Önceki eylemlere göre daha renkli geçen,Başörtüsüne Özgürlük eyleminde şiirler okundu, ezgiler söylendi ve hazırlanan tiyatral seramonide Türkiye siyasetine damga vuran siyasilerin, başartüsü sorunu ile ilgili söyledikleri sözlerden demeçler sunuldu ve bu katılımcıların çokça ilgisini çekti. Tuba PARLAK basın metninde ; Başörtülülerin bu ülkenin asli unsuru olup, diğerlerinin sahip olduğu tüm haklardan yararlanma hakkına sahip olduğunu vurguladı. Başörtüsü yasağının halen devam ettiği ifade edildi. KPSS'yi kazanan imam hatip mezunu iki gencin, ÖSYM tarafından Afyonkarahisar Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü'ne yerleştirildikleri halde, yetkililerin, 'Siz imam hatip mezunusunuz, biz sadece teknik lise mezunlarını alıyoruz' açıklamasıyla göreve başlatılmadığına dikkat çekildi.
Ülke gündemiyle ilgili olayların da değerlendirildiği açıklamada, Kürt sorununun silahla çözülmeye çalışılmasının yanlışlığına, PKK,Ergenekon ve Uluslararsı Organizasyonun eylem birlikteliğine dikkat çekildi. Hukuk sistemini ele geçirmiş jakoben bürokratik egemenliğin değişmesi gerektiğine, Gazze'ye ve Filistinlilere zulüm uygulayan işgalci İsrail Devletinin son olaylardaki hadsizliğinin bedelini uluslar arası camiaya ve mağdurlara ödemesi gerektiğine vurgu yapıldı.
Açıklamanın sonuna doğru, Türkiye'de insan hak ve özgürlüklerinin, hukukun üstünlüğünün ve herkes için adaletin gerçekleşmesi için öncelikle mevcut anayasanın değişmesi, her kesimin kendisini ait hissedebileceği,sonradan sorunlara kaynaklık etmeyecek bir sivil anayasanın hazırlanması gerektiğine vurgu yapıldı.Ayrıca açıklama sırasında;"Zulüm Bitene Kadar","Beni Duymayana Ahım Var","Sessiz Kalma Zulüm Alışkanlık Yapar", "Başörtüsüz Asla", "Başörtüsü Ögürlüktür", "Savaşa Hayır Çocuklar Ölmesin"vb dövizler taşındı.Ayrıca basın açıklaması sık sık sloganlarla kesildi.
Tam Basın Metni
Bursa MAZLUMDER olarak gerçekleştirdiğimiz başörtüsüne özgürlük direnişine verdiğiniz destek için hepinize teşekkür ediyoruz. Müslümanların onur olarak kabul ettiği ve dini bir vecibe olarak gördüğümüz başörtüsünün özgürlüğü, artık her türlü hakkın savunulduğu günümüzde acil bir gerekliliktir. Vergi verirken, askere alınırken giyimine ve düşüncesine bakılmayan insanların, okullara ve kurumlara alınırken bir rejim sorunu olarak görülmesinin artık savunulacak bir tarafı yoktur.
Başörtülüler bu ülkenin asli unsuru olup diğerlerinin sahip olduğu tüm haklardan yararlanma hakkına sahiptir.
Gün geçmiyor ki başörtüsü zulmüyle ilgili bir olay yaşanmamış olsun.
KPSS'yi kazanan imam hatip mezunu iki gencin, ÖSYM tarafından Afyonkarahisar Sivil Savunma Arama ve Kurtarma Birlik Müdürlüğü'ne yerleştirildikleri halde, yetkililerin, 'Siz imam hatip mezunusunuz, biz sadece teknik lise mezunlarını alıyoruz' açıklamasıyla göreve başlatılmadığına şahit olduk. İlgili birimlerdeki görevlilerden hesap sorulmasını istiyoruz.
Yine yüzbinlerce öğrencinin üniversitelere girebilmek için sınava girdiği eski adıyla ÖSS, yeni adıyla YGS ya da LYS sınavında da başörtüsü zorbalığı ve zulmü devam etti.
Ey vicdan sahipleri, Ey iman Sahipleri!
Siz ki, bir mazlum görseniz onu savunmakta tereddüt etmezsiniz!
Açı doyurur, yetimi gözetirsiniz!
Eğriyi doğrultmaya gayret edersiniz!
