<!--[if !mso]>
<style>
v\:* {behavior:url(#default#VML);}
o\:* {behavior:url(#default#VML);}
w\:* {behavior:url(#default#VML);}
.shape {behavior:url(#default#VML);}
</style>
<!--[if gte mso 9]><xml>
Meclis Uludere Alt Komisyonu’nda AKP’li vekillerin imzası ile yazılan ve Meclis İnsan Hakları Komisyonu’ndan yine AKP’li vekillerin imzası ile kabul edilip TBMM Başkanlığı’na sunulan “Uludere Raporu”nu protesto etmek için AK Parti Diyarbakır il binası önüne siyah çelenk bırakmak isteyen MAZLUMDER üyelerine polis izin vermedi.
Özgür-Der, Özgür Eğitim-Sen, Eğitim-Sen, (Türkiye İnsan Hakları Vakfı) TİHV Diyarbakır şubeleri ile Sarmaşık Derneği’nin de destek verdiği eylemdeki topluluk, "Katiller AK'landı, Roboskî karanlıkta!" yazılı siyah çelengi bina önüne bırakmak istedi. Ancak parti binası çevresinde TOMA ve çevik kuvvet polisleri ile yoğun önlem alan polis, eylemcilere "güvenlik" gereğince eylem yapılmasına izin verilmeyeceğini söyledi. Bunun üzerine polis ile grup arasında tartışma yaşandı.
Tartışma sırasında AKP İl binasının güvenliğinden sorumlu olduğunu söyleyen görevli polis, "Şu an devam eden bir süreç var. Açıklama yapma isteğinize saygı duyuyoruz. Ancak içinde bulunduğumuz süreç açısından aldığım talimat gereği sizi parti binasına yaklaştıramam. Bulunduğunuz yer veya karşı tarafta basın açıklamasını yapabilirisiniz. İçinde bulunduğumuz süreci etkileyeceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla buna müsaade edemeyiz. Açıklama yapmak istiyorsanız burada yapabilirsiniz" dedi.
MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Çoban, bu açıklamayı AKP önünde yapmalarının anlamlı olduğunu ifade ederken, "Çünkü hükümeti temsil eden yerdir. Açıklamayı AKP il binası önünde yapmak istiyoruz. Buna ilişkin bir yasak ve düzenleme yoktur. Mahkeme kararınız varsa görelim. Hükümeti süreçte zora sokacak herhangi bir beyanımız yok zaten. Süreci destekleyen insanlarız, Biz sadece açıklama yapmak istiyoruz" dedi.
Çoban ve beraberindekiler parti binası önüne yürümek isteyince polis izin vermedi. Bunun üzerine itişmeler oldu. Bu durumu protesto eden eylemciler tutanak tutarak savcılığa suç duyurusunda bulunacaklarını söylediler. Polis barikatını aşamayan grupta bulunanlar daha sonra barikatı önünde basın açıklama yapmaya karar verdi.
Basın açıklamasının ardından MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Selahattin Çoban, siyah çelengi AKP önüne bırakamadıklarını belirterek, "çelengi, bizi engelleyen polislere hediye ediyoruz" dedi. Grup çelengi polislerin önüne bıraktıktan sonra dağıldı. Polisler, grubun bıraktığı çelengi daha sonra yakarak imha ettiler…
……… ……… ……… …….... ..........
Basın açıklamasını okuyan Mazlumder Diyarbakır Şubesi Başkanı Av. Abdurrahim Ay, bugün Roboskî katliamının 458.günü olduğunu, Roboskî katliamının faillerinin aklandığı “Uludere Raporu” nedeni ile bu eylemi gerçekleştirdiklerini ifade etti.
Basın Açıklamasının tam metni aşağıdadır:
KATİLLER AK’LANDI, ROBOSKÎ KARANLIKTA !
