardan 4500 liradan 36.000 liraya kadar ağır cezayı nakdi alınır.”1993 yılına dek “halkı askerlikten soğutmak” bir terör suçu olarak fiilen Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin (DGM) görev alanında kabul ediliyordu. 1993′ten bu yana ise bu suç Türk Askeri Ceza Kanunu’nun (TACK) 58. maddesi ile ilişkilendirilmekte ve “vatana ihanet” kapsamında ele alınarak görevli mahkeme olarak askeri mahkemeler kabul edilmektedir.
TCK Madde 58:
“Her kim Türk Ceza Kanunu’nun 153 ve 161. maddelerinde yazılı suçlardan birisini ve 155. maddede yazılı halkı askerlikten soğutmak yolunda neşriyatta ve telkinatta bulunmak ve nutuk iradetmek fiillerini işleyecek olursa, milli mukavemeti kırmak cürmünden dolayı mezkur maddelerde gösterilen cezalarla cezalandırılır.”
Vicdani ret, esas olarak, bireyin savaşa karşı geliştirdiği bir tavır olarak, savaşlar kadar eski bir tarihe de sahiptir. “Dünyanın ilk bilinen vicdani retçisi Maximilian’dır. Kuzey Afrika da Numidiya ülkesinden 21 yaşında bir genç, Roma ordusuna çağırıldığında, inatla askeri servise katılmayı reddetti ve Romalılar tarafından idam edildi.”
Tarihin bilinen bu ilk örneğinde de olduğu gibi karşı çıkışların ilk gerekçesi, genel olarak, dinlerdeki “insan yaşamını sona erdirmenin kötü olduğu” inancına dayanmıştır.
Dini gerekçeler ile daha sonra Yahudiler ve kimi Hristiyan mezhepler, savaşmayı reddetmiştir. 17.yüzyıl başlarında Avrupa’dan Amerika’ya yönelen göçlerde bu mezhepler önemli ölçüde yer almışlardır. Birçok kolonide etkin olup, askere gitmeme tavrını ortaya koyan bu topluluklara karşı korkutma, hapse atma, mal ve mülklerine el koyma gibi bir takım yaptırımlar sonuç vermeyince kısa sürede uyum sağlanmış, para ya da “yerine asker yollama” gibi yöntemlerle varlıkları ve davranışları meşrulaşmıştır. Öyle ki, bu meşruiyet vicdani reddin bugüne gelmesinde çok önemli bir evre oluşturmuştur.
Ancak 18.yüzyılın sonlarından itibaren hızla gelişen kapitalizm-ulusdevlet-zorunlu askerlik süreci “askere gitmeme” tavrında da önemli bir farklılık yaratmış ve 1.Dünya Savaşı’nda politik bir nitelik kazanmıştır. Özellikle dönemin hümanist, sosyalist, anarşist düşünür ve politikacıları tarafından bir emperyalist paylaşım savaşı olarak adlandırılan savaşa karşı önemli bir mücadele aracı olmuştur. Öyleki silah taşımaya ve orduda yer almak istemeyenlere “vicdani redciler”, ‘Konçiler(conchies)’ denmesi bu dönemde ortaya çıkmıştır. İngiltere’de binlerce genç bu nedenle hapsedilmiş, Almanya’da akıl hastanelerine kapatılırken, Fransa’da 20 yıl, Rusya’da 4-6 yıl hapis cezalarına çarptırılmışlar ya da kurşuna dizilmişlerdir.
2. Dünya savaşı boyunca da çoğunlukla dini gerekçeli vicdani ret bir takım zorluklar ve kısıtlamalarla da olsa kabul görmüş ve çeşitli uygulamalar gerçekleştirilmiştir. Gerek savaşın farklılığı ve gerekse de bir önceki savaşa muhalif olup askere gitmemeyi önemli ölçüde destekleyen sosyalist ve anarşist güçlerin bu savaşta taraf olmalarından dolayı politik özellikli vicdani reddin pek bir gelişmediği görülür.
2. Dünya savaşı sonrası ABD ve İngiltere’de vicdani ret tanımında ve alternatif sivil servislerin kurulmasında yaşanan gelişmelerin sonucunda 1963 de İngiltere’de, 1973′de ABD’de zorunlu askerlik kaldırılmıştır.
En büyük gelişme ise Almanya’da yaşanmıştır. Nazi deneyiminden sonra 1949′da vicdani ret hakkı yasalaşmış, 1959′da çıkan kanunla da; “devletlerarasındaki silahlı karmaşaya karşı olan her kişi” alternatif sivil servislerde yer alacaktır ve eğer ki kişi isterse, silahsız serviste de çalışabilecektir denmiştir. Bu en ileri yasal uygulamaydı.
Gelişen süreçte bugün, AB üyesi bütün ülkelerde ve Avrupa Konseyine üye 47 ülkeden de yalnızca Türkiye, Azerbaycan ve Belarus dışında bütün ülkelerde vicdani ret yasalarda yer almış durumdadır.
