Basın Açıklamaları

DİN GÖREVLİLERİNİN İNSAN HAKLARI ALANINDA EĞİTİM PROJESİ TAMAMLANDI

Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu tarafından DİHAG (Demokrasi ve İnsan Haklarının Geliştirilmesi) Mikro Proje Programı kapsamında desteklenen ve MAZLUMDER İzmir Şubesi tarafından yürütülen bu proje çalışması resmi olarak 21 Mayıs 2004 tarihinde başlamış ve 12 ilde uygulanan eğitim seminerleri Mart 2005’te tamamlanmıştır.

İnsan Hakları Ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği İzmir Şubesi TÜRKİYEDE MÜSLÜMAN DİN GÖREVLİLERİNİN ULUSAL VE ULUSALÜSTÜ TEMEL İNSAN HAKLARI HUKUKU ALANINDA EĞİTİMİ 2004-2005 PROJE DÖNEMİ ÖZET ÇALIŞMA SONUÇLARI * (Bu metin 02.04.2005 tarihinde MAZLUMDER Genel merkezinde düzenlenen basın toplantısında medya kuruluşlarına dağıtılmıştır.) GENEL BİLGİLER: Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu tarafından DİHAG (Demokrasi ve İnsan Haklarının Geliştirilmesi) Mikro Proje Programı kapsamında desteklenen ve MAZLUMDER İzmir Şubesi tarafından yürütülen bu proje çalışması resmi olarak 21 Mayıs 2004 tarihinde başlamış ve 12 ilde uygulanan eğitim seminerleri Mart 2005’te tamamlanmıştır. Projenin Hedefi: Proje ile Din Görevlilerinin insan hakları alanında eğitilmesi ile öncelikle teorik ve pratik insan hakları bilincine sahip olmaları hedeflenmiştir. Bununla birlikte Din Görevlilerinin sürekli olarak yüz yüze iletişim içinde bulundukları kişilere bilgi aktarımında bulunması, dolayısıyla çok sayıda kişinin bu bilgiyi paylaşarak toplumda temel insan hakları bilincinin yaygınlaşması projenin başlıca hedefleri arasında sayılmıştır. Toplumda var olan dinsel hoşgörüsüzlük ve farklı din mensuplarına yönelik ayrımcı davranışların azaltılması, yaygın insan hakları ihlallerine karşı kolektif bir bilincin artırılması ve bireysel özgürlükleri kullanım yeteneklerinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. Uygulama: Her uygulama bölgesinde bir tam gün eğitim semineri olarak gerçekleşen çalışmanın zaman tablosu aşağıda verilmiştir: Seminer Programı Edirne 25 Eylül 2004 İstanbul 26 Eylül 2004 İzmir 09 Ekim 2004 Manisa 10 Ekim 2004 Balıkesir 20 Kasım 2004 Bursa 21 Kasım 2004 Aydın 25 Aralık 2004 Denizli 26 Aralık 2004 Çanakkale 15 Ocak 2005 Uşak 19 Şubat 2005 Kocaeli 26 Mart 2005 Sakarya 27 Mart 2005 Projenin Beklenen Sonuçları: Kısa dönemde, Eğitim Seminerleri ile Din Görevlilerinin insan hakları bilincinin yükselmesi, iletişim içinde bulundukları çevrelere bilgi aktarımında bulunmaları, dağıtılan eğitim materyalleri ile görev yerlerinde küçük ve mütevazı bir insan hakları arşivine sahip olmaları beklenmektedir. Uzun dönemde, Toplumda insan hakları değerlerine ve insan hakları aktivistlerine yönelik önyargıların kırılması, temel hak ve özgürlüklerin kullanımı yönünde toplumsal bir iradenin gelişmesi, diğer beklenen sonuçlar arasındadır. Eğitimcilerin Profili: Projede, ağırlıklı olarak her biri insan hakları alanında çalışan Hukukçular, Akademisyenler ve Eğitimciler görev almıştır. Yedi farklı konuda 10 farklı eğitimci sunum yapmış, bunlardan üçü alanında uzman kadın eğitimcilerden oluşmuştur. Katılımcıların Profili: Din Görevlileri içinde en yoğun katılım İmam-Hatip, Müezzin ve Kur’an Kursu Öğreticilerinden oluşmuştur. Kur’an Kursu Öğreticileri arasında kadın katılımcıların daha fazla olması dikkat çekicidir. Ayrıca İl İnsan Hakları Kurul