“Bugün üzerinden 458 gün geçen bir katliamı sadece unutmamak ve unutturmamak için değil devlet tarafından yapılan bu katliamın yine devlet eliyle meşrulaştırılarak faillerin aklandığı Uludere Raporunun ilgili komisyonca kabulünü protesto için buradayız.
Katliamlar tarihine bir kara sayfa daha olarak geçen Roboskî katliamının üzerinden geçen günler haftalar ve aylar boyunca mağdur ailelerin acılarına yenileri yine devlet tarafından eklenirken idari ve cezai soruşturmadan beklenen adalet umudu gün be gün zayıflamaya devam etti.
Devletin katliamın maddi faillerini bulma noktasında gösteremediği çabayı maktullerin yakınlarını gözaltına alma, tutuklama, yargılama ve cezaya mahkûm etme konusunda nasıl pervasızca gösterdiğine şahitlik ettiğimiz gibi katliam için adalet talep edenlerin yasadışı örgüt uzantısı yaftasını nasıl yediğini de gördük.
Meclis İnsan Hakları Komisyonu Uludere Alt Komisyonundan dahi raporun hazırlık aşamasında bazı bilgilerin yine devlet eliyle gizlenmesi, ilerleyen aşamalarda komisyon üyeleri arasında görüş farklılıkların ortaya çıkması rapordan beklenen adalet ümidini de zayıflatmışken “failleri tespit edilemediği(!)”, “katliamın kasten yapıldığına dair herhangi bir bulguya ulaşılamadığı” tespitlerini içeren raporun açıklanması ile duyarlı insanların ve biz insan hakları aktivistlerinin adalete ve siyasete olan inancı bitmiş ailelerin ise acıları kat be kat artmıştır.
Nihayetinde objektif olmaktan uzak, katliamı örtbas edip failleri aklayan raporun Meclis İnsan Hakları Komisyonunda tartışılıp kabul edilmesi, 24 Ocak 2012’de Başbakan’ın katliamla ilgili olarak Ankara’nın karanlık dehlizlerinde kaybolmayacağına dair sözlerinin samimiyetten uzak, günü kurtarmaya yönelik beyanlar olduğunu göstermiştir.
Hiç şüphesiz katliamın siyasi sorumluluğu hükümettedir. Bu sorumluluğun gereği olarak katliamı aydınlatmak, sorumluluları tespit edip haklarında idari ve cezai soruşturmanın gereklerini yerine getirmek zorunda olan iktidar partisinin, içlerinde bölgeden de olan vekillerinin raporu hazırlayıp kabul etmesi, katliamın maddi boyutuna da ortak olması sonucunu doğurmuştur.
Maktullerin kar üstünde yardım beklerken çektiğini düşündüğümüz acıları 458 gündür sadece ailelerin değil bizim de yüreğimizi, vicdanımızı yaralarken katliamdan bugüne yaşananlar olası yeni bir katliamın da tarihin tozlu rafları arasında yerini alması için devletin tüm kurumlarının nasıl seferber olacağını görme konusunda onulmaz bir tecrübe oldu.
Bizler Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olmaya çalışan kişiler olarak MAZLUMDER olarak bugün burada diyoruz ki;
Roboskî için, maktulleri için, mağdurları için ve failleri için adalet gelene kadar yatıp kalkıp Roboskî diyeceğiz, unutursak kalbimiz kurusun.”
……… ……… ……… …….... ..........
Konuyla ilgili Islah Haber’e demeç veren Mazlumder Diyarbakır Şubesi Başkanı Av. Abdurrahim Ay ve Özgür-Der Diyarbakır Şubesi Başkanı Av. Serdar Bülent Yılmaz polis engellemesini kınadılar.
Abdurrahim Ay ve Serdar Bülent Yılmaz’ın yaptığı açıklamalar aşağıdadır…
ENGELLEME, ULUDERE KONUSUNDA AYKIRI HİÇBİR SESE TAHAMMÜL EDİLMEDİĞİNİN GÖSTERGESİDİR!
