ŞİDDET EYLEMLERİ-OPERASYONLAR VE SAVAŞ SÖYLEMLERİ SON BULSUN
Değerli basın mensupları
Yaşadığımız coğrafya; hak ihlallerinden, ölümlerden, göçlerden, sosyal ve ekonomik buhranlardan ve 30 yıllık fiili bir savaşın pençesinden bu gün de kendini kurtaramamıştır. Sevgiye, barışa ve geleceğin inşasına dair sözcüklerin yerini, nefret ve savaş sözcükleri almış, kulaklar bayram havasına değil cenk havasına mahkûm olmuş durumdadır.
Tam da barış, özgürlük ve hakların teslim edileceğine dair ümitlerin yeşermeye başladığı, toplumun sorunlarını çözmüş ve kardeşçe bir arada yaşayacağına dair beklentilerin içine girildiği bir dönemde; bir anda şiddet eylemlerinin ve operasyonların artmasının, daha önce makul sözler söyleyen aydınların dahi ürkütücü bir savaş dilini kullanmasının, siyasilerin neredeyse silahlarını alıp cepheye koşmak istercesine militarist bir söylem içine girmelerinin yarattığı hayret ve dehşet içindeyiz.
Kutsal ramazan ayı içerisinde şiddet eylemlerinin ve operasyonların artması hiçbir şekilde kabul edilemez. Her patlayan bomba her sıkılan mermi ayrım yapmaksızın Kürt, Türk, Çerkez, Arap, Gürcü ve diğer anaların yuvalarına ateş düşürmektedir. Analar, iftarlarını çocuklarının cansız bedenleri karşısında ciğerlerindeki yangınla, babalar içlerine akıttıkları gözyaşlarıyla açar oldular.
Bu acıları dindirmek için çözüm üretemeyen siyasilerin hangi yüzle toplumun karşısına çıktıklarını sormazdan evvel, hangi cesaretle analara yeni acılar vaat etmek anlamına gelen şiddet ve savaş diline sarıldıklarını, bu hakkı nereden ve kimden aldıklarını da sormak isteriz.
Bundan hiçbir siyasi kişi ve gurubu da dışarıda bırakmadan sormaktayız şüphesiz.
Toplumlarına savaş ilan eden yöneticilere akıl vermekten ülkelerine zaman ayıramayan, başkalarının özgürlük taleplerini alkışlayıp kendi coğrafyalarındaki benzer sesleri çıkaranların tehdit edildiği, kutsal günleri ve insan yaşamını hiçe sayan eylemlerin gerçekleştiği ve bu çelişkilerin kan ve gözyaşının akmasına neden olduğu bir coğrafyanın bireyleri, insan hakları aktivistleri ve vicdanlı bireyleri olarak YETER DİYORUZ!
Bu yüzden, savaş ve ölüm üzerinden bir destan yazacağına inanan herkese seslenmek istiyoruz:
Konuşarak adil çözümler üretmek; akla, vicdana, insan haklarına, inandığınız dinlere-ideolojilere ve menfaatinize daha uygundur.
Her ne pahasına olursa olsun; konuşarak sorunların çözülmesi uğruna verilen bedel, hiçbir zaman mahsum annelerin gözyaşları ve insan yaşamıyla kıyaslanamaz.
Barış ve arınma ayı olan bu ayda, tüm kesimlerin içine girdikleri ruh halinden arınarak düşünce ve eylemlerini barışa hizmet edecek yönde evirilmesi dileğimizi bir kez daha tekrarlamak isteriz.
Basına ve kamuoyuna duyurulur
MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBESİ