Basın Açıklamaları

Diyarbakır Şube'den " İşkenceyle Mücadele Günü" Açıklaması

Aralarında MAZLUMDER Diyarbakır Şubesi'ninde bulunduğu STK'lar "İşkenceyle Mücadele Günü" münasebetiyle aşağıdaki açıklamayı yapmışlardır.

BASIN AÇIKLAMASI

(İşkence Bir İnsanlık Suçudur, İşkenceye Dur Diyelim)

26.06.2011

Değerli Basın Mensupları,

Bugün, 26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma Günü. İşkence ve diğer zalimane, gayrı insani veya aşağılayıcı muamele veya cezaya karşı Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen uluslararası koruma sözleşmesi, 26 Haziran 1987'de yürürlülüğe girmiştir.

Evrensel İnsan Hakları Bildirgesi (5. Madde) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (3. Madde) dâhil uluslararası insan hakları belgelerinin tamamında hiçbir istisnaya yer vermeden işkence "MUTLAK" bir şekilde yasaklanmıştır. Anayasa'nın 17. maddesinde de aynı yasak yer almaktadır.


İşkence yasağının mutlaklığı, işkenceyi önlemek için etkili yasal, adli, idari, her türlü tedbirin alınmasını; hiçbir istisnai durum, savaş hali, iç siyasi karışıklık veya olağanüstü halin, işkencenin gerekçesi olarak kullanılamayacağını, bir üst görevlinin veya bir kamu merciinin emrinin de, işkenceyi haklı gösteremeyeceğini ifade eder.

İşkenceye karşı mücadelede, işkence mağdurlarının yanı başında olmak, onları desteklemek ayrı bir öneme sahiptir. Çünkü işkence; kişilere ve geniş yığınlara gözdağı vermeyi, yıldırmayı, bedensel ve zihinsel bütünlüğünü bozmayı ve yalnızlaştırmayı hedefler. Bu yüzdendir ki, insanlığa karşı işlenmiş suç olan işkenceye karşı çıkmak, işkencecileri kamuoyu önünde mahkûm etmek ve işkence mağdurlarının yalnız olmadığını, her zaman onlarla dayanışma içerisinde olduğumuzu bir kez daha yüksek sesle dile getirmek için buradayız.

Değerli Basın Mensupları;

AKP hükümetinin "işkenceye sıfır tolerans" beyanına rağmen Türkiye'de ve özellikle bölgemizde işkence ve kötü muamele devam etmektedir. AB uyum yasaları çerçevesinde 2000'li yıllardan sonra azalarak devam eden işkence ve kötü muamele uygulamaları, özellikle 2005'den sonra yeni TCK'nın yürürlüğe girmesi, 2006 yılında TMK'da; 2007 yılında ise PVSK'da yapılan değişiklerle artışa geçmiştir. Kolluk kuvvetleri neredeyse her etkinlik ve toplantıya müdahale etmekte ve orantısız güç kullanmaktadır. Toplumsal olaylardan sonra yoğun işkence ve kötü muameleler kameralara yansımaktadır.

2010 yılında gözaltında işkence ve kötü muamele iddiası ile İHD'ye yapılan başvuru sayısı 47 iken 2011 yılının ilk dört ayında bu sayı 33 olarak tespit edilmiştir. 2010 yılında gözaltı yerleri dışında tespit edilen işkence vakası 122 iken 2011 yılının ilk dört ayında bu sayı 81 e ulaşmıştır. Toplumsal gösterilerde güvenlik güçlerinin müdahalesi sonucu dövülen ve yaralananlar 2010 yılında 222 iken 2011 yılının ilk dört ayında bu sayı 618 olarak belirlenmiştir. 2010 yılında işkence ve kötü muamele iddiasıyla yapılan toplam başvuru sayısı 740 iken 2011 yılının ilk dört ayında yapılan başvuru sayısı 776 olmuştur. Bu veriler göstermektedir ki işkence ve kötü muamelede bir iyileşme yaşanmamış, tam tersine artış yaşanmıştır. Özellikle gözaltı yerleri dışındaki işkence ve kötü muamele iddialarındaki artış dikkat çekicidir. Güvenlik güçlerinin toplumsal olaylara müdahale esnasında gaz bombasını çok yoğun bir şekilde kullanması ve gaz fişeğini şahısları hedef alarak kullanması sonucunda çok sayıda ölümler ve yaralanmalar gerçekleşmiştir.

İşkence ve kötü muamele uygulayan kamu görevlileri hakkında gerekli ve etkin soruşturma işlemlerinin yapılmaması, fiillerinin cezasız kalması ve özellikle son dönemlerde sokak işkencesine dönüşen toplumsal olaylara müdahale ve burada yapılan işkencenin faillerinin tespit edilememesi bu uygulamaların devam etmesi ve artış göstermesindeki en büyük etkenlerden biridir. Bu bakımdan; işkence ve kötü muamele uygulayan kamu görevlilerinin yargılanıp haklarında gerekli ceza tedbirlerinin uygulanması ve yine işkence dosyalarında en sık karşılaştığımız zamanaşımı sorununun giderilmesi, bir insanlık suçu olan işkence suçunun zamanaşımı kapsamından çıkarılması işkencenin önlenmesi konusunda hayati önem taşımaktadır.

Ayrıca 26 Haziran İşkenceyle Mücadele günü kapsamında düzenlemiş olduğumuz etkinlikler kapsamında kentin çeşitli bölgelerine asılan ve üzerlerinde "İşkence bir insanlık suçudur, sokak işkencesine yasal kılıf: orantılı güç" ile "İşkenceye sıfır tolerans, orantısız güce sonsuz müsamaha" ibarelerinin ve toplumsal olaylarda yaşanan görüntülerden elde edilen karelerin bulunduğu afişler hakkında; Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine Diyarbakır 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nin kararı ile toplatılma ve el konulma kararı verilmiştir.

Söz konusu afişlerde kullanılan fotoğraflar Türk Ceza Kanunu'nun 301/2 maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle toplatılmıştır. Fotoğraflarda polisi aşağılayıcı herhangi bir ibare kullanılmadığı gibi, fotoğraflar bölgede yaşanan toplumsal olaylar neticesinde ortaya çıkmış görüntülerden oluşmuş olup daha önce yapılmış birçok etkinlikte de kullanılmıştır. Bu durum bile başlı başına devletin işkence olaylarında failleri koruyup mağdurlar aleyhine bir tutum sergilediğinin kanıtıdır.

Biz aşağıda isimleri bulunan insan hakları savunucusu kurumlar, toplumsal olaylara yapılan müdahale ortamında işkence ve kötü muamele uygulamalarının artış gösterdiğine dair gözlem ve tecrübelerimize dayanarak; toplumsal olaylara müdahalenin şiddetlendiği ve gözaltına alma işlemlerinin yoğunlaştığı bu dönemde işkence ve kötü muamelelerde, hukuk dışı uygulamalarda artış yaşanacağından kaygı duymaktayız. Yetkili tüm kurumları ve hükümeti bu konuda duyarlı olmaya ve sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz.

İHD DİYARBAKIR ŞUBESİ

MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBESİ

TÜRKİYE İNSAN HAKLARI VAKFI DİYARBAKIR TEMSİLCİLİĞİ

DİYARBAKIR BAROSU

DİYARBAKIR TABİP ODASI

KESK BİLEŞENLERİ