Başkanlığı görevini de yürüten Vali Yardımcıları, İl ve İlçe Müftüleri, Müftü Yardımcıları, Vaiz ve Vaize olarak kamu görevi yapan Din Görevlileri de eğitim çalışmalarına ilgi göstermiş, Müftülük personeli de bazı yerlerde katılımda bulunmuştur. Çok yoğun olmamakla birlikte Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenlerinin seminerleri ilgiyle takip ettikleri gözlenmiştir. Yer yer İlahiyat Fakültesi öğrencileri, Avukatlar, Dernek ve Sendika üyeleri de seminerlere katılım göstermiştir. Eğitim Konuları: Aşağıdaki konu başlıkları altında eğitim seminerleri düzenlenmiştir. İnsan Haklarına Giriş (Tanım ve İçerik) Yaşam Hakkı İşkence Yasağı İfade Özgürlüğü Din ve Vicdan Özgürlüğü Kadın Hakları Örgütlenme Özgürlüğü Eğitim Materyalleri: On binlerce sayfadan oluşan eğitimcilerin sunum fotokopileri ile birlikte 4 temel insan hakları kitabı katılımcılara dağıtılmıştır. Özellikle kadına yönelik şiddet ve kadın haklarına dikkat çekmek amacıyla; Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yayınlanan basın açıklaması, Uluslararası Af Örgütü’nün kadına yönelik şiddet ile ilgili raporu ve Başkent Kadın Platformu’nun konu ile ilgili çalışmaları materyal olarak katılımcılara sunulmuştur. DEĞERLENDİRME Beklentiler a) MAZLUMDER açısından: Türkiye’de ilk kez din alanında kamu hizmeti veren hedef kitleye yönelik bir insan hakları eğitimi verilmesi, hedeflere ulaşmak ve beklentileri karşılamak bakımından zor gibi görünse de katılımcıların programa gösterdikleri ilgi bu kaygıları ortadan kaldırmıştır. İnsan Hakları’nın çoğu kez siyasi bir kavram olarak algılandığı göz önüne alındığında toplumsal önyargıların kırılmasının zor ve bir o kadar da uzun bir süreç gerektirdiği bilinmektedir. Bununla birlikte temel insan hakları değerlerinin objektif bir bakış açısı ve içtenlikle paylaşıldığı takdirde insanların düşünce dünyalarında ne kadar hızlı değişime yol açabildiği de açıkça izlenmiştir. Proje eğitimcilerinin önemli bir bölümünün insan hakları alanında uzun yıllardır çalışıyor olmasının yanı sıra dini öğretinin paradigmalarına da sahip olmaları, katılımcılar ile iletişimi kolaylaştırmıştır. Dolayısıyla anlatımlarda pozitif insan hakları hukuku değerleri ile dini öğretinin temel unsurları karşılaştırmalı olarak ele alınmış, böylece katılımcıların anlatılmak istenenleri çok daha rahat kavramaları sağlanmıştır. Nitekim eğitimcilerin kullandığı dil ve anlatım tarzının proje beklentilerinin karşılanmasında çok etkin bir rol üstlendiği değerlendirme formlarındaki ifadelerden anlaşılmaktadır. Din görevlilerinin ilk sunumdan itibaren soru sorma, tartışma veya katkıda bulunma isteklerinin hızla artış gösterdiği, bazen şaşırtıcı da olsa amirleri pozisyonundaki Müftü veya Müftü Yardımcılarının da bulunduğu seminer ortamında sorunlarını ifade ederken yetkilileri eleştirmekten çekinmedikleri gözlenmiştir. Vaize olarak görev yapanların yanı sıra büyük çoğunluğunu Kur’an Kursu Öğreticilerinin oluşturduğu Kadın Din Görevlileri de hem eğitimcilerle ve hem de diğer katılımcılarla son derece rahat iletişim kurmuş ve sorunlarını, beklentilerini tartışmışlardır. Marmara ve Ege Bölgelerindeki illerle sınırlı da olsa bu çalışmayı meslektaşlarından öğrenen farklı yerlerdeki çok sayıda Din Görevlisi telefon ve e-mail yoluyla bulundukları bölgede benzer bir eğitim programının yapılmasını istemişlerdir. Çarpan etkiler açısından en ilginç örneklerden biri de hiç şüphesiz Vali Yardımcılarının talepleri ile görünürlük kazanmıştır. Balıkesir, Uşak ve Aydın’da eğitim seminerlerini izleyen, aynı zamanda İl İnsan Hakları Kurulu Başkanlığı görevini yürüten Vali Yardımcıları, kurul üyelerine yönelik insan hakları eğitimi verilmesi ricasında bulunmuşlardır. Genel olarak bakıldığında, proje uygulayıcısı kuruluş olarak MAZLUMDER, hedeflere ulaşılması ve beklentilerin karşılanması bakımından sonuçları olumlu olarak değerlendirmektedir. b) Katılımcılar açısından: İlk kez insan hakları eğitimi programı ile karşılaşan katılımcıların toplantı sonrası doldurdukları değerlendirme formları, beklentilerin ne ölçüde karşılandığının en önemli göstergesi niteliğindedir. Bununla birlikte, yapılan konuşmalar ve ortaya konulan davranışlara bakıldığında da projenin hedeflerine ne ölçüde ulaşıldığı görünür hale gelmektedir. Bir fikir vermesi bakımından, katılımcıların büyük çoğunluğu program ile ilgili beklentilerinin karşılandığını, program ile ilgili en iyi şeyin insan hakları konusu olduğunu ve dini metinler ile insan hakları hukukunun birlikte ele alınmasını ufuk açıcı ve eğitici bulduklarını dile getirmişlerdir. Hemen her sunum sırasında katılımcıların tartışmaya katılmasıyla özellikle ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, kadın hakları ve örgütlenme özgürlüğü konularında son derece yararlı sonuçlar doğmuştur. Eğitimciler ile ilgili yapılan değerlendirmelerin tamamına yakını övgülerle doludur. Katılımcılar, eğitimcileri özellikle içten ve konularına hakim olmaları yönüyle başarılı bulmuşlardır. Yöntem olarak açık örneklemelerin verilmesi, doğal davranılması, sinevizyon ve tepegöz kullanılmasının anlatımı ve bilgi alışverişini kolaylaştırdığını vurgulayan katılımcılar, dağıtılan eğitim materyallerinden yararlanacaklarına ilişkin düşüncelerini ayrıca dile getirmişlerdir. Programın iki güne yayılması isteği ise tüm katılımcıların ortak dileği olarak değerlendirme formlarına yansımıştır. Din Görevlileri, bağlı bulundukları kamu otoritesine de önemli bir mesaj vermiş ve kendilerine bugüne kadar insan hakları eğitimi verilmemesinden Diyanet İşleri Başkanlığı’nı sorumlu tutmuşlardır. Katılım Tabloları Tablo-1 İllere Göre Katılımcı Sayısı Erkek Kadın Aydın 25 - Balıkesir 38 8 Bursa 40 8 Çanakkale 39 2 Denizli 38 4 Edirne 37 - İstanbul 13 2 İzmir 41 2 Kocaeli 25 15 Manisa 23 4 Sakarya 34 12 Uşak 44 1 Toplam 397 58 Tablo-2 Genel Katılımcı Profili Vali Yardımcısı 3 Müftü 3 Müftü Yardımcısı 5 Vaiz 5 Vaize 6 Kur’an Kursu Öğreticisi 92 İmam-Hatip, Müezzin 248 Büyükşehir Belediye Başkanı 1 İlçe Belediye Başkanı 1 Diğer (Din Kültürü Öğr, Avukat, Müftülük Personeli,Öğrenci, Dernek Üyesi v.b) 91 Toplam 455 Tablo-3 Katılımcılardaki sürdürülebilir değişimin istatistiki göstergeleri Değerlendirme Formu Soruları Evet Hayır Burada geliştirdiğiniz fikirleri diğer insanlara taşıyabileceğinize inanıyor musunuz? %99 %1 Burada dağıtılan materyaller ile görev yerinizde küçük bir insan hakları arşivi oluşturmak ister misiniz? %99 %1 Bu eğitim programını diğer meslektaşlarınıza tavsiye eder misiniz? %100 İnsan Hakları Eğitimine devam etmek ister misiniz? %99 %1 PROJE UYGULAMASINA ETKİ EDEN KURUMLAR Diyanet İşleri Başkanlığı Din Görevlilerinin doğrudan bağlı bulundukları resmi otorite olan Diyanet İşleri Başkanlığından Sorumlu