Bu süreç vicdani ret hareketini günümüzde daha da geliştirmiştir: Örneğin sivil hizmeti de reddeden total retçiler, savaşlarda verilen emirlere insani gerekçelerle uymayanlar (örneğin İsrail’deki refusnikler), zorunlu askerlik uygulamasıyla karşı karşıya olmasalar da antimilitarist bir yaklaşımla vicdani retçi olduklarını açıklayan kadınlar gibi…
Türkiye
1989 sonunda Sokak Dergisi’nin yapmış olduğu bir kampanya ile vicdani retlerini açıklayan Tayfun Gönül ve Vedat Zencir ilk vicdani retçiler olmuştur. “Halkı Askerlikten Soğutma” madde 155′ten sivil mahkemede yargılanmışlar, Tayfun Gönül 3 ay ceza almış ve cezası paraya çevrilmiştir. Ancak süren savaşa karşılık, 1992 yılında Savaş Karşıtları Derneği’nin kurulması, 6 kişinin toplu ret açıklaması, bir ilk olarak Uluslararası Vicdani Retçiler Buluşması (ICOM)’nın Türkiye’de gerçekleştirilmesi orduyu rahatsız ettiğinden, 8 Aralık 1993 günü HBB kanalında yayınlanan Anten programında SKD başkanı Aytek Özel ve vicdani retçi Menderes Meletli ile röportaj yapmaları nedeniyle program yapımcısı Erhan Akyıldız ve muhabir Ali Tevfik Berber, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in emriyle tutuklanıp askeri mahkemede yargılandılar. Özel ve Meletli için tutuklama kararı çıkarıldı. Akyıldız ve Berber tutuksuz yargılandı ve öngörülen en düşük cezaya, 2 ay hapis cezasına çarptırıldılar. 8 Şubat 1994′te Aytek Özel, Ankara’da askeri mahkemeye teslim oldu ve sonrasında 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Bu dava ile sivillerin askeri mahkemede yargılanmasının yolu da açılmış oldu.
1995 yılında vicdani reddini açıklamış olan SKD başkanı Osman Murat Ülke, 7 Ekim 1996 tarihinde TCK md.155′deki “halkı askerlikten soğutma” suçunu işlediği gerekçesiyle, Askeri Ceza Kanunu md.58′de düzenlenen “milli mukavemeti kırma” fiiline dayanılarak tutuklandı.
Askeri emirlere uymadığı için gördüğü baskıları protesto ederek başlattığı açlık grevinin 23. gününde talepleri kabul edildi ve ilk kez bir askeri cezaevinde bir kişi sivil giyimli olarak tutukluluğunu sürdürür oldu.
Bu süreçte yaşanan bir başka yenilik ise; Askeri Yargı’nın, “vicdani ret düşüncesinin savunulmasının değil, vicdani redci olduğunun açıklamasının suç teşkil ettiği”ni kabul etmesiydi. Böylece, vicdani ret haber ve yorumları 155. maddeden biraz korunur oldu.
18 Ekim 2002 tarihinde askerlik yapmakta iken vicdani reddini açıklayan ve bu nedenle tutuklanan Mehmet Bal, hakkında 155. maddeden 2 yıla kadar hapis cezasıyla açılan davadan beraat ederken, verilen karar da yine bir ilk olmuştur: “Mehmet Bal’ın deklarasyonu ve buna destek mahiyetindeki basındaki yansımalarının demokratik bir hukuk devletinde ifade özgürlüğü bağlamında, askerlik ile ilgili kişisel tercih ve düşüncelerinin açıklanması niteliğinde olduğu, ayrıca bu açıklamaların halkı askerlik hizmetinden soğutmak yolunda telkinatta bulunmaya yönelik bulunmadığı gibi askerlik hizmetini menfi yönde etkilemediği ve elverişli de olmadığı…” Bu kararla; vicdani ret açıklaması yapmanın, yani ben askerlik yapmak istemiyorum demenin suç olmadığı, ancak “askerlik yapmayın” demenin suç olacağı kabul edildi.
<!--[endif]-->
Kürt vicdani retçilere örnek olarak; PKK üyeliğinden 7 yıl tutuklu kaldığı hapishaneden 18.11.2004 de tahliye olduktan sonra, asker kaçağı olduğu gerekçesiyle götürüldüğü askerlik şubesinde, askeri birlikte ve son olarak da 26 Kasım 2004′de çıkarıldığı askeri savcılık da vicdani reddini açıklayan Halil Savda da çeşitli baskılara maruz kalmıştır. Savda ve Bal sonraki yıllarda tekrar gözaltına alınıp tutuklanmış, “antisosyal kişilik bozukluğu”ndan çürüğe çıkarılmışlardır.
