Cumhuriyet Türkiye’sinin bir hastalığı olarak sürekli nükseden, toplumu belli kalıplara göre, tepeden inme yöntemlerle, baskı ve zor kullanarak dizayn etme anlayışının gün geçmiyor ki yeni bir örneği ile karşılaşmayalım.
İlköğretiminden üniversitesine, ordusundan siyasetine, mahkemesinden çalışma alanına kadar her alanda karşımıza onlarca örnek çıkıyor. Ulus Devlet, bütün küstahlığı ile çocuklarımız, gençliğimiz, bilgilerimiz, yaşantımız üzerindeki söz sahipliğinden vazgeçmiyor.
Çocuğunu başörtülü olarak okula göndermek isteyen veliler; bakanlık düzeyinde tehditlerle çocuklarının ellerinden alınabileceği uyarısına maruz kalıyor, mahkemeler düzeyinde hapis cezalarına maruz bırakılıyor, okullar düzeyinde çocuklarının kapıdan çevrilmesine şahit bırakılıyorlar. Adına zorunlu dedikleri eğitime maruz bırakılan -ki devletin bizim çocuklarımızı, köhnemiş batıl inançlarına göre eğitmeye haddi/hakkı olmadığını düşünüyoruz- çocuklarımız, bir taraftan da belli bir kıyafete zorunlu bırakılıyorlar. Başörtüsü dâhil bazı kıyafetlere yaşam hakkı tanımıyorlar.
Bu kapsamda Gaziantep’te yaşanan son örnek pervasızlığın ulaştığı boyutu açıkça göstermektedir. Gaziantep’te okuyan, Şüheda Çevik isimli ilköğretim öğrencisi başörtüsü nedeniyle idare tarafından engellenmiş, Anne Güllü Çevik ise kızının hakkını araması nedeniyle ceza tehdidiyle karşılaşmış ve neticede hapis cezasına çarptırılmıştır. Güllü Çevik okul idaresini şikayet için gittiği karakolda göz altına alınmış, neticede savcılıkça hakkında dava açıldıktan sonra mahkeme tarafından cezalandırılmıştır. Bu zulüm niteliği taşıyan uygulamayı kınıyoruz.
MAZLUMDER olarak, Ulus Devletin bütün kurumlarıyla çocuklarımızdan, örtümüzden, haklarımızdan, inançlarımızdan ellerini çekmesi gerektiği ve başörtüsüne her alanda sınırsız özgürlük talebimizi tekrar ederiz.
Cüneyt Sarıyaşar
MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı