ORTADOĞU'YU ŞEKİLLENDİREN HAK VE ADALET OLSUN
Tunus'la başlayan ve Mısır, Cezayir, Libya Yemen ve daha birçok coğrafyaya genişleyen, diktatörlüklere karşı "özgürlük ateşi" Ortadoğu da halkların özgürlük taleplerinin yankılanmasına ve halkların taleplerinin görmezden gelinemeyeceği sonucunu doğurmaktadır. Arap dünyasının despot yönetimlerine kaşı başlayan bu özgürlük mücadelesi, uluslararası paylaşım ve güç savaşı veren devletleri ve oluşumları da olayların merkezine çekmiştir.
Arap dünyasının tamamına yakın bir bölümü, dikta rejimler ile yarım yüzyılı aşkın bir süredir yönetilmektedir. Bu despot yönetimler çoğunlukla Osmanlı Devleti bakiyesi topraklar üzerinde batıya karşı gibi görünen fakat batı destekli oluşumlarla hayat buldukları tarihi bir gerçektir.
Oluşan yeni özgürlük mücadelesi sürecinde dikta rejimlerinin tepkileri oldukça sert olmuştur. İktidara karşı doğal muhalefet kanalı bulamayan geniş halk toplulukları namlunun ucuna gelmiştir. Tamda bu konjonktürde batılı devletler kurtarıcı postuna bürünerek bölgenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının üstüne en kanlı yöntemlerle çökmeye çalışmaktadır.
Tunus'la başlayan ve tüm Arap dünyasını saran bu özgürlük mücadelesinin yaşam hakkı başta olmak üzere insan hakları ihlalini doğurmayacak şekilde sivil yöntemin dışına çıkılmaması ve mağduriyetler doğuracak müdahalelerden kaçınılması gerektiğinin altını çiziyoruz. İnsan Hakları alanında çalışan uluslar arası gözlem heyetinin oluşturularak bu bölgelerde gözlem, araştırma ve inceleme raporları hazırlaması gerektiğini belirtiyor böyle bir çalışmada yer almaya hazır olduğumuzu belirtiyoruz.
Biz insan hakları aktivistleri, gelişmeleri yakından takip etmekteyiz, edeceğiz. Bölge halklarını bombalayarak dizayn etmek isteyen batılı güçlerin ve dikta yönetimlerin ipini pazara çıkarmak için üstümüze düşeni imkanlarımız ölçüsünde yapmaya çalışacağız.
Özellikle son günlerde Suriye'de meydana gelen olaylar ve yaşam hakkı ihlalleri vicdanları yaralar, sarsıcı boyuta ulaşmış olup toplumda infial uyandırma derecesine gelmiştir. Muhalifler yapılan baskınlar ve öldürmeler şiddeti körükleyen girişimler olup öncelikle mevcut yönetimin olağanüstü hali kaldırması ve siyasi tutsaklar bir an önce salı vermesini talep ediyoruz.
Sonuç olarak MAZLUMDER, tüm dünyada diktatörlerden kurtulma mücadelesini önemsiyor, bu mücadeleden çıkar uman batılı güçlerin de insan hakları anlayışlarını kınıyor. Sözde özgürlük yağdıran askeri operasyonlara hangi gerekçeyle olursa olsun destek verilmesinin, tüm bölge insanlarının yaşam ve özgürlük hakları kadar önem arz ettiğinin de altını çiziyoruz. 06.04.2011
MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi