Basın Açıklamaları

Cüneyt Sarıyaşar: “Uludere katliamı ile ilgili verilen karar hukuk katliamıdır”

Cüneyt Sarıyaşar: “Uludere katliamı ile ilgili verilen karar hukuk katliamıdır”

MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cüneyt Sarıyaşar Uludere olayı hakkında verilen takipsizlik kararı ile ilgili basına verdiği demecinde “Biz MAZLUMDER olarak soruşturmanın askeri savcılığa gitmesiyle bunun, olayın üstünün örtülmesi operasyonu olduğunu net bir şekilde ifade etmiştik” dedi.

Sarıyaşar, olayın askeri yargıda görülmesinin delil karartma olduğunu belirterek “Alınan karar şuan elimizde ve bir mazeret üretmek için 15 sayfa yazı yazılmış, 16. sayfada da bir hükme bağlanmıştır. Delillerin tamamı kamuoyunun önünde iken mahkemenin böyle bir karar vermesi açıkça meselenin kapatılmasıdır. Biz bu konuda hem iç hukuk yollarını zorlamaya devam edeceğiz hem de konunun gerekirse uluslararası hukuk yolları ile yargı meselesi yapılmasının peşinde olacağız. Hatırlarsanız bu vaka olduğunda MAZLUMDER çok önemli bir başlık atmıştı: 'Unutursak Kalbimiz Kurusun!' demişti. Bu olayda sonuç sadece bir bombalamayla kalmamıştır. Siz, 34 insanımızın ölümüne sebep oluyorsunuz ki 13-14 tanesi kan kaybından ölmüştür. Bu olay velev ki bir hata üzerine gerçekleşmiş olsa bile olaydan sonraki devlet refleksi ve vatandaşına karşı devletin davranışı bir aymazlık içermekte, ölenlerden geri kalanlarda da büyük travmalara sebep olmaktadır. Kardeşinin, oğlunun etini insanlara ayıklattırdınız. Nerede bizim ülkemizin uygarlığı? Nerede sizin hava ambulanslarınız? 4,5 saat ambulansları engelleyen personel ile ilgili ne yaptınız? Bunların hepsi bugün hükümete, yürütmeye sorduğumuz sorulardır. Verilen kararda personel amirlerinin emirlerini yerine getirmiştir, bundan dolayı sorumlu tutulamaz deniliyor. O zaman bu karar açıkça şunu ifade etmektedir; Türk yargısı bu emri verenlerin üzerine gitmek zorundadır. Ölenlerin yakınlarına ve tüm topluma karşı sorumlulukları budur” dedi.
 
Cüneyt Sarıyaşar, “Askeri Savcılık tarafından TSK personelinin Meclis ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanunun emrini icra etmişlerdir denildi, sizce bu sivil iktidarı mı gösteriyor?” soruna ise şöyle yanıt verdi: “Yurtdışı bir operasyon olması hasebiyle Bakanlar Kurulu kararını gerektiren bir operasyon sürecinden bahsediliyor ki bununla ilgili kararın önceki sayfalarında Aralık’ın başından itibaren o sınır boyunda olan birçok faaliyetten bahsediliyor. Zaten kararda birçok kilometre taşı arka arkaya dizilip de yol buraya varıyor denmiyor. Yol tespit edilmiş, hata olduğuna karar verilmiş, bu hata nasıl gerekçelendirilir diye yazılmış 10 sayfayı kararda okuyorsunuz. Burada açık bir şekilde delil karartma vardır. Bakanlar kurulunun ve sivil iktidarın sorumluluğu var mıdır? Tabi ki vardır. Ama burada askeri personelin de bu emri yerine getirirken nasıl davrandıkları, nasıl değerlendirdikleri de kesinlikle incelemeye tabi tutulmalıdır. Bununla ilgili de kararda bir takım veriler var ancak kamuoyunu ikna edecek veriler değildir, kendi içinde birçok çelişkiyi de barındırmaktadır. Uludere katliamının sorumlularının bulunması lazım. Mesela bir deprem olduğu zaman bazı binalar yıkılır. Bu binaların yapımında hatalar olabilir. Ama o hatayı yapan mühendisi, ona ruhsatı veren yetkili mercileri yargılıyorsunuz ve hakkında hüküm veriyorsunuz. 34 insanın devletin uçaklarıyla bombalanarak ölümlerine sebep olunması hata ise bu hatayı da kimlerin yaptığının tespit edilmesi gerekiyor. Bu karar bir yargı, hukuk katliamıdır”.