Basın Açıklamaları

Diyarbakır STK'lardan Ortak Açıklama

Aralarında MAZLUMDER Diyarbakır şubesi'ninde bulunduğu STK'lar Sağlıkta dönüşün yasasına ilişkin açıklama yapmışlardır.
30.11.2010
BASINA VE KAMUOYUNA

Ülkemizde Sağlıkta Dönüşüm yasası ile insani değerlerden ziyade ticari değerler ön plana çıkmaktadır. Kamu Hastaneleri Birlikleri yasasının yaşama geçirilmesi ile hastaneler otel, fabrika veya banka gibi işletme zihniyeti ile yönetilmeye başlanacaktır Ticari bir merkezde hasta-hekim ilişkisi artık ticari anlayış, kar- zarar perspektifi üzerinden şekillenecektir. Kısacası hastaneler ticarethaneye, hastalar ise müşteriye dönüştürülecektir.

Bölgemizde her alanda olduğu gibi sağlık alanındada geri kalmışlık tüm hızıyla devam etmektedir. İnsanların yaklaşık % 60'ı işsiz olup açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamak zorunda bırakılmıştır. Yeşil Kart sahipleri bölgenin 21 ilinde nüfusun % 38.5 lik oranını oluştururken, diğer 60 il % 8.5'lik oranı oluşturmaktadır. Bu oranla Türkiye' nin en kötü bölgesi konumundadır.

Bölgede ve ilimizde kişi başına düşen yatak sayısı, hekim sayısı, yardımcı sağlık personeli sayısı gözönüne alındığında Türkiye'nin en kötü konumunda olmasına rağmen var olan hastaneler kapatılmak istenmekte veya kapatılmaya da devam etmektedir.

Diyarbakır Devlet Hastanesi 625 yatak kapasitesi ile bir milyonun üzerinde nüfusa hizmet vermekte olup ayrıca Bölge Hastanesi konumundadır. Günlük poliklinik sayısı 3500, ve acil poliklinik sayısı 1000 civarı idi. Ortalama 100 ameliyatın yapıldığı, doluluk oranının yüksekliği, yoğun bakım, kardiovasküler cerrahinin faaliyette olması dolayısıyla Türkiye'nin önemli merkezlerden biri konumunda idi. Bu durumun Türkiye'nin en iyi iş üreten hastanelerinden biri olduğu Bakanlık resmi verisi olarak da bildirilmekte idi.

Devlet Hastanesi'ni bölgeye daha iyi hizmet verme konumuna getirmek için bir önceki başhekim döneminde 15 milyon TL civarında para harcandı. Ameliyathanede var olan 6 ameliyat bölümü sayısı 12' ye çıkarılarak daha da modern hale getirildi. Klinik odalarındaki yatak sayısının azaltılması hariç binanın dış ve içyapısında, acil serviste anlamlı değişiklikler yapıldı. Hastane, Hastaların güven duyduğu bir cazibe merkezi haline getirildi.

Ortadoğu' ya hizmet vermeyi hedefleyen, amacı iyi hekim yetiştirmek ve araştırmak olan Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin altyapısı oluşturulmadan hizmete sokulması bir yana kar etmeyi ilk hedef olarak belirlemesi anlaşılır değildir. Ticaret ön planda olduğundan önce Devlet Hastanesine bağlı poliklinik hizmeti veren Ek Bina, Eğitim ve Araştırma Hastanesine bağlandı. Hekimler 13 km'lik mesafeyi yatan hastaların vizitini ve takibini yapmanın yanı sıra ek binadaki polikliniğe ulaşmak için Süpermen gibi çalışmaya zorlandılar. Tüm bunlara rağmen karlı konum yakalanamayınca bu kez de Devlet Hastanesinin işlevli haline göz dikildi. Devlet Hastanesi A Grup hastaneden B grubuna indirildi, Yoğun Bakım Ünitesi kapatıldı. Takiben Gastroenteroloji Ünitesi, onkoloji vb. yan birimler EAH' ne nakledildi. Bir hastane için önemli olan ve acil şartlarda gerekli olan Göğüs Cerrahisi Servisi de bir çırpıda kapatıldı.

Hastanenin iyi hizmet veriyor konumuna geldiği ifade ediliyorken ne olduysa birden bu konudaki görüşler tamamen değişime uğramaya başladı. Diyarbakır Devlet Hastanesi 09.11.2010 tarihi itibarı ile tarihe karışarak EAH ile birleştirildi. Gelecekte bu bölgede yeni bir hastanenin yapılacağı ifade edilmektedir. Bölgede faal bir hastane varken ve daha 2 yıl önce 15 milyon TL civarı para harcanmışken bu söylem gerçekçi midir? İnsanların güven duyduğu,

Bizler birleştirmenin ne demek olduğunu bölgede 5 milyonluk nüfusa hitap eden tek bölge hastanesi konumunda olan Göğüs Hastanesi'nin kapatılma sürecinde görmüştük. Sağlık Bakanlığı ve iktidar partisinin bölge milletvekilleri tarafından, defalarca Göğüs Hastanesinin kapatılmayacağı, bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda hizmet vermeye devam edeceği, Eğitim Araştırma Hastanesi ile entegrasyon sürecinin sadece baş hekimliklerin birleştirilmesi olarak algılanması gerektiği ifade edilirken, Göğüs Hastanesi kapatıldı. Bu pratiklerden dolayı gerek Sağlık Bakanlığına gerekse bölge milletvekillerine güvenimiz kalmadı.