Elinizden ve Dilinizden geleni ardınıza koymazsınız!
Size ne oldu ki ötelenmiş, itilip kakılan, kızlarınıza sahip çıkmıyorsunuz. Bir gün sorulursa : "O hakkı gasp edilen kızların, hakkını savunmaktan seni alıkoyan neydi" diye, ne cevap vereceksiniz.
Ey siyaset Sahipleri! Siz ki meydan meydan dolaşır mavi boncuk dağıtır, herkese açılım yaparsınız, her hakkın kutsal olduğunu haykırır, daha iyi bir Türkiye vaat edersiniz. Kızları ve çocukları horlanan, okullara alınmayan, kimliği ve kişiliği dışlanan insanları halkınızdan saymıyor musunuz?
Televizyon televizyon koşarken bir kez aklınızdan geçiyor mu kaç yüz bin kız çocuğun geleceğinin karardığı? Ezilmişler safına itilmiş bu binlerce insan sizi hiç mi rahatsız etmiyor? Daha düne kadar sizin akrabalarınızın, kızlarınızın, eşlerinizin, kız kardeşlerinizin bu zulüm nedeniyle aşağılandığını, ikna odalarında beyinlerinin kirletilmeye çalışıldığını, mağdur ve mazlum duruma düşürüldüğünü ne çabuk unuttunuz?
Hükümetin iktidar sahibi olduğunu görmek istiyoruz. Duygusal nutuklarla küresel aktör olunmaz. Kendi içindeki zulmü ortadan kaldıramayan bir devletin küresel ve bölgesel bir güç olacağının düşünülmesi bir akıl tutulmasıdır.
Muhalefetin ise çözüme katkı sağlamak yerine başörtüsü sorununu, 'Siyasete girmezse kendiliğinden çözülür' gibi ilkel gerekçelere bağlaması kabul edilemez bir tutumdur. Zikzak Kemal'in önce "başörtüsü sorununu çözeceğim deyip, ertesi gün ben böyle demedim" demesi, ülke sorunlarını nasıl çözeceğinin ipuçlarını vermektedir.
Ey onur sahipleri .... ! İnanmış bir kadın ve erkeğin insanlık onuru olarak seçtiği dininin gereğini yerine getirmesi, diğer haklar içinde sizce de bir yer tutmuyor mu? Bu kıyım ve vicdansızlık hakikaten onur meselesi değil mi?
Ey kalem sahipleri ! Her gün köşelerinizden gündelik geçici konularınız üzerinden, derinlemesine laf kalabalıkları içersinde yoğurduğunuz gündeminizde, hakkı gasp edilenlere yer yok mu? Aydın kişilikler olduğunuz iddiasıyla memlekete nizam vermede yarıştığınız tirajı komik matbuattan, bu ikinci sınıf görülmüş, hakları ellerinden zorla alınanlara yer yok mu?
Ey Emek sahipleri ! Ekmek ne kadar yaşamsalsa hayatımızda , din de o kadar yaşamsaldır. Bu duyarlılığı göstermek Taksime bayrak çekmekten daha mı az insan hakkıdır?
Ey Kanun sahipleri ! Adalete götürmeyen her kanun zulmün bir parçasıdır... Bu zulmün payandası olmayı ne kadar daha sürdüreceksiniz?
Ey Silah sahipleri ! Yüz yıl önce biz başörtüsü için Fransızlara memleketi dar ettik. Fransız kafasına alet olma çabalarına ne zaman dur diyeceksiniz? Barış gününde dost çoktur, savaş gününde kimlerin yanınızda cephane taşıdığını aklınıza getirecek ve onların torunlarına görülen bu zulme karşı ne zaman duracaksınız? Herkesle gülünür ama herkesle ağlanmaz, bunu unutmayınız.
Ey Sermaye sahipleri ! Zarara uğramasından korktuğunuz ticaret sizi çok mu meşgul ediyor? Uğruna gecenizi gündüzünüze kattığınız kârdan daha mı önemsiz kızlarınızın onuru?
Ve biz diyoruz ki;
Faşist bir zihniyetin ürünü olan kışla tipi eğitim sistemi derhal sorgulanmalı ve köklü bir değişikliğe tabi tutularak, özgür düşünceye imkân sağlayacak bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Bu ülkede yaşayan halklar kendi dillerinde eğitim alabilmeli, okullarda kendi kültürünü öğrenebilmeli, kendi şiirlerini okuyabilmeli, kendi tarihini tanıyabilmeli, kendi inançlarını yaşayabilmeli, kendi kimlikleriyle yetişebilmelidir. Halklar arasına nifak ve düşmanlık tohumları eken, coğrafyaları parçalayan zihinsel duvarlara karşı koymak her Müslüman ve insan için imanî ve insani bir sorumluluktur.
