Basın Açıklamaları

MAZLUMDER 2013 Yılı İnsan Hakları İhlalleri Değerlendirme Raporu

MAZLUMDER 2013 Yılı İnsan Hakları İhlalleri Değerlendirme Raporu
MAZLUMDER 2013 Yılı İnsan Hakları İhlalleri Değerlendirme Raporu

 MAZLUMDER GYK Üyesi Haşim SAVAŞ, MAZLUMER Genel Merkezi’nde 02.04.2014 tarihinde bir basın toplantısı yaparak 2013 Yılı içerisinde gerçekleşmiş İnsan Hakları İhlalleri Değerlendirme Raporu’nu açıklamıştır.

MAZLUMDER 2013 YILI DEĞERLENDİRME RAPORU

2013 yılı başlarında Demokratikleşme sürecinin sonucu olarak, PKK lideri Abdullah Öcalan ile BDP heyeti İmralı’da ilk görüşmeyi gerçekleştirmiş, böylece devlet, Kürt Sorununun çözümü bağlamında Kürt halk temsilcileri ile PKK lideri arasındaki görüşmeleri resmileştirmiştir.

Suriye olaylarına kadar Kürt Sorununda çekingen bir tavır sergileyen hükümet, Suriye’deki halk ayaklanmaları sonunda Ortadoğu’da aktif bir güç olabilmek için Kürt Halkının varlığının önemini kavramak zorunda kalmış ve 21 Mart Newroz’unda Diyarbakır’da Kürt Halkına hitaben Abdullah Öcalan’ın yazdığı mektubun okunması sonrasında çözüm süreci ile ilgili olumlu gelişmeler yaşanmıştır. Öcalan, PKK’dan sınır dışına çekilmelerini istemiş, PKK çekilmeyi başlatmış, tamamen çekilmese de silahları susturmuştur. Bu tarihten sonra birkaç istisna dışında PKK ve asker çatışması ve yaşam hakkını sona erdiren olaylar gerçekleşmemiştir.

Hükümet, bölgede ve özellikle de Suriye’de aktif bir rol oynayabilmesi için elinin rahatlaması gerektiğini görmek zorunda kalmakla birlikte, Suriye’deki Kürt politikasında eşitlikçi ve tatmin edici bir yol çizdiğini görmek mümkün olmamıştır. Suriye politikasında özel olarak Suriye’deki Kürtleri sahiplenici, benimseyici bir politika izleyemeyen hükümet; Suriye genel politikasında da “şahince politikalar” sergileyerek, dış politikadaki olumsuz etkileri yıllarca sürecek bir etki bırakarak ve istediğini elde edemeden, tüm iddialarından önemli ölçüde vazgeçmek mecburiyetinde kalmıştır. Bu sonucun gerçekleşmesinde Kürt gerçekliğinin ve Suriye Ülkesi gerçekliğinin gerektiği şekilde tahlil edilememiş ve anlaşılamamış olması belirleyici olmuştur.

Suriye olaylarıyla bağlantılı olduğunu değerlendirebileceğimiz bir şekilde Reyhanlı’da bu yıl içinde bir patlama olmuş, patlamada 51 kişi hayatını yitirmiştir.

Reyhanlı olayları sonrasında MAZLUMDER heyetince bir ‘Ön İnceleme Raporu’ hazırlanmış, bu raporun önemli yankıları olmuş ve bir kaynaklık işlevi görmüştür.

160 bin civarında insanın hayatını kaybetmesine ve şehirlerin yerle bir olmasına neden olan Suriye probleminin en trajik etkilerinden biri de Türkiye’ye sığınmak durumunda kalan 700 bine yaklaşan, özellikle de kadın ve çocuk sığınmacının durumudur. İhtiyaç içindeki bu kadınların bir kısmının çok eşliliğe bir kısmının da çocuk yaşta evliliğe zorlandıkları iddiaları üzerinde dikkatle durulması gereken bir husustur; eğer iddialar doğru ise fırsatçılığın ve ahlaksızlığın toplum içinde giderek yaygınlaşmasına ve olağanlaşmasına ilişkin bir veri de teşkil ettiğine dikkat çekmek istemekteyiz.

Devlet tarafından bu yıl içinde gerçekleştirilen demokratikleşme paketi ile başta Kürtçe olmak üzere Türkçe dışındaki dillerin daha görünür olmalarının önündeki önemli bazı engeller kaldırılmış, özel okullarda anadilde eğitim hakkı teslim edilmiş, ne var ki, anadilde eğitimin devlet okullarında da gerçekleştirilmesi hakkının engellenmesine yine devam edilmiştir.

 

Demokratikleşme Paketinde getirilen yeni uygulamalar, Andımız’ın kaldırılmış olması, birkaç istisna dışında kamuda başörtüsünün serbest bırakılmış olması olumlu olarak karşılanmıştır. Ak Parti kadın milletvekilleri, yıllar sonra parlamentoya başörtüsü ile girebilmiştir.

Ne var ki, Demokratikleşme Paketinde orta öğretimde başörtüsü, veli iznine bağlı olarak serbest bırakılması gerekirken, devlet kararıyla yasaklanmıştır.

Yine bu pakette hiç olmazsa Cem evlerine ibadethane statüsü kazandırılması beklenirken,  Alevi haklarıyla ilgili bir iyileştirmenin yer almaması, paketi fazlasıyla kısırlaştırmıştır.

2013 yılı içinde Kürt sorunun çözümüne katkı bağlamında oluşturulan Âkil İnsanlar Heyeti, çeşitli çalışmalar yapmış ve bu çalışmalarını raporlandırarak kamuoyuna ve hükümete sunmuşlardır. Demokratikleşme paketinde bu raporlardan kısmî olarak yararlanıldığı görülmüştür.

MAZLUMDER bu yıl içinde eğitimde devlet tekelinin ve tek tipçiliğin kaynağı olan Tevhidi Tedrisat kanununun kaldırılması için bir kampanya başlatmıştır.

2013 yılına damgasını vuran en önemli olay, Mayıs sonunda İstanbul ‘Gezi Parkı’nda başlayıp tüm ülkeye yayılan, siyaset dışı sosyal muhalefet eylemlerinin yeni bir tarz olarak ve gelecekte de çokça konuşulacak şekilde ülke gündemine yerleşmesi olmuştur. Kent haklarının ve imar politikalarının bundan böyle vatandaşların politik davranışlarında daha fazla etkili olacağı bir döneme girildiğinden bahsetmek mümkündür.

 

Türkiye’de halkın gündemiyle tatmin edici bir şekilde ilgili siyasal muhalefetin bulunmaması nedeniyle halk, gezi olaylarıyla bunu toplumsal bir muhalefete dönüştürmüş; gerçek bir muhalefet sergileyemeyen siyaset ise, halkın toplumsal muhalefetinden rant devşirme çabasına girmiştir.

Gezi olayları ile halk, dikkate alınması gerekli gerçek gücün kendisi olduğunu göstermiş, toplumsal ikaz görevini yerine getirmiştir. Olaylar sırasında güvenlik güçlerinin kışkırtıcı tutum takınması ve aşırı şiddet kullanımı özellikle de gaz fişeğini insanları hedefleyerek kullanmasıyla ölümler ve organ kayıpları yaşanmıştır. Güvenlik güçlerine dönük herhangi bir idari ve adli soruşturmanın yapılmamış olması, devletin, geleneksel hale getirdiği cezasızlık politikasından ayrılmaya niyetinin olmadığını göstermektedir.

Güvenlik güçlerinin tahriki ve sert muamelesi olayları azdırırken; ilerleyen günlerde sokaktan iktidar üretmeye çalışan irili ufaklı siyasi parti ve yapıların olayları mecrasından çıkartarak bir "devrim romantizmi" ile olaylarla ilgisi olmayan bankalar başta olmak üzere, ticari işletmelere saldırmaları, kamu mallarına ve araçlarına zarar vermeleri, olayların bir sivil itaatsizlik eyleminden çıkarak, şeklinin değişmesine neden olmuş ve sonuçta halk kesimleri arasında bir çatışmaya dönmesine yol açmıştır. Anayasal güvence altında bulunan izinsiz, yasal gösteri hak ve hürriyetinin, sonuna kadar kullanılması, ancak bu hak ve hürriyetin kullanılırken üçüncü şahıs ve kurumlara zarar verilmemesi, bir hak arayışının başka bir hakkın engellenmesine neden olmaması gibi prensiplere dikkat edilmesi, taleplerin meşruiyeti ile orantılı olduğunu hatırlatmak isteriz.

MAZLUMDER,  Gezi olaylarını çok yakından takip etmiş, bununla ilgili raporlar hazırlamış ve olayların başından itibaren her aşamasında objektiflik ve vicdanın gereği olan sağduyulu çağrılarda bulunmuştur.

Roboski olayında bir sonuç alınamayacağı, daha Perşembe’nin gelişinin Çarşamba’dan belli oluğu, dosyanın sivil yargıdan askeri yargıya sevki ile anlaşılmış; ülkede yargı yürekleri soğutmamış, yüreklerde yanan yangını bir kez daha harlamış; dosya, içinde bulunduğumuz yılın başında göz göre göre ve vicdanlar sızlatılarak askeri yargıda kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmek suretiyle kapatılmak istenmiştir.

2013 yılı içinde, Mecliste grubu bulunan partilerin katılımıyla oluşturulan TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu, çalışmalarını uzlaşamadan sonlandırmıştır. Böylece parlamentoda grubu bulunan partilerin, uzlaşmayı gerçekleştiremeyecekleri bir kez daha görülmüş; siyaset kurumu, en temel görevi olan anayasa yapma görevini yerine getiremeyerek, darbe anayasasına razı gelmiş, toplumda bir hayal kırıklığı yaratmış; bu durum, hanesine bir olumsuzluk olarak yazılmıştır.

Olumlu olaylardan biri olarak bu yıl içinde MAZLUMDER’in de müdahil olduğu 28 Şubat sürecinin yargılanmasına başlanması görülebilir. 28 Şubat davasının işleyişi ile ilgili endişeler taşımakla birlikte, fiilen gerçekleşmiş bir darbenin yargılanıyor olması sevindirici bir gelişmedir.

Yine olumlu olaylardan olarak, Anayasa Mahkemesinin, Mustafa Balbay’ın temsil görevini yerine getirmesine engel olduğu sonucunu doğuran uzun tutukluluk aleyhine bir karar vermiş olması ve bu kararın gereği olarak bir hükümlü MHPli vekil dışındaki tüm tutuklu vekillerin tahliye edilmiş olmasını zikredebiliriz.

Hükümet, öğrenci evleriyle ilgili özel hayata müdahale olarak kabul edilebilecek 'kızlı – erkekli evlerde kalınamayacağı’' tartışmasını başlatmış, 10 Kasım'da  1 milyondan fazla kişi bu kararı protesto mahiyetinde Anıtkabir'i ziyaret etmiş ve hükümet bu kararından geri adım atmak zorunda kalmıştır.

Yıl sona ererken 17 Aralıkta kamuoyunda “17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu” olarak bilinen, yargı tarafından içinde bakan çocuklarının gözaltına alınmasının da bulunduğu, devamında çok spekülatif tartışmaların yaşandığı bir süreç yaşanmaya başlanmış ve MAZLUMDER, halktan yönetme yetkisi alan meşru yönetime alternatif bir paralel hiyerarşiye de, yolsuzluğa da, hukukun tarafsız ve bağımsız işletilmesi için kurumların ve kuralların zedelenmesine de karşı çıkan, kuvvetler ayrılığından ve medya bağımsızlığından yana tutum içeren bir yaklaşım ortaya koymuştur.

Bu yıl içinde İsrail, Mavi Marmara baskını ile ilgili özür dilemiş ancak, bu facianın tüm mağdurlarını tatmin edecek bir hukuk süreci işletilememiştir.

Mısır’da şimdiye kadar yapılmış olan ilk serbest seçimlerle iktidara gelen Mursi Hükümeti, General Sisi tarafından bir askeri darbe ile indirilmiş; Batı, bu darbeye darbe dahi diyemeyerek sessiz kalmış ve ikiyüzlülüğünü bir kez daha sergilemiştir. Darbe sonrasında yaşanan protesto olaylarında binlerce insan hayatını kaybetmiş ve Mısır’ın en köklü barışçı siyasi hareketi olan İhvanı Müslimîn hareketi yasaklanmıştır. 

Kadına yönelik şiddet ve istismar vakaları 2013 yılında da devam etmiş, koruma talebi bulunan kadınlar da dahil olmak üzere 100’ün üzerinde kadın öldürülmüştür. İşyerinde tacize uğrayan kadınlar ve çeşitli nedenlerle gördüğü şiddet ve tacizi dile getiremeyen kadınlar düşünüldüğünde sayıları binleri bulan vakaların yaşandığı tahmin edilmektedir. Bununla birlikte, ülke içinde ve dışında yürütülmekte olan bir kampanya ile kadına yönelik şiddet ve tacizin gerekçesi olarak "İslam" "müslümanlık" gösterilmeye çalışılmakta, bir propaganda malzemesi olarak İslamifobia bilinç altına işlenmektedir. Geçmişte Kürt'lere ve Alevi'lere yönelik sınıfçı/ırkçı tutumun bu kez aynı mahfiller tarafından müslümanlara yöneldiğini ve bu düşmanca tutumun yeni olmamakla birlikte, şekil değiştirdiği de görülmektedir.

Kadına yönelik şiddet üzerinden kendine yeni bir yol bulan İslamifobia'nın, ülkede yaygın ve yayılma potansiyeli bulunan bir hastalık olduğu da görülmektedir. Siyasal partilere verilen oy tercihlerinden, giyim tercihlerine, tıbbi tedavi alternatiflerinden, yaşam biçimi tercihlerine kadar, ezberlenmiş kodlarla yaşayan, kendine "elit" bir kitlenin gerek köşe yazılarıyla, gerek televizyon yayınlarıyla; turizm faaliyetlerinden, alışveriş alışkanlıklarına kadar gizli bir öfke ve ırkçılıkla İslamifobia ürettikleri gözden kaçırılmamalıdır.

 

                                                                  Av.Haşim SAVAŞ

             MAZLUMDER GYK ÜYESİ

 

 

                                                 2013 YILI TOPLAM BİLANÇO

 

YAŞAM HAKKI

 

FAİLİ MEÇHUL CİNAYETLER/ŞÜPHELİ ÖLÜMLER

41 olay, 45 ölüm

ASKER /POLİS İNTİHARI

31 asker 43 polis intiharı

TÖRE CİNAYETLERİ

6 olay, 8 ölüm

YERİNDE İNFAZ /İŞKENCE İLE ÖLÜM

12 olay, 12 ölüm

YAŞAMA HAKKI

53 olay, 13 ölü, 71 yaralı

ÇATIŞMALARDA ÖLEN VE YARALANANLAR:

16 olay, 41 ölü, 6 yaralı

AYRIMCILIK VE NEFRET SUÇU:

8 olay, 1 ölü, 30 yaralı

SİVİLLERE YÖNELİK EYLEMLER:

137 olay, 9 ölü, 8.355 yaralı

BOMBA/MAYIN PATLAMASI

99 olay, 92 ölü, 303 yaralı

KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ

 

KAÇIRMA/KAYIP

10 olay, 4 kayıp, 13 kaçırma

İŞKENCE/İŞKENCE İDDİASI ve KÖTÜ MUAMELE

89 olay

CİNSEL TACİZ/TECAVÜZ

21 olay

ÇEŞİTLİ AMAÇLARLA YAPILAN BASKI VE TEHDİTLER

79 olay

GÖZALTILAR

14.917 kişi +13.306(Edirne )=28.223 kişi

TUTUKLAMALAR

239 kişi

GÖZALTINDA ÖLÜM

….

YERLEŞİM MERKEZLERİNE YÖNELİK BASKILAR

1 olay

BOŞALTILAN YAKINLAN KÖYLER

TOPLU MEZARLAR

10 olay

CEZAEVLERİ

192 olay

CEZAEVLERİNDE ÖLÜM

13 olay, 13 ölüm

DÜŞÜNCE ÖZGÜRLÜĞÜ

70 olay

İstenen ceza

307 yıl, 10 ay, 15 gün hapis cezası verilmiştir.

Verilen Ceza

23.691 yıl, 10 ay, 1gün hapis cezası

13 kişiye müebbet hapis cezası verilmiştir.

46.500TL para cezası verilmiştir.

 

Onanan ceza

 

70 yıl, 10 ay, 15 gün hapis cezası verilmiştir.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

 

RTÜK

 

KAPATILAN/TOPLATILAN/YASAKLANAN YAYIN VE ETKİNLİK

6 olay

GAZETECİ VE YAYIN ORGANLARINA YÖNELİK BASKILAR/KISITLAMALAR

28 olay

GÖZALTINA ALINAN GAZETECİLER

11 olay, 16 gözaltı

BASININ YOL AÇTIĞI İHLALLER

1 olay

DİN ÖZGÜRLÜĞÜ

22 olay

ÖĞRENİM ÖZGÜRLÜĞÜ

Okulda Şiddet/Öğrenci olayları

Okulda Soruşturma

Okuldan Uzaklaştırma

Okuldan Atma

Kınama-Uyarı

 

12 olay

117 olay

1091 öğrenci

140 öğrenci

8 öğrenci

145 öğrenci

ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ

161 olay

SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK BASKILAR/SALDIRILAR

7 olay

SIĞINMA HAKKINA YÖNELİK İHLALLERİ

İnsan Ticareti

Suriye sınırı

309 olay

11.411kişi +13.306=24.717 kişi

44.190 kişi

ÇALIŞMA YAŞAMINA YÖNELİK İHLALLER

608 olay

ÖLENLER:

YARALANANLAR:

1162 kişi

3.103 kişi

İŞTEN ATILANLAR:

20.093 kişi

SAĞLIK

81 olay

KADIN HAKLARI

253 olay

ÇOCUK HAKLARI

Erken zorla evlilik:

Erken zorla evlilik:

Cinsel istismar:

Şiddet:

Çocuğun Korunması Hakkı/ İhmal istismar:

 

Genel toplam: 146 olay

8 olay

17 olay

31 olay

 

 

90 olay

 

AZINLIK HAKLARI/KÜLTÜREL HAKLAR

12 olay

ENGELLİ HAKLARI

18 olay

İNSAN HAKLARI POLİTİKALARI

37

ADİL YARGILANMA

23 olay

SİVİL TARİH

…..

AİHM: Türkiye’nin ödemesi gereken tutar:

3.097.395

 

 MAZLUMDER BASIN BÜROSU