Av. Abdurrahim Ay (Mazlumder Diyarbakır Şubesi Başkanı): Konuyla ilgili basın açıklaması yapacağımızı birkaç gündür duyuruyorduk. Bugün saat 12:00’da Ak Parti il binasının önüne siyah çelenk bırakmak ve basın açıklamamızı yapmak üzere harekete geçtik. Maksadımız Uludere Komisyonu’nun hazırladığı eksiklikler ve çelişkilerle dolu raporun hükümet yetkilileri tarafından kabul edilmesini protesto etmekti. Ancak Ak Parti binasına doğru yürüyüşe geçtiğimiz esnada engellendik. 15 kişilik bir kitle olmamıza rağmen polis tomaları ve olağanüstü sayıda çevik kuvvet polisi tarafından güvenlik adı altında kuşatıldık. Yaklaşık 40 dakika süren tartışmalara rağmen polisler yürümemize hiçbir şekilde izin vermeyeceklerini söylediler. Polisin engellemenin gerekçesine dönük soruduğumuz hiçbir soruya hukuki ve mantıksal cevap verememesi dikkat çekiciydi. Tek gerekçeleri talimat aldıkları yönündeydi. Sonuçta Ak Parti binasına yürüyüşümüz ve çelenk bırakmamız engellendi.
Bu, öncelikle düşünce ve ifade özgürlüğüne yönelik bir engellemedir. Bununla ilgili tutanak tuttuk ve açıklamamızı yaptık. Siyah çelengi de polislerin önüne bırakarak dağıldık. İkinci olarak da bu, Uludere ile ilgili hiçbir aykırı sese hiçbir şekilde tahammül edilmediğinin göstergesidir. Uludere’yle ilgili yazı yazan köşe yazarları işinden oldu; konuyu gündeme getirenler “terör örgütü yanlısı” olarak etiketlendi… Bütün bunlar hükümetin hiçbir şekilde Uludere konusunun gündeme gelmesine tahammülü olmadığının işaretleridir. Engellenme talimatının da her halükârda Ak Parti il yönetimi ya da valilikten geldiğini biliyoruz. En demokratik haklarından biri olan düşünceyi ifade etme özgürlüğünü engelleme pahasına Roboskî’nin gündemleştirilmesine engel olunduğunu bir kez daha görüyoruz.
…
ENGELLENEN ROBOSKÎ’NİN HAK VE ADALET ARAYIŞIDIR!
Av. Serdar Bülent Yılmaz (Özgür-Der Diyarbakır Şubesi Başkanı): Orada engellenen Roboskî’nin hak ve adalet arayışıdır. Ak Parti il binası önünde bu basın açıklamasının engellenmesi aslında bir gizleme girişimidir. Şöyle ki; hükümet öteden beri Roboskî katliamıyla ilgili hesap sorucu çabaların önünü tıkamaya, katliamın sorumlularını gizlemeye ve aykırı sesleri boğmaya çalışmaktadır. Diyarbakır’daki bu son engelleme de bunun yeni bir tezahüründen ibarettir. Hükümetin yine burada da korktuğu şey Uludere gerçeği ile yüzleşmektir. Uludere vicdanının tezahür etmesinden korkuluyor ve bu engellenmek isteniyor.
Basit bir açıklama sürecin hassasiyeti öne sürülerek engellendi. Bu da şunu gösteriyor: Çözüm süreci, hükümetin sorumluluğunun olduğu Uludere ve benzeri hadiseler dışarıda tutularak işletilmeye çalışılacak. Engelleme, bunun bir diğer göstergesidir. Yoksa 15 kişiyi aşmayan bir kitlenin basın açıklamasının polis tomaları ve kendilerinden kat be kat çevik polisçe kuşatılarak engellenmesinin başka izahı yok. Bunun tek izahı, Roboskî katliamının gündemleştirilmesine karşı sergilene gelen tahammülsüzlüktür.
MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi
facebook/MazlumderAmed
twitter/MazlumderAmed