Basın Açıklamaları

Eğitimin Temel Sorunu Dershaneler Değil Tevhid-i Tedrisat Kanunu'dur!

Eğitimin Temel Sorunu Dershaneler Değil Tevhid-i Tedrisat Kanunu'dur!
Eğitimin Temel Sorunu Dershaneler Değil Tevhid-i Tedrisat Kanunu'dur!

MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk ÜNSAL, özel öğretim kurumlarına ilişkin basın açıklaması yapmıştır. 

 EĞİTİMİN TEMEL SORUNU DERSHANELER DEĞİL, TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU’DUR

 Milli Eğitim Bakanlığı’nın özel öğretim kurumlarından dershaneler, etüt merkezleri ve diğer tüm kursların kapatılmasını öngören bir yasa taslağı üzerinde yürüttüğü çalışmalar, bir süredir gündem yoğun bir şekilde meşgul etmektedir. Özel Öğretim Kurumları Yasası’ndaki değişiklikler kamuoyuna yansıyan taslak metindeki gibi yasalaştığı takdirde, orta ve yükseköğretime geçiş sınavlarına yönelik, evlerdeki özel dersler de dâhil, tüm özel kurslar 2014 yılından itibaren yasaklanmış olacak.

MAZLUMDER olarak, öncelikle eğitim gibi herkesin hayatını doğrudan ya da dolaylı etkileyen durumlar hakkında alınacak her türlü kararın geniş katılımlı ve istişareye dayalı alınması gerektiğini hatırlatmak istiyoruz. Söz konusu sorun, çekişme ve kutuplaşmalara kurban edilemeyecek kadar önemli; tek boyuta indirgenemeyecek kadar da karmaşıktır.

Dershanelerin çözülmesi gereken bir sorun olduğu kamuoyunda uzun süredir kabullenilmiş bir gerçektir. Fakat bir diğer gerçek, dershanelerin milli eğitim sisteminin ürettiği bir sorun olduğudur. Sorunun kaynaklarını ortadan kaldırmak amacıyla nasıl bir çözüm öngörüldüğü, bununla ilgili hangi hazırlıkların yapıldığı ve hangi aşamalara gelindiği konularında herhangi bir eylem planı bulunmadan, bu kurumları doğrudan kapatmanın çözüm getirmeyeceği ise aşikârdır.

Ortaöğretime ve yükseköğretime geçiş sistemi başarı sınavlarına dayandığı sürece veliler, öğrencilerinin sosyal, ekonomik ve bireysel koşullarından kaynaklanan eğitim ihtiyaçlarını karşılamak üzere farklı taleplerde bulunabilecektir. Yine okullarda fırsat eşitliğinin tam olarak sağlamamasından kaynaklanan eksiklerin telafisi için de alternatif seçeneklerin geliştirilmesi gerekecektir. Bu tür alanlardaki belirsizlikler, sorunun taraflarında tedirginlik uyandırmakta, dershanelerin kapatılması da yaygın bir toplumsal bir talebe dönüşememektedir.

Konunun diğer bir boyutunda ise dershane ve etüt merkezlerinde çalışan öğretmenlerin akıbeti bulunmaktadır. Yürütülen çalışmalar, bu kurumlarda belli bir süre sigortalı olarak çalışan eğitim personelinin, KPSS sınavına girmeksizin mülakat süreci sonrasında Milli Eğitim Bakanlığı'nda istihdamını öngörmektedir. Böyle bir uygulama, gerek mülakat sürecinde adaletin ve şeffaflığın sağlanabilmesi konusunda tereddütlere yol açacak, gerekse yaş sınırından dolayı kayda değer bir orandaki eğitim çalışanını mağdur edecektir. Anlaşılacağı üzere sorunun kolay bir çözümü yoktur.

Gençlerin en güzel çağlarını okul, dershane ve etüt üçgenine sıkışarak geçiriyor olmaları kesinlikle düzeltilmesi gereken bir durumdur. Bu durumun çözümü içinse parçacı değil bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi elzemdir. Dolayısıyla sadece dershanelerin değil, milli eğitim sisteminin tamamının tartışmaya açılması gerekmektedir. Aksi takdirde dershanelerin kapatılarak özel okullara dönüştürülmesi, eğitim sisteminin bizatihi kendisinin başlı başına büyük bir sorun olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir.

MAZLUMDER olarak, dershaneler üzerinden yürütülen tartışmanın kısır çekişmelerden uzaklaşılarak, daha geniş bir zeminde tartışılması gerektiği kanaatindeyiz. Tartışmaya ise 1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu’ndan başlamak kaçınılmazdır.

Cumhuriyet döneminin jakoben inkılaplarının birçoğunun tartışılmaya, eleştirilmeye başlandığı bir dönemde, toplum hayatını derinden etkileyen, ve zihinleri cendereye koyan, aynılaştıran öğretim birliği kanununun tartışılmaması büyük bir eksikliktir, önemli bir sorundur.

Hem eğitimi tamamıyla devlet tekeline mahkûm eden hem de toplumun kendi eğitim-öğretim alternatiflerini geliştirmesini engelleyen bu kanun, dershaneler kapatıldıktan sonraki süreçte de ciddi tartışmalara yol açacaktır.

Son tartışmalarda görüldüğü üzere, devletin her şeyi tek merkezden belirlemesine ve tüm eğitim sistemine bürokratik bir şekilde tepeden hükmetmesine zemin teşkil eden kanun kaldırılmadığı sürece, tektipçi, yasakçı ve militarist öğelerle örülü milli eğitim pedagojisinin devlet okullarında ya da özel okullarda verilmesi esastan bir değişiklik getirmeyecektir.

Sonuç olarak, MAZLUMDER, eğitim sistemiyle ilgili tartışmaların asıl sorunlara odaklanılarak genişletilmesini; çözüm önerilerinin ise çekişmelere değil istişarelere dayalı süreçlerin neticesinde geliştirilmesini savunmaktadır. Zorunlu eğitimin temel bir hak ihlali olduğuna dikkat çekmekte, eğitim sisteminde köklü değişikliklerin yapılması ve alternatif eğitim modellerinin geliştirilebilmesi içinse Tevhid-i Tedrisat Kanunu’ kaldırılması gerektiğini bir kez daha hatırlatırız.

 

Ahmet Faruk ÜNSAL

MAZLUMDER Genel Başkanı