Bizler yeni ve modern hastanelerin açılmasına karşı değiliz. Aksine bölgede kişi başına düşen yatak sayısının daha da arttırılmasını, ekonomik geri kalmışlıktan dolayı bölgeye pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğine inanıyoruz. Sağlığın ücretsiz, herkese eşit, ulaşılabilir ve nitelikli olmasını talep ediyor ve savunuyoruz. Her ilçeye nüfusuna göre bir kamu hastanesi açılmasının daha doğru ve gerçekçi olacağına inanıyoruz. Özellikle bölgenin sosyoekonomik durumu göz önüne alındığında bunun daha da anlamlı olduğuna inanıyoruz. Diyarbakır'ın ekonomik olarak en geri ve açlık sınırının altında yaşayanların en yoğun yaşadığı bölge konumunda olan Fiskaya, Ben u Sen mahallesi, Şehitlik ve Sur içinde yaşayan insanların merkezden uzak alanlara yönlendirilmesi kabul edilecek bir şey değildir. Bir hastanın EAH' ne başvurusu sırasında refakatçı, ulaşım, yiyecek-içecek, katkı payı ve ilaç bedelini hesapladığımızda yaklaşık 40-45 TL para demektir. Beş kişilik ailenin aylık sağlık harcamasını da hesapladığımızda mağduriyetin ne derecede yoğun olduğunu görmek gerekiyor. Bu, insanlara artık hasta olma demek ve eğer hasta olacaksan her şeye katlanacaksın demek olacaktır.

İddia edilen en önemli nedenlerden birinin hastaların daha iyi hizmet alacağı ve otelcilik hizmetinin iyi olacağı hastanelerde hizmet verilmesinin amaçlandığıdır. Bu yatak kapasitesi ile çevre ile birlikte bir buçuk milyonluk nüfusa hizmet vermek mümkün müdür? Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi altışar kişilik odalarla hizmet vermekte ve çoğu yatakta ikişer kişi yatmaktadır. Eğer çözüm gücü olmak isteniyorsa öncelikle Çocuk Hastanesindeki mağduriyetin giderilmesi gerekmektedir.

Yönetenlere soruyoruz;

Devlet hastanesinin ve Bölge Göğüs Hastanesi'nin eğitim ve araştırma hastanesine bağlandığı başka bir il var mıdır?

EAH' sinin açılmasını beklerken, EAH' sinin Devlet Hastanesi'ne dönüştürülmesi doğru mudur?

Hastalar, 13 km' lik mesafeyi nasıl gidecek? Sorusuna. Taksi tutarak gitsinler söylemi vicdanları sızlatmıyor mu?

Hastaların mağduriyetini, sırf EAH' si karlı konuma gelsin diye kurban mı edeceğiz?

İlin ve halkın sorunlarını insan ve hasta hakkı temelinde çözmek için meclise gönderdiğimiz vekillerimiz mağduriyetin giderilmesi için çaba harcayacak mı?

Dağkapı bölgesindeki hastaların rahatça ulaşabildiği aktif çalışan bir sağlık merkezi sırf birileri kendini kanıtlayacak diye kurban mı edilecektir?

Gelecekte hastanede şirketlere bağlı istihdam edilen yaklaşık 730 çalışana ne olacak?

Bu ilin sağlık planlaması yapılırken ne yazık ki defalarca dile getirdiğimiz halde, kentin dinamikleri sürece müdahil edilmediği gibi görüşleri de alınmamıştır. Başta merkezi hükümete, Sağlık Bakanlığına, bu ilin sağlık planlayıcılarına sesleniyoruz. Sorumluları bir an önce Diyarbakır özelinde gerçekleştirilmek istenen bu yanlış sağlık politikasından bir an önce vazgeçmeye davet ediyoruz.

İlimizin sivil toplum örgütlerini, sağlık planlayıcılarını, ilimizin milletvekillerini duyarlı kamuoyunu soruna sahip çıkmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.

MAZLUMDER DİYARBAKIR ŞUBESİ

DİYARBAKIR SAĞLIK MESLEK ÖRGÜTLERİ PLATFORMU

D.BAKIR TABİP ODASI

SES DİYARBAKIR ŞUBESİ

BÖLGE ECZACILAR ODASI

BÖLGE VETERİNER HEKİMLER ODASI

D.BAKIR DİŞ HEKİMLERİ ODASI

DEV.SAĞLIK İŞ D.BAKIR ŞUBESİ