Basın Açıklamaları

FRANSA'NIN 1915 MERAKI, HALKLARIMIZIN ACILARINDAN SİYASİ ÇIKAR SAĞLAMA GAYRETKEŞLİĞİNDENDİR

Genel Başkan ÜNSAL'ın Fransa'da kabul edilen 1915 Faciasına ilişkin Yasayı Değerlendirmesi

Aynı devletin vatandaşı olan Ermeniler ile Müslüman ahali arasında 1915'in savaş koşullarında cereyan eden olaylar halklarımızın ortak tarihinin en acı hatırasıdır. Gerek İttihat Terakki yönetiminin çatışma bölgesi dışındaki Ermeniler de dahil olmak üzere neredeyse tüm Ermeni halkını tehcire ve tehcir esnasında da gerekli önlemleri almayarak katliama maruz bırakan şoven uygulamaları, gerek Rus, Fransız ve İngiliz işgalciyle işbirliği yapan Ermeni milislerin ortaklaşa işledikleri savaş suçları gerekse de her iki taraftan sivillerin karıştığı katliam, tecavüz ve yağma gibi insanlığa karşı işlenmiş suçlar bu acı olaylardandır. Bu "büyük felaket" önyargıdan ve ön kabulden azade olarak incelenmeli ve adlandırılmalıdır. Bin yıldır beraberce sorunsuz yaşayan ve ortak medeniyet üretme başarısı gösteren halkların hangi süreçlerden geçerek birbirlerini boğazlayacak noktaya geldiği ve savaş ortamının vahşeti içine bir hazine gibi gizlenmiş insanlık öyküleri araştırılmalı ve insanlığımızı daha muhkem kurabilmek için gerçekler ortaya çıkarılmalıdır. Sadece 1915'te yaşananlar değil, tüm savaşlarda insanlığa karşı işlenen suçlar, doğrudan mağduru olanlar kadar olmayanlar için de "büyük felaket"tir; çünkü bu çıldırmışlık halleri insanlığın eksildiği, yittiği hallerdir; insanlığın yitmesi tüm insanları ilgilendirir. <!--?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" /-->

Demokrasilerde parlamentoların yasa yapmak ve iktidarı denetlemek gibi iki temel görevi vardır. Fransız parlamentosunun, görevi gereği, Vietnam, Laos, Kamboçya, Cezayir ve Ruanda gibi kendi hükumetlerinin doğrudan taraf olduğu felaketleri soruşturmak yerine bugün siyasi muhatabı dahi olmayan bir felaketi kesin hükme bağlaması, açıktır ki, görev aşkı gereği veya insanlığa karşı duyduğu sorumluluk gereği olmayıp bir siyasi hesaplaşma gereğidir. Ayrıca, Cezayir'e yaptığı resmi gezi sırasında, kendisine, Cezayir'den özür dileyip dilemeyeceği sorulan Sarkozy, tarihi siyasetçilerin değil tarihçilerin yargılaması gerektiğini söyleyerek bugünkü tutumundan farklı bir tutum almıştır. Anlaşılan odur ki, Fransız hükumeti, 1915'ten yaklaşık yüz sene sonra da Ermeni halkını siyasi emellerine araç yapmak istemektedir.

Fransız Parlamento'sunun 1915 olaylarının soykırım olmadığını söylemeyi suç sayan ve 1 yıl hapis ile 45 bin EUR para cezası öngören yasayı kabul etmesi sadece insani kaygılarla yapılmış bir yasama faaliyeti olsaydı bile fikir özgürlüğü bakımından sorunlu bir yaklaşımdır. Kabul edilen yasaya göre, 1915'te yaşanan acıları, sadece Ermenilerin mağduriyetini açıklamak için "büyük felaket" veya "katliam" gibi ifadelerle nitelemek dahi suç sayılmaktadır. İslam'ın kutsallarına hakareti bile fikir özgürlüğü sayan bir ülkede tarihi bir olayı sadece siyasetin izin verdiği şekilde nitelendirmek zorunda olmak, bu ülkede fikir özgürlüğünün sınırlarının ne olduğu konusunda kafa karışıklığı yaşandığının açık göstergesidir.

Sonuç olarak, bütün önyargılardan ve siyasi programdan uzak, salt adalet ve insanlık için ve daha iyi bir gelecek için yapılacak araştırmanın ve neticesinde gerek olaylara konulacak adın gerekse de gasp edilmiş menkul ve gayri menkullerin iadesi de dahil tüm hukuki sonuçların önünü sürekli açık tutacak rahatlık içinde olmalı ama halklarımızın acılarının ahlaksızca araçsallaştırılmasına izin vermemeliyiz.

Ahmet Faruk ÜNSAL

MAZLUMDER Genel Başkanı