MİLLET İRADESİ HİÇE SAYILAMAZ!
12 Haziran genel seçimlerine iki gün kala Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nce daha önce aldığı bir mahkûmiyet kararı alelacele görüşülüp kesinleştirilen Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Hatip DİCLE hakkında Yüksek Seçim Kurulu'nca 21 Haziran 2011 tarihinde verilen milletvekilliğinin düşürülmesi kararı halk iradesinin bir kez daha nasıl hiçe sayıldığını bizlere göstermiştir.
Adaletten uzak, eşit olmayan şartlarda seçimlere hazırlanıp meclise girmek zorunda kalan Barış ve Demokrasi Partisi destekli bağımsız adaylara adaylıkları sırasında sergilenen hukuksuzluklar seçimlerden sonra da tekrarlanıyor görünmektedir. Adaylık sürecinde seçimlerin sakin geçmesi için bağımsız adaylardan bazılarının adaylıklarının iptali kararını geri alan YSK, Yargıtay ile birlikte halk iradesinin önüne geçmek istercesine seçimler bittikten sonra bağımsız milletvekili Hatip DİCLE'nin milletvekilliğinin düşürülmesine karar vermiştir.
Her fırsat ve ortamda dile getirdiğimiz üzere mevcut anayasa ve ulus devletçi ideoloji ile hazırlanan diğer kanunların hak ve özgürlükler önünde nasıl büyük bir engel teşkil ettiği YSK'nın bu kararı ile bir kez daha ortaya çıkmıştır. 77 binden fazla oy almış, seçmenlerinin temsil ettiği aileleri ile birlikte yüzbinlerin tercihi olmuş bir kişinin milletvekilliğinin düşürülmesi, yüzbinlerin iradesinin, bu ülkedeki huzur ve barış beklenen ortamın ve halkların kardeşliğinin 7 yüksek hâkimin iki dudağının arasına mahkum olması demek olup vicdanen ve ahlaken kabul edilemeyecek kadar vahimdir.
Bağımsız adayların, adaylıklarının iptali sonrasında yaşanan haksızlıklar ile yaşam hakkı ihlalinin faillerinin bulunmaması, hesabının sorulmaması nedeni ile Yargıtay 9. Ceza Dairesi ve Yüksek Seçim Kurulu'nca kararın hukuksuzluğunun yanında yol açacağı sonuçlar yeterince sağlıklı değerlendirilmeden adeta provokatif kararlar verilmiştir.
Bilinmelidir ki bağımsız adayları destekleyen, onlara oy veren insanlar yıllardır yaşadıkları haksızlıkların, uğradıkları zulümlerin çözülmesi yolunda bu milletvekillerine bir misyon yüklemişlerdir. Sorunların çözümü noktasında tercihlerini net bir şekilde ortaya koymuşlardır. Artık milletin vekillerine çıkarılmış ve çıkarılacak her türlü engel ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile seçme ve seçilme özgürlüğünün en ağır bir şekilde ihlali olarak değerlendirileceği gibi on yıllardır yürütülen inkâr politikasının yargı kararlarıyla devam ettirilme çabası olarak addedilecektir.
Yine yıllardır her fırsat ve ortamda dile getirdiğimiz zulüm teşkil eden ve her uygulamasıyla en ağır hak ihlallerine neden olan mevcut anayasa ve diğer kanunların demokratik düzenin gereklerine göre değiştirilmemesi nedeni ile de mevcut ve önceki hükümetler ile parlamentolardaki partiler de bu hukuksuzluğun ortağıdırlar.
MAZLUMDER olarak Yargıtay 9. Ceza Dairesi'ni seçime iki gün kala alelacele verdiği kesinleştirme kararı, Yüksek Seçim Kurulu'nu da gelinen süreçte her türlü hassasiyeti ve hukuku göz ardı ederek ifade ve örgütlenme özgürlüğü ile seçme ve seçilme özgürlüğü aleyhine verdiği karar nedeni ile kınıyoruz. Parlamento tarafından bir an önce haksızlık teşkil eden anayasa ve kanunları değiştirilmesi çalışmalarına başlanmasını, kararla ilgili hassasiyet duyan herkesi tepkilerini şiddete başvurmadan demokratik yollarla ifade etmeye çağırıyoruz.
MAZLUMDER Diyarbakır Şube Başk.
Av. Abdurrahim AY