Başından 3 Genel Seçim ve 2 Yerel Seçim geçmiş olan ve 4 hükumet kurmuş olan Ak Parti’nin ne “Parti Programı”nda, ne katıldıkları seçimlerin “Seçim Beyanname”lerinde ve ne de kurdukları hükumetlerin “Hükumet Program”larında yer almayan ve son günlerin acil toplumsal taleplerinden bir talep olarak da kendini dayatan bir konu olmayan kürtaj tartışması Başbakan ve emir komuta içinde bürokratları tarafından gündeme getirildi. Tartışmanın zamanlamasının, kamuoyunu aylardır infiale sevk etmekte olan Roboski katliamı sonrasında hükumet mensuplarından gelen can sıkıcı açıklamaların olduğu bir döneme denk gelmesi hükumet için adeta can simidi oldu. Bu şartlar altında, kürtaj konusundaki tartışmalara katılmanın Roboski’nin gündemden düşmesine sebep olacağından hareketle, MAZLUMDER olarak taammüden kürtaj tartışmalarından uzak durduk ve bu açıklamadan sonra da uzak duracağız.
Ancak, Taraf gazetesinin, 06.06.2012 tarihli "Dindar Kadınlar da Eyleme" başlıklı haberinde, kürtaj konusunda karşıt protestolar planlayan kadın örgütlerinin, slogan seçiminde dindarları da dikkate aldıklarından bahisle derneğimiz isminin, "toplantıda sık sık, dindar kimliğiyle ön plana çıkan kişilerin yer aldığı Başkent Kadın Platformu, Mazlum-Der gibi sivil toplum kuruluşlarındaki kadınların desteklerinin önemli olduğu" şeklinde kullanması ve haberin devamında derneğimizden zımnen Ak Parti tabanı olarak zikredilmesi nedeniyle aşağıdaki açıklamayı zorunlu gördük.
Bir insan hakları örgütü olarak MAZLUMDER, tıbbi zorunluluklar haricindeki kürtajı en temel hak olan yaşama hakkının ihlali olarak görmektedir.
İnsan, bedeni üzerinde sınırsız bir tasarruf sahibi değildir. Pek çok dinin takipçileri için ortak bir kabul olan bu durum ile ötenazi, intihar ve uyuşturucu kullanımını yasaklayan pozitif hukuk sistemleri de teorik olarak mutabıktır.
Kürtajı kadının kendi bedeni üzerindeki tasarrufu şeklinde değerlendirmenin yanıltıcı olduğunu düşünmekteyiz. Kürtaj bir kadının kendi uzvuna dönük bir tasarruf olmayıp oluşumunda bir erkeğin da dahli olan bir başka canlının bedeni üzerinde tasarruf etmektir. Anne sağlığını tehdit eden durumları bir istisna kabul ederek gebelik evresi göz önüne alınmaksızın her türlü kürtajı yaşam hakkının ihlali olarak görüyoruz. Konu üzerine sürdürülen tartışmalarda ileri sürülen, yasaklanması halinde merdiven altı kürtajın yaygınlaşabileceği ya da tecavüz sonrası hamilelik gibi durumlar; hukuk, sağlık, psikiyatri, eğitim, sosyal hizmet vb. çerçevelerde üretilecek çözümlere muhtaç ciddi toplumsal sorunlar olmakla beraber, hiç birinin çözümü, kürtajı serbest ve kolay ulaşılabilir kılmaya ve kürtaja toplumsal meşruiyet ve kanıksama sağlama niyetine matuf olmamalıdır.
Bu bağlamda yukarıda bahsi geçen haber MAZLUMDER'in kürtaj yanlısı hareketi desteklediği algısını yaratmaktadır. Böylesi muhtemel algıları düzeltmek maksadıyla kaleme aldığımız bu açıklama ile,
- Genel anlamıyla kürtajı bir yaşam hakkı ihlali olarak gördüğümüzü,
- Tıbbi zorunluluk halinde, anne yaşamının cenin yaşamına rüçhan olduğunu,
- Kürtajı istenmeyen gebeliğin izalesi için kullanmanın yaşam hakkı ihlali olduğunu,
- Koşulsuz kürtaj karşıtı hareketlere destek vermediğimizi,
- Mezkur haberde adı bizimle birlikte anılan platform ile organik bir bağımız olmadığını,
- Ve kendimizi Ak Parti dahil hiç bir partinin tabanı olarak konumlandırmadığımızı,
- Temel ölçütümüzün hak, adalet ve özgürlükler olduğunu,
Kamuoyuna saygı ile belirtiriz.
Ahmet Faruk ÜNSAL
MAZLUMDER Genel Başkanı