Devlet Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkan Yardımcıları, Diyanet İşleri Başkanlığı Eğitim Dairesi yetkilileri ile proje hazırlık aşamasında bir dizi görüşme yapılmasına ve kolaylaştırıcı bir rol talep edilmesine rağmen hiçbir olumlu adım atılmamıştır. Avrupa Komisyonu yetkilileri Diyanet İşleri Başkanlığı’nın projedeki rolünün önemine dikkat çekerek kurumdan destek mektubu istemiş, ancak Başkanlık destek mektubu vermeyi kabul etmemiştir. Proje uygulama süresi içinde karşılaşılan bazı organizasyon zorluklarının aşılması ve İl Müftülüklerinin çalışma hakkında bilgilendirilerek eğitim seminerlerine Din Görevlilerinin katılımının kolaylaştırılması için Başkanlık yetkilileri ile yapılan görüşmelerden olumlu bir sonuç çıkmamıştır. MAZLUMDER, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu yaklaşımının nedenlerini bilmemekle birlikte, resmi kurumların özellikle insan hakları kuruluşlarına karşı geliştirdikleri ön yargılı direncin etkili olduğuna inanmaktadır. Ancak bu önyargıların resmi bir kurumun üyelerine verilen son derece yararlı olabilecek bir eğitim çalışmasına karşı geliştirilmesinin makul gerekçelerini Diyanet İşleri Başkanlığı yetkililerinin izah etmesine ihtiyaç duyulmaktadır. Diyanet-Sen Sendikası (Destekçi Kuruluş) Projede destekçi kuruluş olarak rol üstlenen ve Avrupa Komisyonu Temsilciliğine destek mektubu iletilen Diyanet-Sen Sendikası’nın yerel temsilcileri genel olarak organizasyon ve katılım desteği sunmuşlardır. Zaman zaman sendika genel merkezinden kimi yöneticilerin olumsuz telkinleri, yerel temsilcilikleri etkilemiş olsa da çalışmalara çok sayıda sendika üyesi Din Görevlisi katılmıştır. Türkiye’de kimi sendikal örgütlerde var olan sivil toplum bilincinin yeterince sağlıklı algılanamayışı ve siyaset-sivil toplum örgütü ilişkisinin tutarlı bir düzeyde sürdürülemeyişi sorununun, STK’lar arasındaki diyalog ve işbirliği çabalarını da olumsuz etkilediği düşünülmektedir. Bu bakımdan değerlendirildiğinde, Diyanet-Sen Sendikasını projeye verilen destek nedeniyle bazı çevrelerin baskı altına almaya çalıştıklarına ilişkin yaygın bir kanaat oluşmuştur. KARŞILAŞILAN RİSKLER-Güvenlik Güçlerinin Tutumu Projede karşılaşılan riskler, Sivil Toplum Kuruluşlarına karşı devletin güvenlik birimlerinin tipik şüpheci yaklaşımlarının bir sonucu olarak görülmektedir. Uygulama bölgelerinin tamamında güvenlik birimleri proje çalışmasını izleme ihtiyacı hissetmişlerdir. Bazen kolluk görevlileri varlıklarını daha yakından hissettirmek için toplantıyı izlemek konusunda ısrarcı olmuşlardır. Bazı durumlarda ise İl Müftülerini ziyaret ederek(!) projeyi daha yakından izlemek istemişlerdir. Söz konusu güvenlik birimlerinin bu davranışlarının katılımcıları olumsuz yönde etkilememesine özen gösterilmiştir. Ancak ülkenin yazılı hukukunda gerçekleştirilen reformların ve sivilleşme çabalarının uygulayıcıların zihinlerinde yeterince çarpan etki uyandırmadığı ve baskıcı yöntemlerin halen genel geçer özellik taşıdığı da açıkça görülmüştür. İnsan hakları örgütlerinin karşılaştığı bu tür alışılmış yıldırma taktiklerine rağmen proje başarıyla tamamlanmıştır. * Bu proje Avrupa Komisyonu Türkiye Delegasyonu tarafından desteklenmekte olup, MAZLUMDER İzmir Şubesi tarafından yürütülmektedir. Burada belirtilen görüşlerin Avrupa Komisyonu’nun resmi görüşünü yansıtması gerekmemektedir. Selvet Çetin Proje Sorumlusu