Basın Açıklamaları

“Fişleme Faaliyeti” İnsan Hak ve Onurunun Çiğnenmesidir. Fişleyen Devletin Mahremiyeti Olamaz.

“Fişleme Faaliyeti” İnsan Hak ve Onurunun  Çiğnenmesidir. Fişleyen Devletin Mahremiyeti Olamaz.
“Fişleme Faaliyeti” İnsan Hak ve Onurunun Çiğnenmesidir. Fişleyen Devletin Mahremiyeti Olamaz.

Bazı Sivil Toplum Örgütleri ve cemaatlerin isimlerinin, Milli İstihbarat Teşkilatı Güvenlik İstihbaratı Başkanlığı Yıkıcı Dinî Faaliyetler Daire Başkanlığı’nın “2010 yılı takip listesi”nde bulunduğuna ilişkin basında yer alan haberler üzerine, MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk ÜNSAL, basın açıklaması yapmıştır.

“Fişleme Faaliyeti” İnsan Hak ve Onurunun  Çiğnenmesidir.

Fişleyen Devletin Mahremiyeti Olamaz!

Son günlerde bir gazete aracılığı ile gündemleşen  “fişleme” iddiaları, kamuoyunda yoğun olarak tartışılmaktadır. Fişleme iddialarının esasını, 25 Ağustos 2004’te gerçekleşen  Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısında alınan kararlar oluşturmaktadır.  

Milli Güvenlik Kurulu’nun bu kararları ile  toplumun bazı kesimleri  ciddi bir tehdit unsuru olarak tanımlanmıştır. Tehdit addedilen toplumsal kesimlere yönelik bir eylem planının hazırlanması ve bu kesimlerin Başbakanlık Uygulamayı Takip ve Koordinasyon Kurulu (BUTKK) koordinesinde İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, MİT Müsteşarlığı ve ilgili diğer kurumlar aracılığı ile yakından takip edilmesi  de karara bağlanmıştır.

Tartışmanın ve enformasyonun diğer bir boyutu da “fişlemelerin” , belirtilen MGK kararları ile sınırlı kalmayarak,  MİT tarafından yürütülen “irticaya yönelik milli istihbarat” faaliyetleri kapsamında,   2010, 2011, 2012 yıllarında da devam ettiği iddiasıdır.

Esasen haber içeriklerinden, “fişlemelerin” soyut birer iddia düzeyini aşarak “belge”ye dayalı olarak ortaya konulduğu görülmekte,  “yıkıcı dini örgütler/faaliyetler” adıyla “Süleymancılık” , “Nurculuk” , “F.Gülen Grubu” , “Misyonerlik” , “Milli Görüş” , “Alevilik” , “Caferilik” ve sair toplumsal gruplar “tehdit unsuru” olarak kategorize edilmekte, “MAZLUMDER” de “yerli radikal gruplar” tanımlamasıyla  “tehdit unsurları” arasında zikredilmektedir. Konu edilen gazete haberlerinde, aralarında dernek yöneticilerinin de bulunduğu pek çok kişinin “yıkıcı dini örgütlerle” ilişkileri üzerinden nasıl fişlendiğine dair somut örnekler de verilmektedir.

Tüm bu tartışmalar sonrasında, Başbakan’ın ve bazı Bakanlar Kurulu üyelerinin beyanatlarının, “kim sızdırdı?” sorusuna odaklanması, “devletin de mahremi vardır… buna dokunduğunuz anda yargı da gereğini yapmak durumundadır. Eğer yargı gereğini yapmıyorsa Anayasa suçu işlemektedir.” gibi yargıya talimat içeren bir düzeye erişmesi, keza Başbakanlık, MGK ve MİT tarafından haberleri yapan gazete ve gazeteci hakkında suç duyurusunda bulunulması da haber alma hakkının çiğnenmesi açısından son derece kaygı verici ve “devam eden fişlemelerin” gerçekliğine dair birer itiraf niteliğindedir.

Güncel fişleme tartışmalarında, bir kez daha tanıklık ettiğimiz devlet’in “mahrem” çehresi, MAZLUMDER için fazlasıyla  tanıdıktır. Biz bu yüzü tanıyoruz. 28 Şubat’tan, 12 Eylül’den, 27 Mayıs’tan, “Tek Parti” döneminden tanıdığımız bu yüz, “Devletin güvenliğini, bekasını ve kutsallığını” önceleyen, insanları ve grupları, düşman  konseptiyle “kategorize” eden, “insanı ve haklarını” hiçe sayan bir devlet aklının eseridir. Bir “hak” örgütü olarak MAZLUMDER, “fişlenenin ve fişleyenin kimliğine bakmaksızın bu gerçeği açıklıkla tespit eder.

Fişleme faaliyetlerinin ifşası, devletin mahremiyetinin ihlali değil insanların mahremiyet hakkını ihlal eden  devletin ifşasıdır!

İnsan haklarını, hukuksal güvence altına almakla görevli bir devletin, somut suç şüphesi olmaksızın “insanları” izlemesi ve “iç düşman” tanımlamaları yapması, olsa olsa “hukuk”a aykırı kriminal bir faaliyettir.

Kamuoyuna ve gereği için soruşturma makamlarına arz olunur.

 

Ahmet Faruk ÜNSAL

MAZLUMDER Genel Başkanı