Günümüzün bir başka kanayan yarası olan Kürt sorununda da çözüm yolunda önemli adımlar atılmak zorundadır. Devletin, sorunu silah yoluyla çözmekten başka alternatifleri bulunmalıdır. PKK'nin bahane olarak kullandığı, operasyonlar derhal durdurulmalıdır. Silahlara veda edilmeyen bir ortamda hiçbir barıştan hiçbir haktan hiçbir kardeşlikten bahsedilemez. Akan kan bizim kanımızdır. Ölen insanlar bizim insanlarımızdır. Harcanan para bizim vergilerimizdir. Artık birileri kendi egolarını tatmin etmek için bu ülkenin maddi ve manevi kaynaklarını tüketmekten vazgeçmelidir. Devletleri "Akıl" yönetmek zorundadır. Devletleri "gurur" yönetemez . Gurur aklın en büyük düşmanıdır.
PKK'de derhal silah bırakmalıdır. Halkımıza daha fazla zarar vermemelidir. PKK'nin kimlerle iş birliği yaptığına , hangi konjoktöre göre hareket ettiğine, kimlerin safında durduğuna iyi bakılmalıdır. Kan ve zulümle âbad olunmaz. Olmaya çalışanların yeri tarihin çöplüğüdür.
Demokratik bir hukuk devleti olmak artık devletin bir iddiası olmaktan öteye gidememektedir. Yüksek mahkemeler birilerinin cirit oynama alanı olmamalıdır. Seyfi Amcanın hukukunun işletildiği bir ülkenin hukuku, majestelerinin gugukundan öteye gidemez. Ülkenin geleceği HSYK, Danıştay ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin; hakk,hukuk ve insanlık dışı planlarına terk edilmemelidir.
Gazze'ye Yardım götüren gönüllülere yapılan saldırı insanlığa yapılan bir saldırıdır. Yüzyıl da geçse bu hesap sorulmak zorundadır. İnsanları sebepsiz ve sorumsuzca katletmek ancak teröristlerin hüneridir. Hükümet bu konunun takibini yapmalı ve bu insanlık ayıbının hesabını sormalıdır.
Tarihin bu keskin virajında, tüm iç sorunlar barış ve adaletle çözülmeli, dünyadaki sorunlara duyarsız kalınmamalıdır.
İnsanların kendilerini özgür ve mutlu hissedebilecekleri sivil bir anayasa derhal hazırlanmalıdır. Anayasa değişikliği çalışmaları sınırlı ve dar kapsamlı olmamalı, sonradan ortaya çıkabilecek sorunlara kaynaklık etmemelidir. Ortak bir hedef için hareket eden Ergenekon, PKK ve Uluslararası organizasyonların referandumu engelleme çabaları deşifre edilmelidir. Hukukun üstünlüğünün şiar haline geldiği, üstünlerin hukukunun sona erdiği, hiç kimsenin eğitim ve çalışma hakkının elinden alınmadığı bir ülke hepimizin özlemidir.
Ülkenin dört bir yanında her hafta, her ay başörtüsü yasağı için direnen kardeşlerimizi saygıyla selamlıyor ve muhabbetlerimizi gönderiyoruz.
Bizler yasak bitene kadar bu meydanlardan inmeyeceğiz.
Siyasilerin Başörtüsü Hakkındaki Söylemleri
Süleyman Demirel:
"Başörtülüler üniversiteye giremez, türban özgürlük falan değildir, bu gericiliktir.İlle de başörtülü okumak istiyorsanız, Arabistan' a gidin"
Kenan Evren :
"Allah kadının saçının görünmesini istemeseydi, saçsız yaratırdı."
Hüsamettin cindoruk:
"Aile fotoğraflarına baktığımız zaman sadece bizim devlet adamlarının eşleri türbanlı, Ürdün, Mısır, Suriye gibi devlet adamlarının eşleri medeni ve başları açıktır.
Mesut Yılmaz:
Bu mesele benim siyasi hayatımın sonu da mal olsa başörtüsüne belli noktalarda geçit vermeyeceğim. imam-hatip okullarının orta kısmının kapatılması ve Kur'an kurslarının kaynağının kurutulması, aydınlık geleceğimizin reform projesidir. Bu projeye "hayır" diyenler ise, aydınlıktan korkan yarasalardır.
Kemal Kılıçdaroğlu:
Başörtüsü sorununu ben çözeceğim.Sizi sigortalı yapacağım,ertesi gün yok yok ben öyle demedim.Belki de çözerim,ya durun,arkadan bir şeyler fısıldamayın.kafam karışıyor.çözeceğim çözmeyeceğim.çözüldüm.
Rahşan Ecevit:
Kemal Bey'e destek verelim ki başörtülülere haddini bildirsin.
İlker Başbuğ:
"Vicdansızlara soruyorum. 'Allah Allah' diye askerine hücum ettiren bir ordu, nasıl Allah'ın emri başörtüsüne irtica diye karşı çıkar.Aynı annenin oğluna şehit derken kızını nasıl irticacı diye düşünür?Ayrıca eşi başörtülü diye, askeri nasıl ordudan atar? Vicdansızlıktır!, lanetliyorum bunları!" demiyor, mış gibi yapıyor.
Hasip Kaplan:
Başörtüsü konusunda sınırsız özgürlük getiren teklifleri desteklemeyeceğiz.
Tansu Çiller:
"Demokrasi aşınızdır, ekmeğinizdir, başörtünüzdür, sahip çıkın... Bu seçim, evladını başörtülü diye üniversiteye yollayamayanların seçimi olacak. Zulüm edenlere karşı hesap soranların seçimi olacak." dedi. Ama hiçbir adım dahi atmadı.
Devlet Bahçeli:
Devletin kuralları kutsaldır. Devlet olmazsa din de yaşanmaz, çok zorlanırsanız,başörtünüzü çözerek bu sorunu çözebilirsiniz. Nesrin Ünal'da sorunu çözdü.
Deniz Baykal:
"Türkiye'de başörtüsü diye bir sorun yoktur. Temizlikçi başörtülü kadınlara bir şey diyen mi var.Gayet özgürler.
Mehmet Ali Şahin:
Başörtüsü sorunu yüzde 1.5′ un gündeminde olan bir konu. Bizim önceliğimiz türban değil,işsizliktir.
Bülent Arınç:
"Başörtüsü sorunu çözmek bizim namus borcumuzdur.Acaba borcunuzu ne zaman ödeyeceksiniz?
Recep Tayyip Erdoğan:
Sevgili vatandaşlarım gördüğünüz gibi ben başörtüsü sorununu çözemiyorum.Çözümsüzlükten dolayı gönlüm yaralı,içim yanıyor.Eşim de kızım da mağdur ama iktidarım bunu çözmeye yetmiyor.Daha önce hocam denedi partisi kapatıldı.Ben denedim kapatılmaktan kıl payı kurtuldum.Bu sorunu çözüm adresi bu ülkenin iktidarını elinde tutanlarındır.Onlar ne zaman izin verirlerse o zaman sorun çok kolay çözülür.Üzgünüm ey halkım...
Ey başörtülüler
Ey başörtülü anneleri,babaları
Ey başörtülü eşleri
Ey başörtülü kardeşleri
Ey başörtülü akrabaları
Ey başörtülü arkadaşları
Ey başı açık vicdan sahipleri
Gördüğünüz gibi siyasiler başörtüsü sorununu çözemiyorlar,çözmek istemiyorlar. Kimi sorunu çözeyim diye rant elde ediyor. kimi sorunun önündeki engel olarak rant elde ediyor.
Artık yeter diyoruz.gelin soruna sahip çıkalım. Sorunu ancak biz çözebiliriz. Bunca sene suskunluğumuz yetmedi mi? Çektiğimiz acılar az mı geldi?
İnsiyatif almalıyız,artık.
Kimseden dilenmeden hakkımızı direnerek almalıyız.Özgürlükler verilmez alınır.
"Öyleyse çözülmeyin ve moralinizi bozmayın.Eğer yüreğinizde gerçek iman varsa sırtınız asla yere gelmez".(Al-i İmran 139)
Yaşasın başörtüsüne özgürlük...
Yaşasın Filistine özgürlük...
Yaşasın tüm mazlum halklara özgürlük...
MAZLUM DER BURSA ŞUBESİ