Kadın Devletin Otoritesini Meşrulaştırmak İçin Araçsallaştıracağı Bir Nesne Değildir!
Kadına yönelik şiddet insanlığın yaşadığı en yaygın ve çok az su yüzüne çıkarılan en temel insan hakları ihlallerindendir. Çok temel bir ayrımcılık olmakla birlikte diğer ayrımcılıkları da beslemektedir. Kadına uygulanan şiddet ister devlet tarafından uygulansın isterse erkek tarafından, ona kontrol edilen, kontrol altında tutulan ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü anlatılmaktadır. Kontrol eden devlet ya da erkek iken kontrol edilen kadın; nesneleştirilen, hakları otoriteler tarafından gasp edilen, şiddete maruz bırakılan.
Kadına yönelik şiddet öyle bir eylem biçimidir ki kadınların yaşları, medeni halleri, eğitim durumları, sosyal sınıfları, etnik kimlikleri, dinsel tercihleri ne olursa olsun coğrafi sınır, ekonomik gelişmişlik ve kültür ayrımı gözetmeksizin her toplumda vardır. Bununla beraber kadını ayrımcılığa uğratan yasalar ve uygulamalar, şiddeti doğal gören kültürel ortam, ekonomik yoksunluk, kadının boşanmasının kabul görmemesi, polise duyulan korku gibi çeşitli nedenlerden ötürü kadınlar şiddete karşı kendilerini son derece savunmasız hissetmektedirler.
Siyasal şiddet bağlamında devlet şiddetine maruz kalan kadınlar... Mısır’da, Suriye’de, Rojava’da... Mısır’da Esmalar, Kürdistan’da çocuklarının devlet bombasıyla parçalanmış cesedini toplayan Roboskîli anneler, Uğurların Ceylanların annesi. Hala aydınlatılmayı bekleyen Paris cinayetinde katledilen üç kadın, cezaevinde hasta tutsak olarak bulunan ve yaşam koşulları ağırlaşan kadın mahkumlar, zorunlu göç politikaları neticesinde yoksulluğa ve yoksunluğa maruz bırakılan kadınlar..
Sözde kadın politikaları ile kadın bedenine müdahaleyi meşru gören, kadınların kaç çocuk doğuracağına kadar daha birçok alanda aile içi mahremiyeti ihlal eden, Kürt kadınlarının kendi dillerinde eğitim almasını engelleyen, sığınma evlerindeki yetersizlik ve yaşam koşullarındaki iyileştirmeleri ihmal eden, 6284 sayılı kadını koruma yasasındaki kısmi iyileştirmelerle beraber uygulamadaki problemler... Ve siyasette baraj uygulaması ile zaten az olan kadın yönetici sayısını daha da azaltan, siyasal erk...
Biz MAZLUMDER olarak; kadına yönelik şiddet türlerinin her biçimini, bilhassa devlet şiddetini kınıyor ve bununla mücadele ediyoruz. Devletin kadın üzerinden kendi otoritesini güçlendirme girişimi olan bu uygulamalar tarafımızca kabul edilemezdir. Toplumu tek tipleştirerek hak ve özgürlükleri görmezden gelen, hukuk devleti olma özelliğini barındırmayan, ayrımcı, ötekileştirici kadın karşıtı söylem ve eylemlerin takipçisi olacağımızı deklare ediyoruz. Devlet artık yasa ve uygulamalarındaki zaaflarından kurtulmalı, kadını kendi otoritesini meşrulaştırmak için bir araç olarak görmekten bir an evvel vazgeçmelidir.
Seher AKÇINAR,
Diyarbekir Şubesi Başkan Yardımcısı.