Suriye'de yaptığı korkunç zulümlerle, özellikle Müslüman Kardeşlere karşı giriştiği ve "Hama Katliamı" adıyla on binlerce insanı katleden ve şehri harabeye çevirerek tarihteki büyük zalimler arasında yer alan Hafız Esed'in mirasçıları bugünlerde yeniden sahneye çıktılar. Oğul Beşşar Esed, yönetime geldiği 2000 yılında halkın hak ve taleplerini yerine getireceğine dair sözler verdi, bu sözlerini zaman zaman tekrarladı ama hiçbir zaman gereğini yapmadı. Aradan geçen on bir yılda verilen sözlerin tutulmasını bekleyen ve sabrı tükenen halk, bu yalanlara son verilmesi ve meşru taleplerinin yerine getirilmesi için gösteriler yapmaya başlamıştır.
Bu masum gösteriler, halkın taleplerini yerine getirme sözü veren Beşşar Esed yönetimi tarafından kanlı bir şekilde bastırılmaktadır. Halkın seçmediği ve istemediği Baasçı-Irkçı Suriye Yönetimi, baskı ve zulme son verilmesini isteyen vatandaşlarını öldürerek susturmaya çalışmaktadır. Son günlerde Der'a başta olmak üzere Şam, Hama ve Humus gibi şehirlerde yönetim karşıtı gösteriler nedeniyle yüzlerce insan katledildi. Silahlı Kuvvetler; zırhlı araçlar ve ağır silahlar eşliğinde halkın üzerine kurşun yağdırmakta, kadın, yaşlı ve çocuk ayırmadan hedef yapmaktadır. Evlerinden alınan insanlara sorgusuz sualsiz dayak ve işkence gibi insanlık dışı muamelelere tabi tutulmakta, bir daha kendilerinden haber alınamamaktadır. Hukuksuz ve keyfi uygulamalarla yargısız infazlar gerçekleştirilmektedir.
Devletlerin, Uluslar arası Kuruluşların, İnsan Hakları Örgütlerinin, Dünya kamuoyunun ve Müslüman Halkların tepkilerine kulaklarını kapatan Suriye Yönetimi; sömürü ve işgal için fırsat kollayan Batılı sömürgecilerin ekmeğine yağ sürmektedir. Adeta onları, Suriye'yi işgal etmeye davet etmektedir. Böylece hem kendi ülkesini, hem de bağlantılı olarak Lübnan'ı ve Hamas tarafından yürütülen Filistin Davasını telafi edilemez felaketlere sürüklemektedir. İslam Dünyasının kan ve gözyaşına yol açacak gelişmelerle karşı karşıya gelmesine zemin hazırlamaktadır. Irak, Afganistan, Somali, Sudan, Libya ve dünyanın bir çok yerinde olduğu gibi küresel kimlikli zulmün yerleşmesini kolaylaştırmaktadır.
Daha düne kadar Türkiye ve Suriye tek devletti ve Antep Halep'in kardeşiydi. Bu kardeşlik çizilen anlamsız ve ruhsuz sınırlara rağmen devam ediyor ve edecektir. Bu yüzden onlara yapılan zulüm ve haksızlık bize yapılmış gibidir. Bunu görmezlikten gelmeye; imanımız, vicdanımız ve insanlığımız müsaade etmez. Çünkü biliyoruz ki; zulme rıza zulümdür ve haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır. Yine biliyoruz ki; kötülüğü elimizle, dilimizle def edemiyorsak kalbimizde mahkum etmek zorundayız. Bütün gücümüz ve imkanımızla her yerde olduğu gibi Suriye'deki zulümlere, haksızlıklara ve baskılara karşı çıkacağız.
Mehmet ALKIŞ
MAZLUMDER GYK Üyesi