2001 yılında Afganistan’ın bombalanmasına karşı çıkarak vicdani reddini açıklayan Mehmet Tarhan da, 8 Nisan 2005′de İzmir’de gözaltına alınıp, 11 Nisan’da götürüldüğü Sivas’taki askeri birlikte vicdani reddini açıklamış olmaktan dolayı tutuklandı. Eşcinsel olduğunu gizlemeyen ama bu nedenle askerlikten muaf olmayı da reddeden Tarhan, 2 kez “toplu erat önünde emre itaatsizlikte ısrar ve askerlikten sıyırma” suçlamasıyla toplam 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ceza Askeri Yargıtay tarafından “zorla muayene” gerekçesiyle bozuldu. Mehmet’in ve mahkemenin bu konudaki direnciyle Yargıtay Genel Kurulu verilen mahkûmiyeti bozarak (toplam 12 ay hapis cezasına çevirdi) 9 Mart 2006′da tahliyesine karar verdi. Mehmet’in askeri cezaevinde maruz kaldığı ve cezaevi yönetiminin de değişimine neden olan işkence, darp, haraç gibi uygulamalar için açılan davada suçlular aklandı. Dava temyize gitti. Ayrıca AİHM’ne de başvurulmuş durumda.
Vicdani redci olduğunu yazılı ve sözlü olarak beyan etmesine rağmen 24.07.2007 Tarihinde zorla askere götürülen ve ardından askerlik yapmayı dini(islami) inançları dolayısıyla reddettiğinden dolayı Eskişehir askeri cezaevine konulan Enver Aydemir 04.10.2007 tarihinde yapılan son duruşmasında tahliye edildi. 2 gün içinde mevcutsuz olarak birliğine teslim olması istenerek tahliye edilen Enver Aydemir Vicdani reddini sürdüreceğini ilan etti. Enver Aydemir Türkliye’de dini (islami) nedenlerden dolayı vicdani reddini ilan eden ilk kişidir.
Enver Aydemir’in vicdani reddi ile birlikte İslami kesin arasında “İmani Ret” kavramı konuşulmaya başlandı. Vicdani retten ayrıştırılan İmani ret, Müslüman vicdani retçiler tarafından “vicdani reddin tanımı itibari dini gerekçeleri içermesi” dolayısıyla pek teveccüh görmedi. Buna rağmen imani ret kavramında ısrar eden kesimler bulunuyor.
Ayrıca kadınlar da reddediyor. Çünkü Savaşın kendisi cinsiyetçidir ve erkeklere zorunlu askerliğin meşrulaştırılmasının kökeninde yatan temel sebep militarizmdir. Askere alınanlar erkekler olsa dahi kadınlar hayatlarının her alanında militarizmle besleniyor, terbiye ediliyor, savaşa hazır hale getiriliyorlar.
Oğlunu, sevdiklerini, kardeşlerini ‘feda etmeye’ gönüllü, bedenleri her gün farklı yollarla sömürülen, erk, ata, şeref, namus, millet kelimelerinin ayaklar altına aldığı kadınlar da ret açıklıyor. Çünkü, çocukken oyuncak silahlarla tanışıyor, öğrenciyken her sabah nizami sıraya sokularak türklükle terbiye ediliyor, beden eğitimi ve milli güvenlik derslerinde sınıf arkadaşlarıyla ‘askere hazırlanıyor’, gerekirse bu millet için ‘gözünü kırpmadan’ canından geçeceğine söz verdirtiliyorlar.
Avrupa’da vicdani reddin politik ve hukuki durumu
* Almanya :
Alman Anayasası’nın 4. maddesi, 3. paragrafı: “Hiç kimse, vicdanı ile bağdaştıramayacağı silahlı bir savaş hizmeti olan askerliğe zorlanamaz.” der. Ülkede sivil hizmet hakkı tanınmaktadır.
* İsviçre:
17 Mayıs 1992 yılından beri İsviçre Anayasası’nda sivil hizmet hakkı bulunmaktadır. Fakat henüz bir kanun bulunmadığından, vicdani retçiler askeri mahkemelerle yüz yüze gelme zorundalar.
* Norveç:
Her yıl yaklaşık 2500 vicdani retçi çıkmaktadır. Bunlar kaydedilenlerin %8′ ini temsil eder. Sivil Hizmet hakkı tanınmaktadır. Yürürlükteki vicdani retçilik yasası 1965′ ten beri vardır.
*Hırvatistan:
1990 yılından beri Anayasasında Vicdani Red hakkı tanınmakta.
*İspanya:
1989′ da sayıları 20.000′ i bulan vicdani retçiler yüzünden hükümet Vicdani Red Yasası ile birlikte bir de af çıkardı.
*Belçika:
Vicdani red hakkı herkese yasal düzenlemeyle tanınmış durumda.
*Hollanda:
Bu ülkede de yasal olarak bu hak tanınmaktadır.
*Kanada:
İngiltere ve ABD’de profesyonel orduya geçilmiş durumda. Yunanistan hariç bütün Avrupa Birliği üyesi vicdani red hakkını tanımıştır. Yunanlı yetkililer de yakında bu yönde adımlar atılacağını bildirmişlerdir.