Bilindiği üzere Tunus'da başlayan ve Afrika kıtasından kuzeye doğru genişleyen bir "tunusami" dalgası ile karşı karşıya bulunmaktayız. Arap dünyasının despot yönetimlerine kaşı başlayan bu özgürlük dalgası, uluslararası akbabaları da olayın merkezine çekmiştir.
Arap dünyasının tamamına yakın bir bölümü krallık, diktatör ya da yarı demokratik görünümlü dikta rejimleri ile yarım yüzyılı aşkın bir süredir yönetilmektedir. Bu despot yönetimler çoğunlukla Osmanlı Devleti bakiyesi topraklar üzerinde batıya karşı gibi görünen fakat batı destekli oluşumlarla hayat buldukları tarihi bir gerçektir. Sırtlarını batılı emperyalist güçlere dayayan bu dikta rejimleri bu günlere, birleşmiş milletlerin daimi ve seçilmiş üyeleri ile sıkı işbirliği içinde gelebilmişlerdir.
Oluşan yeni özgürlük mücadelesi sürecinde dikta rejimlerinin tepkileri oldukça sert olmuştur. İktidara karşı doğal muhalefet kanalı bulamayan geniş halk toplulukları namlunun ucuna gelmiştir. Tamda bu konjonktürde batılı müstekbir devletler kurtarıcı postuna bürünerek bölgenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarının üstüne en kanlı yöntemlerle çökmeye çalışmaktadır.
Bu tablo meşhur fil oyununa benzer bir durum arz etmektedir. Filler tepişirken olan karıncalara olur misali bölge halkları küresel güçlerin oyuncağı haline gelmiştir.
Bizler insanların haklarının ve özgürlüklerinin birkaç damla petrolden daha değerli olduğuna inanan insan hakları aktivistleri olarak gelişmeleri yakından takip etmekteyiz. Bölge halklarını bombalayarak dizayn etmek isteyen batılı güçlerin ipini pazara çıkaracağız. Bizler Ortadoğulu ülkelerde yaşayanlar olarak IRAK, AFGANİSTAN da batılı güçlerin getirdiği özgürlüğe çok yakından şahit olmuşuzdur! "Öldürülme özgürlüğü" şeklinde özetlenebilecek anlayış artık çuvala sığmamaktadır.
Özetle Tunus'dan başlayan ve tüm Arap dünyasını saran bu özgürlük mücadelelerinin tamamını destekliyor, bu otoriter rejimlerle kol kola günümüze kadar gelen batılı egemenlerin de gerçek yüzlerini bir defa daha kamuoyuna gösteriyoruz.
Birleşmiş Milletler ve Nato gibi modası geçmiş birliktelikler bu sorunu çözemezler. Bu sorunu sadece kronik hale getirirler ve yüzlerce yıl devam eden düşmanlık tohumları eker giderler. Bu nedenlerden ötürü İslam dünyasında yaşayan insanların artık batıdan medet bekler durumlarını terk etmeleri ve sadece sorunlarını kendilerinin çözeceği sağlam siyasi birliktelikler kurmaları gerekmektedir..
Sonuç olarak MAZLUMDER Sakarya Şubesi olarak tüm Arap dünyasının diktatörlerden kurtulma mücadelesini destekliyor, bu mücadeleden çıkar uman batılı güçlerin de insan hakları anlayışlarını esefle kınıyoruz. Hükümetin mal bulmuş mağribi coşkusuna kapılarak, sözde özgürlük yağdıran askeri operasyonlara hangi gerekçeyle olursa olsun tevessül etmemesinin, tüm bölge insanlarının yaşam ve özgürlük hakları kadar önem arz ettiğinin de altını çiziyoruz..
Kim olursa olsun mazlumdan yana zalime karşı olma kararlılığımızı sürdüreceğiz. Kamuoyuna duyurulur..
TURGAY ETÇİBAŞI
MAZLUMDER Sakarya Şube Başkanı