Basın Açıklamaları

İZMİR ŞUBE'DEN CELAL BAYAR ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ'NE KINAMA

Celal Bayar Üniversitesi Rektörlüğü'nün TGB'li İki Öğrenciyi Üniversiteden Uzaklaştırmasını Kınıyoruz<!--?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /-->

Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi bir grup öğrencinin 23 Aralık 2010'da, Celal Bayar Üniversitesi kampüsünde, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent ARINÇ'ı protesto girişimlerini, protestocu öğrencilerin bizzat yanına gelerek engellemeye çalışan rektör Mehmet Pakdemirli, kameralar önünde öğrencilerle yaşadığı polemikte, öğrencilere hitaben : "Atatürk'ten sen görev alamazsın, görev aldıysan ben de sizi okuldan atarım. Cumhuriyeti savunacak biri varsa o da benim. Ben rektörüm. Siyasi slogan atarsanız üniversiten atarım sizi. Derhal dağılıyorsunuz. Emniyet görevlileri, slogan atarlarsa kimliklerini toplayın, ben rektör olarak taahhüt ediyorum, hepsini üniversiteden atacağım" ifadelerini kullanmış idi. Hiçbir şiddet içermediği sabit olan bir protesto eylemi nedeniyle bizzat rektör tarafından yapılan bu müdahale ve müdahale biçimindeki otoriterlik düşünceyi ifade özgürlüğünün açık bir ihlalini oluşturmaktaydı.

Konu edilen olay son olarak, protestoya katılan öğrenciler hakkında rektörlükçe açılan disiplin soruşturma sonucunda, öğrencilerden Erdem Özdemir hakkında iki yarıyıl, Burak Ünlü hakkında bir yarıyıl "okuldan uzaklaştırma cezası" ile kamuoyunun gündemine gelmiştir.

Bu gelişme, düşünceyi ifade özgürlüğünün sınırları içerisindeki bir protestoyu, "Sizi okuldan atarım" , "Ben rektörüm" ve "Siyasi slogan atarsanız üniversiten atarım sizi" ifadeleriyle karşılayan rektörün, tehditlerini yaşama geçirdiğinin göstergesi olarak kaygı vericidir. Gelişimi ve sonuçları itibariyle, yaşanan bu tekil olay, düşünceyi ifade özgürlüğünün, eğitim ve öğrenim hakkı ve özgürlüğünün, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ve örgütlenme özgürlüğünün açık ihlalidir.

Son yıllarda sivilleşme ve demokratikleşme trendinden, askeri vesayet kurumlarıyla hesaplaşmaktan yoğunlukla bahsedilen bir ülkede yaşıyoruz. Ancak gerek bu olay ve gerekse benzeri onlarca olay, sivilleşme ve demokratikleşme gündeminin "kampüs" yaşamına uğramadığını ortaya koymaktadır. Düşüncesi ne olursa olsun itiraz eden, sorgulayan üniversite gençliğinin maruz kaldığı bu hukuk dışı uygulamalar kabul edilemez.

YÖK düzeninin askeri darbe eseri olduğu, geçmişten bugüne katı otoriterlik ve hiyerarşi ile üniversiteler ve gençlik üzerinde bir mühendislik faaliyeti yürütüldüğü, üniversitelerde özgür ve bilimsel bir ortam olmadığı, temel hak ve özgürlükler alanının alabildiğine daraltıldığı, ilgili yasa ve yönetmeliklerin bu anti-insani durumu teminat aldığı açıktır. Celal Bayar Üniversitesi'nde yaşananlar, bu YÖK düzeninin sıradan bir tezahürüdür. Bu düzene yapıcı katkıları nedeniyle üniversite yönetimini, bizzat ve şahsen rektör Mehmet Pakdemirli'yi, sorumluluk sırasına göre bu düzenin devamına göz yuman AKP iktidarını, muhalefet partilerini kınıyoruz. Hükümete ve parlamento bileşenlerine, unuttukları üniversite reformunu ivedilikle yaşama geçirmeleri gereğini ihtar ediyoruz.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur. 06/08/2011

 

 

 

MAZLUMDER İzmir Şube adına

Av. Suphan ERKAN